enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
45,9016
EURO
53,3928
ALTIN
6.569,97
BIST
13.662,75
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
27°C
İstanbul
27°C
Parçalı Bulutlu
Perşembe Hafif Yağmurlu
26°C
Cuma Parçalı Bulutlu
22°C
Cumartesi Az Bulutlu
22°C
Pazar Az Bulutlu
24°C

Ertuğrul Özkök: Hangi siyasetçi çişini yaparken, kabine değişikliğinde bakan olarak atandığını öğrendi?

Ertuğrul Özkök: Hangi siyasetçi çişini yaparken, kabine değişikliğinde bakan olarak atandığını öğrendi?

Ertuğrul Özkök: Hangi siyasetçi çişini yaparken, kabine değişikliğinde bakan olarak atandığını öğrendi?
15.10.2024 07:00
8
A+
A-

Türk medyasının tâ evvelce beri büyük bir merakı vardır.

Kimler bakan olacak…

Başlıkta bu olunca insan kendini tutamaz okur.

Nitekim dün Hürriyet’te Abdülkadir Selvi’nin yazısının başlığı şöyleydi:

“Hangi bakanlar değişecek…”

Tabii ki anında daldım ve okudum…

Yazının sonuna kadar gittim…

Sonunda öğrenebildiğim tek şey şu oldu:

“Bazı bakanlar değişecekfakat şu an için kimin değişeceği bilinmiyor…”

Yani daha bir süre oyalanacağız tekrar “Bakan toto” ile…

Ama ben size öteki bir bakan değişimi kulisi vereyim.

Hem de ismini vererek…

Çok ünlü bir siyasetçi tam pisuvardayken telefonu çalıyor

Çok ünlü bir siyasetçi, hepiniz tanıyorsunuz…

Kabine’de değişiklik konusunun konuşulduğu stlerdeyiz.

Herkes tuvalete bile lacilerini çekerek giriyor.

Adını birazdan vereceğim ünlü siyasetçi tuvalettedir.

Tam pisuvarın başında işemeye başladığı sırada cep telefonu çalar…

Bir eliyle pantolonunun fermuar kısmını açık tutmaya çalışırken, öteki eliyle cep telefonunu çıkarır ve ekrana bakar…

Baktığı anda da “hazır ol”a geçer…

Ekranda ‘en tepedekinin” telefon numarası var

Çünkü ekranda “İktidarın en tepesindeki” kişinin ofisinin numarası vardır.

Hemen açar…

Karşısında en üstteki kişi vardır ve direk kelama girer:

“Sizi bakanlığına getiriyorum…”

Çişini yapmakta olan siyasetçi hayretler içindedir.

Pantolonunun fermuarını kapatmadan “kendisine tevdi edilen görevi” kabul eder.

Evet olay bu…

Kabul edin ki, her gün medyada okuduğumuz “Kim bakan olacak?” yazılarından daha eğlenceli…

Kimdir bu tuvalette bakanlık sorumluluğunu kabul eden siyasetçi?

Biliyorum kimileriniz “Olur mu bu türlü şey diyecek” oluyormuş ve olmuş.

Üstelik bunu “işeyen adam” şahsen kendisi anlattı.

Sizi daha fazla merakta bırakmayayım.

Bakanlık teklifi aldığında işeyen adam İngiltere’nin eski başbakanı Boris Johnson.

Bu ay başında onun hatıra kitabı çıktı.

700 sayfadan oluşan “Unleashed” adlı kitabı geçen hafta perşembe günü yayınlandı.

Türkçeye nasıl çevrilir bilemedim.

“Tasmasız Köpek” ya da daha nazikçe “Sansürsüz” diyebilirsiniz.

Konuşma 2016 yılı temmuz ayında tuvalette geçmiş

Kitabın bir özeti eylül ayı sonunda Daily Mail ve Mail on Sunday gazetelerinde yayınlandı.

Dün de New York Times’da kitap üzerine bir yazı okudum.

Kitabı okumadım.

700 sayfalık bir kitabı okuyabileceğimi de sanmıyorum.

Ama okuduğum özetlerden eğlenceli biri olduğu belli.

Yukarıda anlattığım olayı da işte bu kitapta anlatıyor.

Adam resmen 2016 yılı Temmuz ayında çişini yaparken, o devrin yeni başbakanı Theresa May’den bu telefonu almış ve Dışişleri Bakanlığı sorumluluğunu fermuarı açıkken kabul etmiş iyi mi…

Başbakan sanki sifon sesini duymuş mudur?

Cep telefonu çağında başımıza sık sık geliyor.

Bazı insanlarla telefonda konuşurken fondan gelen sifon sesini işitiyoruz…

Belki farkında olmadan biz deşeyi yapıyoruz.

Pisuvarlarda sifon yokotomatik mesafeye ayarlı flaşlar var.

Geri çekildiğiniz an su sesi geliyor.

Başbakan Theresa May de bu türlü bir ses duydu mu bilmiyorum.

Kitapta o detay yok.

Theresa May de başbakanlıktan ayrıldıktan sonra bir kitap yazdı ama onunki farklıydı.

O “gücün berbata kullanılmasını”, “güç zehirlenmesini” anlatmıştı.

Belki ilerde anılarını yazarsa, pisuardan gelen sesi duyup duymadığını da öğreniriz.

Netanyahu ‘işeyen bakanın’ tuvaletine dinleme böceği mi koydu?

Kitaptan bir diğer farklı alıntı daha vereyim.

O da ‘işeyen bakan’ın periyoduna ait.

İsrail Başbakanı Netanyahu 2017 yılında, Dışişleri Bakanlığı sırasında Boris Johnson’u ziyarete gitmiş.

Görüşmenin ortasında Netanyahu “Tuvaleti kullanabilir miyim?” diye sormuş.

O da tabii demiş.

“Bakanlık odamda Londra Centilmenler Kulüpleri’ndekine bâtın bir arka oda vardı orayı gösterdik” diyor.

Netanyahu tuvalette biraz uzun kalmış.

Johnson, “O gittikten sonra saklı servis tuvalette bir araştırma yaptı ve bir böcek buldu” diyor.

Yani dinleme aleti konmuş.

Netanyahu’nun günahını almayalım diyeceğim ama Gazze’de yaptığı vicdansızlıklardan sonra rahatça günahını alabiliriz.böceği onun koyup koymadığı tespit edilememiş.

Depodaki Covid-19 aşılarını getirmek için Hollanda’ya askeri operasyon planlamış

Durun dahası var.

Covid-19 sırasında yaşadığı olay, onun karakterini de ortaya koyuyor.

Covid-19 salgını büyüyünce bulunan aşılara ilk izin veren hükümetlerden biri Boris Johnson’un Başbakanlığını yaptığı İngiltere olur.

İngiliz Sağlık Bakanlığı Hollanda’ya yüklü miktarda aşı sipariş verir.

Ancak gelecek aşıların Hollanda’da alıkonulduğu ve gönderilmediğini öğrenirler.

Başbakan Boris Johnson bunun üzerine önemli ciddi Hollanda’ya askeri bir operasyon yapmayı ve ilaçları getirmeyi gündeme getirir.

Neyse ki Dışişleri’nden akıllı bir yetkili “Bu NATO’da müttefikimiz bir ülkeye saldırmak manasına gelir” deyip vazgeçirmiş.

Ne yazık ki 21’inci yüzyılın bize vadettiği popülist liderler bunlar

İşte büyük umutlarla girdiğimiz 21’inci yüzyılın bize getirdiği “popülizm” ve “popülist liderlerin” karakteri bu…

Ve ne yazık ki, 20’inci yüzyılın ilk yarısında dünyayı tarihinin en büyük felaketine götüren popülist başkanlardan hiç farkı olmayan bir liderlik profili bugün dünyanın yazgısına hâkim.

Ülkelerin, çocuklarımızın, torunlarımızın mukadderatları onların iki dudağının ortasından çıkacak sözlere bağlı.

İşte Netanyahu…

İşte Trump

İşte Hindistan’ın Modi’si…

İşte Macaristan’ın Orban’ı…

İşte Venezuela’nın Maduro’su…

Ve Ortadoğu’nun başındaki İhvan’cı; İslamcı despotlar

Ve Ortadoğu’da onların karşı cephesindeki “İslamcı otoriter başkanları ve rejimler…”

İşte İran’ın başındaki mollalar rejimi…

İşte Hamas’ın başındaki İhvan’cı Sinvar

İşte Lübnan halkını felakete sürükleyen İran’ın vesayet örgütü Hizbullah…

Ne yazık ki bu popülist liderler dönemi kapanmadan, bizim bölgemiz de “Siyasi İslam’ın” istibdadından özgürleşmeden ne bölgemizin ne de dünyanın başı kaygıdan kurtulacak.

 

ÜÇ ADIMDA DÖRT DÖRTLÜK BİR ALGI OPERASYONU

Bir dönem birtakım köşe yazarları AKP’ye oy veren vatandaş için “göbeğini kaşıyan adam” sıkıntısı.

Sevmediğim, doğru bulmadığım bir kavramdı.

Ama son bir haftadır yaşadıklarımızı alt alta yazdığımda gördüğüm tablo ve vardığım sonuç şu:

AKP’ye oy veren beşere “göbeğini kaşıyan adam” diyen zihniyet dönemi kapandı.

Ama bu defa AKP’ye oy verene, vermeyene “göbeğini kaşıyan adam muamelesi” yapan iktidar dönemi açıldı.

Eminim rahmetli Bekir Coşkun bulutların üzerinden Pako’suyla bir arada bakıp bakıp gülüyordur.

Sayın vatandaş virgülü devletin neresine koyalım?

Allah aşkına TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un şu yaptığına bakın.

Durup dururken Anayasa’nın ilk 4 unsurunu tartışmaya açtı.

Hem de öylesine eften püften bir mazeret ile açtı ki…

Ona uysak referanduma gidip vatandaşa soracağız:

“Virgülü devletin önüne mi kopalım, gerisine mı takalım?”

İnsan ister istemez “Sayın başkan şu lisanının altındaki baklayı bir çıkarsan” diyor içinden.

Kendi partisinin makul insanları bile karşı çıkınca bu kez işi çevirip ne dedi?

“Bana karşı algı operasyonu yapılıyor…”

Bir adım ötesi “üst akıl”, iki adım ötesi “dış güçler” üç adım ötesi “İsrail bize saldırıyor…”

Aynen bu olacak…

Hoppala…

Kim kime algı operasyonu yapıyor Sayın Başkan…

Sayın Başkan algı operasyonu mu diyorsunuz; buyurun size bir tane

Bir algı operasyonu mu diyorsunuz; bakın ben size dört dörtlük algı operasyonu anlatayım.

ADIM 1:

Önce durup dururken ortaya “Karabağ’a nasıl girdiysek, Libya’ya nasıl girdiysek oraya da gireriz” diyerek İsrail’e savaş açacağımız manasına gelen sözler edersiniz.

ADIM 2:

Sonra “Trruz” konumundan vazgeçerek, bu sefer “İsrail bize saldıracak” iddiasını  ortaya atarsınız.

ADIM 3:

Sonra da vatandaşın kredi kartına göz dikip, oradan “savunma fonu” keseceğiz diye resmen vergi salarsınız.

Sizin iktidarınız yapıyor bunu şu an…

Üstelik zelzele fonları, 15 Temmuz paraları nereye gitti söylemeden

Deprem fonlarına kesilen paraların, hatta 15 Temmuz şehit ve gazileri için toplanan paraların hesabının verilmediği, verilemediği bir ülkede şu anda “savunma fonuna para” kesilecek.

Gerekçe ne? İsrail saldıracak…

Üstelik de “Çelik kubbe kuracağız” diyerek, bugüne kadar ki S-400 yanlışınızla Türkiye’nin hava savunma gücünü nasıl zfa uğrattığınızı alenen itiraf ederek…

Söyler misiniz bundan daha ayıp bir algı operasyonu olabilir mi…

Diyorum ya artık yalnızca size oy vermeyen insanları değil;

Size oy veren insanlara da “Göbeğini kaşıyan insan” muamelesi yapmaya başladınız.

Vallahi de billahi de o muharrirlerin yaptığından çok daha ayıp ve çok daha büyük günah bu…

 

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.