“Bizi istemeyenler kimdir?”

CHP çarşamba günü yapılan Parti Meclisi (PM) toplantısı sonrası uzun yıllardır Yılmaz Büyükerşen’in yönettiği Eskişehir’de değişime gitti. Büyükerşen’in de önerisi doğrultusunda, belediye genel sekreteri Ayşe Ünlüce aday gösterildi. Bu süreçte neler yaşandığını, neler konuşulduğunu anlatan Büyükerşen, genel merkezin yaptırdığı anketler için “25 senede şayet partililerimiz bizi tanımıyorsa anketle tanıması kırıcı bir olaydı. Kırıldık, burkulduk biraz. Üzülmedimkırıldım daha doğrusu” dedi.
Bu dönem adaylık koymayı düşünmediğini anlatan Büyükerşen, neden adaylık başvurusu yaptığını,“Yeni Genel Başkanı’mıza telefon ediyor. Diyor ki ‘Bizde büyükşehir belediye başkan adayı çıkmadı. Ne yapacağız? Bu ste kadar hiçbir müract olmadı’. Onun üzerine kendisi talimat vermiş, demiş ki ‘Acele kendilerini görün, dilekçelerini alın st 17.00’yi geçirmeden bana internetle geçin ve bilgisayardan girsin’. Biz de talimat kabul ettik yeni Genel Başkan’ın sözlerini.ben de bu niyette olmadığım halde bir sorun çıkarmış olmamak için dilekçemi de yazdım” diye anlattı.
Genel Başkan Özgür Özel’e “Bizi istemeyenler kimdir?” diye sorduğunu anlatan Büyükerşen, “Çok kalabalık değiliz, 15 kişiyiz” cevabını aldığını ifade etti. Büyükerşen, “Kimlerdir onlar, bilmiyorum. Yalnız içlerinden bir adedini bilirim. Talebemdir, mezunumdur. Çok yaramaz, haylaz bir öğrencimdi. İsmini vermeyeceğim. Parti Meclisi’nde değil şimdi. Bunlardan bahsetmeye gerek yok” diye devam etti.
Eskişehir’de 25 yıldır büyükşehir belediye başkanlığı yapan ve 6’ncı dönem için CHP’den adaylık müracaatında bulunan Yılmaz Büyükerşen bu kere aday gösterilmedi. 86 yaşındaki Büyükerşen’in yerine, onun işaret ettiği Ayşe Ünlüce aday gösterildi.
Sözcü TV’de İpek Özbey’in sunduğu Nokta Atışı programına konuk olan Büyükerşen süreci şöyle özetledi:
“Bu dönem, 25 sene dolunca aday olmamayı düşünüyordum. ‘Artık yeter’ diyordum. Bir de değişimcilik çıktı. Benim yaşlı olduğum da belli. 86 yaşındayım. Tadında bırakalım bu işi, artık dinleneyim. Yazacağım yazılar, okuyacağım kitaplarım var, yeni kitaplar yazacağım.
Bu durumdayken biliyorsunuz adaylık için son müracaat tarihi geçtiğimiz ayın 5’i akşamı st 5’e kadardı. Kent liderimiz, yeni Genel Başkanı’mıza telefon ediyor. Diyor ki ‘Bizde büyükşehir belediye başkan adayı çıkmadı. Ne yapacağız? Bu ste kadar hiçbir müract olmadı’. Onun üzerine kendisi talimat vermiş, demiş ki ‘Acele kendilerini görün, dilekçelerini alın st 17.00’yi geçirmeden bana internetle geçin ve bilgisayardan girsin’. Biz de talimat kabul ettik yeni Genel Başkan’ın sözlerini. derhal ben de bu niyette olmadığım halde bir sorun çıkarmış olmamak için dilekçemi de yazdım, diğer iki arkadaşımla bir arada gönderdik.
“Bana imalı bir şekilde, ‘Sizin de yaşınız 86 oldu, biliyorsunuz yenilikçiler var. Yenilik isteniyor’ dendi”
Bakıyoruz ilan edilmeye başlandı adaylar. Biz yokuz. ‘Niye?’ dedik bu kadar uzadı. Dediler ki ‘Anket yaptırıyoruz’. ‘Ne anketi yaptırıyorsunuz?’. ‘Halk sizi istiyor mu, istemiyor mu?’ Bana imalı bir şekilde, ‘Sizin de yaşınız 86 oldu, biliyorsunuz yenilikçiler var. Yenilik isteniyor’. ‘Ne olacak, ne yapacağız? Bırakalım o zaman’. ‘Yok’ dediler, anket yaptırıyoruz.
Genel Başkan ile Ankara’da görüştük. Anketlerin sonuçlarında benden memnuniyet 80 çıkmış 100 üzerinden. demişler ki ‘Bu tamam da bir de Eskişehir’de sanki değişim isteniyor mu, istenmiyor mu?’ O da anket. Anket olunca esasen kırıldık. Üç belediye başkanı, üçümüz de kırıldık.
“’Bizi istemeyenler kimdir?’ diye hamasetle sordum”
25 senede şayet partililerimiz bizi tanımıyorsa anketle tanıması kırıcı bir olaydı. Kırıldık, burkulduk biraz. Üzülmedim ama kırıldım daha doğrusu. Bilhassa ben. Durum basına intikal edince sayın Genel Başkan’a sordular. Sayın Genel Başkan da televizyonda şu tabirleri motamot söyledi: ‘Eskişehir Yılmaz hocanın çocuğudur. Çocuğunun geleceği konusunda konuşacağız kendisiyle, o denli belirleyeceğiz.’ Görüşme yaptık, gördüm ki benim çocuğumu ben elbetteki güvenebileceğim bir vasiye teslim ederim. Adaylıkta ısrar ettiğimi söyledim. Daha önce ki görüşmemizde de bana sormuştu: ‘Sen şayet olmaz isen, vazgeçersen kim olabilir?’ diye. Ben de genel sekreterim var, bir hukukçu. İstedim ki ‘Eğer bunu seçerseniz benim yerime, geri alırım müracaatımı. Bu ilk örnek olur ve Türkiye’de CHP’nin bayan eleman eksiği, bu bahiste çektiği dertlere örnek teşkil eder. Yürek gelir Türkiye’deki bütün aydın, entelektüel Atatürkçü kadınlara’ dedim, bu türlü bir teklif yaptım.
“‘Bizi istemeyenler kimdir?’ diye de yürekle sordum Genel Başkan’a”
Bir kavram kaosu, daha doğrusu anlayış farkı var. ‘Bizi istemeyenler kimdir?’ diye de cüretle sordum Genel Başkan’a. ‘Çok kalabalık değiliz, 15 kişiyiz’ dedi. Kimlerdir onlar, bilmiyorum. Yalnız içlerinden bir adedini bilirim. Talebemdir, mezunumdur. Çok yaramaz, haylaz bir öğrencimdi. İsmini vermeyeceğim. Parti Meclisi’nde değil şimdi. Bunlardan bahsetmeye gerek yok.”