“Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisini imzaladıkları için ihraç edilen Barış Akademisyenleri, uğradıkları haksızlıklara tepki göstererek …

“Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisini imzaladıkları için ihraç edilen Barış Akademisyenleri, uğradıkları haksızlıklara tepki göstererek taleplerini sıraladı. 9 unsurdan oluşan talepler arasında işe geri dönüş ve devam eden haksızlıkların sonlandırılması yer aldı.
Barış Akademisyenlerinden Fikret Uyar’ın okuduğu “Akademi biat etmez” başlıklı açıklama şöyle:
“Bölgede uygulanan uzun vadeli sokağa çıkma yasaklarında; ev, hastane ve okullar başta olmak üzere hayat alanları tahrip olmuş, bireylerin temel gereksinimleri karşılanamaz duruma gelmiş, yaralanma ve ölümlere neden olmuş, yakınlarının ölülerini defnedilememesi dehşet dolu türlü olaylara şahit olunmuştur. Ne yazık ki; yaşanan dramların tesirinin kolay kolay geçmeyeceği, uzun yıllar boyunca insanların davranış ve ruh sıhhatini olumsuz etkileyeceği hafızalarımızda bir kâbus aynıi hatırlanacaktır. Yaşanan bu toplumsal travmaya, vicdanlı bilimsel yetkinliğe sahip bilim insanlarınınsessiz kalmaları düşünülemezdi.
Birçok üniversiteden 1128; devamında 2212’yi bulan akademisyenlerin imzaladığı 11 Ocak 2016 tarihli “Bu Suça Ortak Olmayacağız” barış bildirisiyle, “Müzakere şartlarının hazırlanması ve kalıcı bir barış için tahlil yollarının kurulması” istendi.
Üniversitelerin olağanüstü hali OHAL’in ilan edildiği 20 Temmuz 2016’dan önce Barış İçin Akademisyenler bildirisiyle başladı. Yaşananlar tam manasıyla bir “akademik kıyımdı”: Darbe teşebbüsü ile irtibatı olmadığı halde, OHAL KHK’ları ile binlerce çalışan; eğitim işçisi yanında 500’e yakın barış imzacısı sorgusuz-sualsiz, haksız bir şekilde akademiden uzaklaştırıldı.
İş cinayetleri, bayana ve çocuklara yonelik siddet ve cinsel istismar olayları, insan hakkı ihlalleri, Anayasaya aykırı karar ve uygulamalar, ‘suç olmadan ceza olmaz’/’suçun şahsiliği’/’kişi suçu ispatlanıncaya kadar masumdur’ temel hukuk prensipleri ve karinelerinin açıkça çiğnenmesi, eğitim-oğretim ve arastırma kurumlarının içi boşaltılarak sıradan devlet dairesi haline getirilmeleri, üretimdeki fevkalade düşüşe paralel olarak artan işsizlik ve ekonomik-sosyal-siyasi kriz üstte açıklanan hukuk ve insanlık dışı karar ve uygulamaların sonucudur. Bu kaostan çıkmanın tek yolu parlamenter demokrasinin yeniden inşasıyla eşitlik, özgürlük, barış ve adalet taleplerinin karşılanmasıdır. Türkiye’nin olağanlaşması ve iç barışın sağlanması için haksız ve hukuksuzca, çoğu, yöneticilerin mesnetsiz raporlarıyla işlerinden edilen tüm barış akademisyenlerin talepleri aşağıda sıralanmıştır;
Bizler barış akademisyenleri olarak toplumsal ve vicdani misyonumuz olan ülke barışı için dün olduğu bugün de yarında barışı her yerde her platformda savunmaya ve anlatmaya devam edeceğiz.
Yaşasın barış yaşasın özgürlük.
BARIŞ AKADEMİSYENLERİ”