enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
45,0245
EURO
52,7553
ALTIN
6.803,12
BIST
14.270,63
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
17°C
İstanbul
17°C
Parçalı Bulutlu
Cumartesi Parçalı Bulutlu
22°C
Pazar Açık
20°C
Pazartesi Az Bulutlu
16°C
Salı Açık
16°C

Diyarbakır’da cezaevinde 10 tutuklunun demir çubuk ve sopalarla dövülerek öldürülmesiyle ilgili dava zaman aşımına uğradı

“Oy çokluğuyla alınan karara karşı oy kullanan Yargıtay üyesi, sanıkların hareketlerinin hukuka uygunluk ve görev hudutları açısından daha ayrıntılı incelenmesi gerektiğini savunmuştu

Diyarbakır’da cezaevinde 10 tutuklunun demir çubuk ve sopalarla dövülerek öldürülmesiyle ilgili dava zaman aşımına uğradı
25.09.2024 09:00
3
A+
A-

Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde 1996 yılında 10 tutuklunun demir çubuk ve sopalarla dövülerek öldürülmesine ilişkin 89 kişinin yargılandığı dava, zaman aşımı nedeniyle düştü.

28 yıllık yargılama süreci

24 Eylül 1996 tarihinde Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde meydana gelen olayda, 10 tutuklu hayatını kaybetmiş, 24 tutuklu ise yaralanmıştı. Olayın akabinde aralarında asker, polis, gardiyan, cezaevi hekimi ve müdürünün de bulunduğu 89 kişi hakkında dava açıldı. Lakin dava süreci, metot ve esas istikametindeki eksiklikler nedeniyle iki kere Yargıtay’dan geri döndü.

Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi, 2019 yılında sanıkların cürümlerinin zaman aşımından düştüğüne karar verdi. Müştekilerin avukatları, bu kararın hukuk dışı olduğunu ifade ederek temyize başvurdu. Kısa Dalga’nın aktardığına göre, yaklaşık beş yıl süren temyiz sürecinin akabinde Yargıtay 1. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin kararını oy çokluğuyla onadı. Böylelikle yaklaşık 28 yıldır süren dava, cezasızlıkla sonuçlandı.

Yargıtay’ın kararı ve karşı oy gerekçesi

Yargıtay kararında, yerel mahkemenin sanıkların eylemlerini tanımlarken kullandığı suç unsuru ve hukuksal değerlendirmelerinde kusur bulunmadığı belirtildi. Lakin oy çokluğuyla alınan karara karşı oy kullanan Yargıtay üyesi, sanıkların hareketlerinin hukuka uygunluk ve görev hudutları açısından daha ayrıntılı incelenmesi gerektiğini savundu. Karşı oy münasebetinde, müdahalenin “kastı aşan adam öldürme” olarak değerlendirilip zaman aşımı kararı verilmesinin hukuk dışı olduğu ifade edildi.

Ne olmuştu?

1996 yılında Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde, gardiyan ve askerlerin “cezaevi nakillerine karşı başlatılan isyanı bastırma” gerekçesiyle müdahalesi sonucu Erkan Hakan Perişan, Cemal Çam, Ahmet Çelik, Edip Dilekçi, Mehmet Nimet Çakmak, Rıdvan Bulut, Mehmet Kadri Gümüş, Kadri Demir, Mehmet Arslan ve Hakkı Tekin hayatını kaybetti; 24 kişi ise yaralandı.

Olayın akabinde başlatılan soruşturma kapsamında açılan dava, 2007 yılında sonuçlandı. 62 sanık “kastın aşılması suretiyle birden fazla kişiyi öldürmek” ve “görevi berbata kullanmak” suçlarından beşer yıl hapis ve üçer yıl kamu hizmetinden men cezasına çarptırıldı. Üç sanık bert ederken, yedi sanık hakkındaki suçlamalar zaman aşımına uğradı. Dava sürecinde hiçbir sanık tutuklanmadı.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, eksik soruşturma yapıldığı gerekçesiyle 2007’de kararı bozarak belgeyi yerel mahkemeye geri gönderdi. Olaylarda ağır yaralanan ve daha sonra hayatını kaybeden Kadir Demir’in tedavi edilmeden öteki bir cezaevine sevk edilmesi nedeniyle haklarında dava açılan 17 kamu görevlisinin dosyası da bu davayla birleştirildi ve sanık sayısı 89’a yükseldi. 2014 yılında yeniden görülen davada, Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi 62 sanığa beş yıl hapis cezası verirken, 20 sanık hakkında bert kararı verdi; yedi sanık hakkındaki suçlamalar ise zaman aşımı nedeniyle düşürüldü.

AİHM kararı ve tazminat

Mağdur avukatları, davanın makul sürede sonuçlanmadığı gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdu. AİHM, Avrupa İnsan Hakları Mukavelesi’nin hayat hakkını garanti altına alan 2. hususu ve işkence ile kötü muameleyi yasaklayan 3. hususunun ihlal edildiğine hükmederek, Türkiye’yi 2010 yılında 798 bin euro tazminata mahkûm etti.

Kızılcık Şerbeti’nin iftiracı “deli kadınları” iş başında; Sönmez ve Pembe’ye sevgili adayı yok mu?


 

 

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.