Erdoğan, 15 yıl aradan sonra cumhurbaşkanı seviyesinde ilk defa Bağdat’ı ziyaret edecek. 22 Nisan’daki ziyaretle birlikte Irak-Türkiye ilgilerinde yeni bir dönem başlayacağı beklentisi var.

Gülsen Solaker
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın uzun bir aranın ardındanIrak’a 22 Nisan’da yapacağı ziyaret ile Türkiye ile Irak arasında PKK ile ortak mücadeleyi de kapsayabilecek ve enerji ile ticari bağlantıların güçlendirilmesi birçok farklı alanı içeren yeni ve güçlendirilmiş bir iş birliği modelinin kurulması hedefleniyor.
Erdoğan, Irak’ın başşehri Bağdat’ı ziyaret etmesinin akabinde Irak’ın Kürdistan Bölgesel İdaresi’nin başşehri Erbil’e de gidecek.
Alt yapısı iki ülke yetkilileri arasında ağır bir trafikle uzun bir müddettir hazırlanan ziyaret sırasında iki ülke münasebetlerinin çeşitli alanlarda yapısal çerçevesinin kurulması için bir dizi mutabakata imza atılması bekleniyor.
İki ülke arasında yeni bir periyodun kapısının açması beklenen ziyaretin ana gündem başlıkları daha önce ortak komiteler kurularak çalışmalarına başlanan “terörle mücadele, ticaret, tarım, enerji, su, sağlık ve ulaştırma” olarak sıralanıyor.
İki ülke arasında hangi mutabakatlar yapılacak?
Ziyaret öncesinde iki ülkenin niyet kuruluşlarını bir araya getiren toplantı için Bağdat’ta bulunan ORSAM (Ortadoğu Araştırmaları Merkezi) Irak Çalışmaları Koordinatörü Bilgay Duman, Irak’ın başkentindeki atmosferi şöyle anlatıyor:
“Ziyaret genel olarak yeni bir periyoda giriş olarak isimlendiriliyor ve ilgilerin her alanda işbirliğiyle somutlaşacağı bir sürecin beklentisi içerisindeler. Yeni bir düzen ortaya çıkacak aynıi gözüküyor.”
Duman, iki ülke arasında daha önce yapılan açıklamalar doğrultusunda iki askeri işbirliği dahil teröre karşı ortak mücadele, ekonomi, su, sağlık, lojistik ve ulaştırma gibi alanlarda mutabakat muhtıralarının imzalanmasının beklendiğini belirtiyor.
Erdoğan da son kabine toplantısının akabinde gazetecilerle sohbetinde ziyaretine ilişkin “Türkiye ve Irak olarak münasebetlerimizi farklı bir tabana oturtacağız” demişti.
Ziyaretin ana gündemi güvenlik ve PKK ile mücadele
Ziyaret sırasında masadaki en çok önemli başlıklardan biri son periyotta hızlanan görüşme trafiği kapsamında PKK ile mücadele ve genel olarak güvenlik hususları olacak.
Türkiye ve Irak makamlarının 14 Mart’ta Bağdat’ta gerçekleştirdikleri 2. Güvenlik Zirvesi sonrasında ortak bildiri yayınlanmış ve bu toplantıdan PKK’nın Irak topraklarındaki varlığının sona erdirilmesini hedefleyen çok önemli sonuçlar çıkmıştı. Irak yönetimi, Türkiye’nin terör örgütü olarak gördüğü PKK’yı “yasaklı bir örgüt” olarak tanımlarken Türkiye ile ortak tedbirler konusunda da uzlaşıya açık olduğunu beyan etmişti.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, AKP’nin TBMM’deki grup Toplantısı öncesi gazetecilerin soruları üzerine ziyarete dair “Planlamalarımızı yaptık, çalışmalar devam ediyor. Uzun yıllar sonra ilk defa bu türlü bir stratejik muahedeyi imzalayacağız Iraklı dostlarımızla. PKK ile ilgili ‘PKK terör örgütü’ demese de ona yakın bir ifadeyi ilk sefer kabul ettiler” diye konuşmuştu.
Irak, Avrupa Birliği pek çok kuruluş ve ülke tarafından “terör örgütü” olarak tanınan PKK’yı bu türlü sınıflandırmıyor.
Bilgay Duman, Irak idaresinin PKK’yı “yasaklı örgüt” olarak tanımasının uzun zaman aldığını ve bu tarifin bile çok çok önemli olduğunu söyleyerek böylece yasaklı bir örgüt olarak gördüğü PKK ile mücadelede birtakım sorumluluklarının ortaya çıktığını söylüyor. Duman’a göre bu yeni süreçte yalnızca PKK’ya karşı değil aynı vakitte PKK ile ilintili sivil toplum kuruluşları yahut siyasi örgütlere karşı da birtakım adımların atılabileceğini belirtiyor.
Türkiye’nin Irak ile güvenlik alanında son devirdeki ağır diplomasi trafiğinin ilk adımları aslında yaz aylarında atılmıştı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, göreve gelmesinin akabinde Ağustos ayında ilk defa gittiği Irak’ta gerek Bağdat yönetimi gerekse Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi ve Kürdistan Yurtseverler Birliği yetkilileri ile görüştü.
19 Aralık’ta ise Irak’ın Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin Ankara’ya geldi ve iki ülke arasındaki güvenlik tepesinin birincisi düzenlendi.
Bu görüşmeden sonra yayımlanan ortak bildiride iki ülke heyetlerinin terörle mücadele, güvenlik ve su alanları başta olmak üzere ikili ve bölgesel hususlarda kapsamlı istişarelerde bulundukları belirtildi.
Bu çok önemli doruğun akabinde ise PKK’dan 22-23 Aralık ve 12 Ocak tarihlerinde peş peşe hücumlar geldi. Bu ataklarda 22 asker hayatını kaybetti.
Görüşme trafiği daha sonra Yaşar Güler ve MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın Irak’a ziyaretleri ile devam ederken Erdoğan 4 Mart’taki kabine toplantısından sonra “İnşallah bu yaz, Irak hudutlarımızla ilgili sıkıntıyı kalıcı olarak tahlile kavuşturacağız. Irak-Suriye hudutları boyunca 30-40 kilometre derinliğinde güvenlik koridoru oluşturacağız” dedi.
Bu çerçevede Türkiye’nin yaz aylarında Irak’ta PKK ile mücadele emelli sürdürdüğü Pençe Kilit operasyonlarına farklı boyutlar eklemesi beklentisi hala yüksek. Bu muhtemel yeni operasyonun Bağdat idaresiyle koordine şekilde yapılması, bunun için bir “ortak harekât merkezi” kurulması da gündemde.
Bu ortada ziyaret kapsamında PKK’ya dayanağı nedeniyle Türkiye’nin tepkili olduğu Kürdistan Yurtseverler Birliği’ne (KYB) yönelik bir mesaj verilip verilmeyeceği de çok önemli olacak.
Erbil ziyaretinin ehemmiyeti ne?
Erdoğan’ın Bağdat ziyaretinin akabinde Irak’taki diğer durağının Erbil olması bekleniyor.
Erbil’deki temaslar gerek enerji iş birliği gerekse yaklaşan parlamento seçimlerindeki istikrarlar açısından çok önemli görülüyor.
Ankara’nın yakın ilişkiler içinde olduğu Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) 10 Haziran’da yapılması beklenen seçimlere katılmayacağını açıklamış ve bu bölgedeki tansiyonu artırmıştı.
Duman, Bağdat merkezi hükümetiyle KDP’nin hala belli noktalarda anlaşamadıklarını hatırlatarak, Erdoğan’ın ziyaretine Erbil’e eklemesi hakkında şunları söylüyor:
“Türkiye’nin Bağdat’la ilişkileri konusunda zaman zaman kuşkular ortaya çıkmıştı. Sanki Türkiye Erbil’i göz arkası mı ediyor yahut Erbil’in yerine Bağdat’ı mı tercih ediyor… Ziyaret gösteriyor ki Türkiye açısından Erbil ve Bağdat ile ilişkiler birbirine alternatif değil birbirinin tamamlayıcısı.”
Kalkınma Yolu Projesi
Türkiye ile Irak arasında hedeflenen yeni devrin tek boyutunu güvenlik oluşturmuyor.
İki ülkenin son devirde güvenlik alanındaki yakınlaşmasını besleyen iş birliği alanları olarak Kalkınma Yolu ve enerji başlıkları öne çıkıyor.
Irak açısından olduğu kadar Türkiye için de çok önemli görülen Kalkınma Yolu ile Doğu Asya ve Basra Körfezi ülkelerinden Irak’ın güneyinde inşa edilen Fav Limanı’na gelecek yüklerin önce Türkiye’ye, buradan da Avrupa’ya ulaştırılması planlanıyor.
Irak’ı Avrupa’ya ve dış dünyaya açacak olan projenin finansmanı için Katar ve Suudi Arabistan Körfez ülkelerinin katkısı beklenirken, bu projenin hayata geçmesine İran’ın bakışı ve tepkisi de çok önemli noktalardan biri.
Duman, Kalkınma Yolu’nun iki ülkeyle ilgili olduğu kadar aynı vakitte bölgesel istikrar ve iş birliğini ön plana çıkartacak bir proje olduğunu ifade ederek, Ankara’nın bu projeye İran’ın da katılmasına soğuk bakmadığını belirtiyor.
Basra Körfezi’ni Türkiye üzerinden Avrupa’ya ve Orta Asya’ya bağlaması hedeflenen proje için Irak tarafında yaklaşık 1.200 kilometrelik demiryolu ve otoyol üretimi, Türkiye tarafında ise mevcut ulusal demiryolu ve karayolu ağına yaklaşık 130 kilometrelik demiryolu ve 300 kilometrelik otoyol inşası gerekiyor.
Gül’ün 2009 ziyaretinden sonra ilk
Erdoğan’ın ziyareti 15 yıl aradan sonra cumhurbaşkanı seviyesindeki ilk ziyaret olacak.
Geçmiş periyotta 2008, 2009 ve 2011 yıllarında Irak’ı başbakan olarak ziyaret eden Erdoğan, 13 yıl sonra yapacağı ziyaretle Irak’a ilk defa cumhurbaşkanı olarak gitmiş olacak.
Türkiye’den cumhurbaşkanı seviyesinde Irak’a son resmi ziyaret ise Abdullah Gül tarafından Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin daveti üzerine 23-24 Mart 2009 tarihlerinde düzenlenmişti. Gül’ün 2009 yılındaki ziyareti Irak’a Türkiye’den cumhurbaşkanı seviyesinde 33 yıl aradan sonra yapılan ilk ziyaret olması açısından kıymet taşımıştı.
Irak’a Gül’den önce Türkiye’den yapılan son cumhurbaşkanı ziyareti ise 26 Nisan 1976’da Fahri Korutürk döneminde olmuştu.
Eski Cumhurbaşkanlarından Turgut Özal’ın son Irak ziyareti ise başbakanlığı döneminde 1988’de yapılmıştı.