enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
44,8794
EURO
52,8599
ALTIN
6.914,86
BIST
14.493,27
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
17°C
İstanbul
17°C
Açık
Salı Çok Bulutlu
20°C
Çarşamba Yağmurlu
11°C
Perşembe Az Bulutlu
15°C
Cuma Parçalı Bulutlu
16°C

Fehmi Koru: Bazı insanlar yanlışta olduklarını, yanlış insanı desteklediklerini neden kabul edemiyorlar?

“Bazı insanlar, birtakım ülkelerde, yanlışta olabilecekleri ihtimaline kendilerini kapatmış durumdalar. Hallerinin cahillikle bir ilgisi yok; aklı başında olması gereken yazarlar, gazeteciler bunlar…”

Fehmi Koru: Bazı insanlar yanlışta olduklarını, yanlış insanı desteklediklerini neden kabul edemiyorlar?
31.12.2023 07:30
12
A+
A-

Fehmi Koru*

Bir müddettir zihnimde dolaştırdığım soruya bugün bir yabancı mecmuayı okurken yanıt buldum.

Cevabını aradığım soru şu: Baskıcı rejimlerin karar sürdüğü ülkelerde, rejime yakın pozisyonda bulunan insanlar, sanki baskıcı bir rejim altında yaşadıklarını anlamakta neden zorlanıyorlar?

Rusya sözgelimi.

Putin’den önce de özgürlükçü ve demokrat bir ülke değildifakat Putin oraya, muhalefete hiç izin tanımayan, muhalif aydınlara cezaevlerini layık gören, gazetecileri kurşunlatan yeni bir cins rejim getirdi. Putinciler, rejim yanlıları bunun farkında mı değiller yoksa aldırmıyorlar mı?

Veya İsrail.

Netanyahu ile birlikte, bir kısmı vatandaş olarak kabul edilmiş, bir kısmı ülkelerinin işgali altında bulunan Filistinliler için tam bir karabasan görünümünde İsrail. Gazze’deki yırtıcı savaş daha evvelkilere rahmet okutuyor.

İyi de Netanyahu’nun partisinin ve koalisyon hükümetini oluşturan partilerin üyeleri, içeride ve dışarıda Netanyahu’yu destekleyen Museviler, olup bitenlerin farkında oldukları halde, nasıl oluyor da aldırmaz görünüyorlar?

Aynı soru Belarus ve Macaristan benzeri ülkelerin iktidar partilerine destekleyici insanlar için de sorulabilir.

Hatta, Hollanda’da ve kimi Avrupa ülkelerinde oburlarının dinine ve derilerinin rengine müsamahayla bakmayan siyasilere oy veren insanlar da benim sorumun tamamiyle dışında değiller…

Cevabı Londra’da çıkan, ekseriyetle İngiltere vatandaşı Musevilerin cemt haberlerini öğrenmek için abone oldukları haftalık Jewish Chronicle (JC) mecmuasının son sayısını gözden geçirirken buldum.

JC benim her hafta atlamadan göz attığım bir mecmua. Sadece Yahudi cemtine kendilerini ilgilendiren haberleri derleyip sunmakla kalmıyor, vakitte cemte mensup çok önemli müelliflere görüş ve niyetlerini sayfalarından paylaşma imkanı da sağlıyor.

Ünlü ve çok önemli yazarları var derginin…

Dergi Gazze’de Hamas militanlarının çıkışı ile başlayan süreçte ilk günden beri Netanyahu siyasetlerini savunuyor. Hiç denecek kadar az sayıda farklı değerlendirmelere yer verdi bugüne kadar. Yazarları da savaşı kendileri aynıi değerlendirmeyenlere karşılık yetiştirmekle meşgul.

Hele herhangi bir İngiliz siyasetçi İsrail ya da Gazze savaşı hakkında değişik bir değerlendirmeyle kamuoyu önüne çıksın, JC o şahsa zalimce tenkit okları savuruyor.

Son sayının şimdi 6. sayfasına geldiğimde, karşıma çıkan ‘Netahyahu stratejisinin öldüğü yıl’ başlıklı yazı beni ilk şaşırtan oldu. Yazıya eşlik eden iki fotoğraftan Netanyahu’ya ait olanında ‘güvenilmez oldu’ alt yazısı var. Başkasında ise, elinde tuttuğu pankartın üzerinde ‘Bibi’ye sakın güvenme’ yazan bir muhalif yer alıyor… [Bibi, Netanyahu’nun kısa ismi.]

Derginin devamlı muharrirlerinden Anshel Pfeffer’in yazısı bu.

New York’tan yazan Ben Clerkin’in yazısının başlığı da farklı: ‘Anti-Semitizmin ABD’de yeni olağana dönüştüğü üzülesi yıl’…

Stephen Pollard isimli muharrir İngiliz Emekçi Partisi içerisinde İsrail’e karşı sert açıklamalarda bulunan milletvekillerine yanıt yetiştiriyor.

Karen Glaser isimli bayan muharrir, genç bir dostuyla ortasının açıldığının öyküsünü anlatıyor. Bayan arkadaşı kendisine “Kusura bakma ama seninle dostluğuma son veriyorum, İsrail’i savunan biriyle dost olamam” mesajı göndermiş…

Alex Carlile, bir diğer müellif, ‘İsrail propaganda savaşını Hamas’a kaybediyor’ başlıklı yazısında kederini en yakınlarına anlatamamaktan şikayet ediyor.

Derginin iç sayfalarından birinde, Filistin ile İsrail’i temsil eden iki gençle ilgili bir fotoğraf var. Resmi bir İtalyan çizmiş, Portekiz’in başşehri Lizbon’da sergilenmekteymiş. Omuz omuza vermiş iki genç resmi, İtalyan ressama göre, “Tek bir yol var, fakat bir ortada olursak…” manasına gelmekteymiş…

Bu yazının girişinde gördüğünüz resme dikkatle bakmışsanız, Musevi gencin yüzünün karalandığını göreceksiniz. JC mecmuası, resme ‘Üzgün yüz’ başlığını uygun görmüş…

Yazılar arasında dolaşırken bir şeyi fark ettim: Müelliflerin hiçbiri,bir tanesi bile, kendilerinin yanlışta olduğunu düşünmüyor, diğerlerinin İsrail’i suçlamasını anlamakta zorlanıyor.

Aradığım yanıtı o sayede buldum: Birtakım insanlar, birtakım ülkelerde, yanlışta olabilecekleri ihtimaline kendilerini kapatmış durumdalar. Hallerinin cahillikle bir ilgisi yok; aklı başında olması gereken yazarlar, gazeteciler bunlar…

Eminim, Netanyahu’ya bel bağlamış olanlarla Putin’in, Lukashenko’nun, Orban’ın, Wilders’in taraftarlarını birleştiren çizgi bu.

Rahatladım.

*Bu yazı fehmikoru.com adresinden motamot alınmıştır.

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.