Uluslararası seçim gözlemcilerine göre, 14 Mayıs seçimleri zor bir süreçte gerçekleşecek. Seçimlere bir ay kala açıklama yapan müşahede heyeti başkanı Schwabe “büyük endişe” duyduklarını açıkladı

Uluslararası gözlemciler Türkiye’de 14 Mayıs’ta gerçekleştirilecek cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin “zor bir seçim ortamında” yapılacağına işaret etti.
Avrupa Kurulu Parlamenter Meclisi (AKPM) seçim müşahede heyeti başkanı Frank Schwabe, Cuma günü Alman haber ajansı dpa’ya yaptığı açıklamada “Bizim açımızdan bu seçimlerde ve Türkiye’nin durumunda büyük tasa yaratan pek çok konu var” dedi.
Schwabe, seçimlere bir ay kala yaptığı değerlendirmede, bilhassa demokrasi seviyesi, medya ve ifade özgürlüğü ile toplanma hürriyeti bahislerinde telaşlı olduklarını dile getirdi.
Ancak aksiliklere karşın, “Türk demokrasisinin tekrar de şaşırtan derecede dirençli” olduğunu vurgulayan Schwabe, “Türkiye’de bir seçimin nasıl gözlemleneceğini bilen etkin bir sivil toplumun var olduğunu” sözlerine ekledi.
Avrupalı parlamenter, “bundan ötürü, seçim günü, halkın sandıktaki tercihinin sonuca da yansıyacağına dair kesin bir güven duyulabilir” sözlerini kullandı.
Muhalefet de endişeli
14 Mayıs’ta gerçekleştirilecek seçimlerde yaklaşık 64 milyon seçmen sandık başına gidecek. Muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu, 22 yıldır iktidarda olan Recep Tayyip Erdoğan ile Cumhurbaşkanlığı için yarışırken, anketler seçimin başa baş geçeceğine işaret ediyor.
Seçim, 6 Şubat’ta meydana gelen yıkıcı zelzelelerin gölgesinde yapılıyor. Müşahede heyeti kendilerine, zelzelenin tesirli olduğu bölgelerde seçimin lojistik organizasyonu ile ilgili telaşlar iletildiğini belirtti.
Bir Yüksek Seçim Kurulu (YSK) üyesinin açıklamasına göre şu ana kadar 100 bin civarında depremzede yeni bir ikamet yerine kayıt yaptırdı. Resmi açıklamalara göre ise 3 milyon 700 bin kişi ikamet ettiği bölgeyi terk etmiş durumda.
Seçim gözlemcileri ayrıca muhalefet partilerinin, bilhassa sağlanan kaynaklar ve kamu medyasının iktidar yanlısı yayınlarından ötürü seçim sürecinin adil şartlar altında gerçekleşmeyeceğine ilişkin önemli boyutlarda telaş taşıdıklarını aktardı.
Türkiye’de medyanın büyük kısmı direkt yahut dolaylı olarak hükümetin denetimi altında bulunuyor.