Ertuğrul Özkök, eşinin ismine gönderme yapan “Tansu’ya Mektuplar” başlığı altında yazdığı ve “newsletter” olarak paylaştığı yazılarında bugün …

Ertuğrul Özkök, eşinin ismine gönderme yapan “Tansu’ya Mektuplar” başlığı altında yazdığı ve “newsletter” olarak paylaştığı yazılarında bugün, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar‘ın, sınır güvenliği konusunda gazetecileri ağırlamasını bahis alarak, “AKP iktidarının Milli Savunma Bakanı bunları Sözcü gazetesinin bir köşe müellifine, arkadaşımız Deniz Zeyrek’e anlatmıştı. Yani Türkiye’nin en tesirli muhalif gazetesinin, tekrar muhalif bilinen tesirli bir yazarına…” sözlerini kullandı.
Özkök’ün “O ‘Sözcü’ müellifinin bu fotoğrafta ne işi var” başlıklı yazısı şöyle:
O ‘Sözcü’ müellifinin bu fotoğrafta ne işi var
Rahatsız bir geceden sonra bu sabah uyandığımda beni bir sürpriz bekliyordu.
Sürpriz Sözcü gazetesinin bir haberiydi…
Bana göre günün en çok önemli haberiydi.
Hem de iki bakımdan günün en çok önemli haberiydi.
Haberden bile çok önemli ikinci öge
Birincisi Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, son günlerin en çok önemli sorunu olan göçmen sorununda görüşlerini anlatmıştı.
Hem de ikna edici şekilde anlatmıştı.
Tahminen ondan da değerlisi, bu görüşlerdi kime anlattığıydı.
Zira AKP iktidarının Milli Savunma Bakanı bunları Sözcü gazetesinin bir köşe muharririne, arkadaşımız Deniz Zeyrek’e anlatmıştı.
Yani Türkiye’nin en tesirli muhalif gazetesinin, tekrar muhalif bilinen tesirli bir yazarına…
Bekan Sözcü müellifinin yanına diğer kimleri almıştı?
Sabah gazetesinden Melih Altınok, Haber Türk’ten Mehmet Akif Ersoy, Kanal D’den Zafer Şahin ve Süper Haber Cengiz Er…
Cengiz Er Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kuzenidir.
Tahmin ediyorum birlikte fotoğrafları vardır,ben göremedim.
Bir gazeteci bulursa değişik olur.
“Sınırlarımız kevgire döndü” diyen muhaliflere, muhalif gazetede yanıt
Ne diyordu kimi muhalefet yazarları ve konuşmacıları?
“Sınırlarımız kevgire döndü, gelen geçiyor…”
Hulusi Akar, bunun doğru olmadığını anlatıyor.
Yalnızca anlatmıyor, bir de yerinde gösteriyor.
Üstelik Deniz Zeyrek’i uçağına almış, sona götürmüş, karakolları gezdirmiş ve yerinde anlatıp göstermişti…
Üstelik aynı karede diğerleri da vardı:
Yanlarında Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ve Kara Kuvvetleri Komutanı Musa Aysever de varmış.
Geçersiz görüntüler üzerine konuşuyorlar
Zeyrek gördüklerini, dinlediklerini çok çarpıcı ve renkli biçimde yazmış.
İlgiyle okudum.
Hulusi Akar, televizyonlara çıkan emekli subayların ve yorumcuların “Sınırımız kevgire döndü” sözlerine sitem etmiş.
“Sahte görüntülerle palavra haberler yapılıyor” demiş.
Ve Sözcü bu mülakatı şu başlıkla vermiş:
“Sadece emeğe hürmet bekliyoruz…”
Bakanın konuşmaları bana ikna edici göründü.
Hakikaten de Türk Ordu’sunun bugün hem Ege’de hem doğu hududumuzda nasıl çalıştığını, ne büyük fedakârlıklarla mücadele ettiğini, teknolojik imkânlarının nasıl geliştiğini izliyor ve bunlar bir
vatandaş olarak bana güven veriyor.
Bakan muhalefete niçin muhalif medyada karşılık veriyor
Pekala bakan bu mesajı niçin muhalif bir gazetenin, muhalif bir köşeyazarına söylüyor?
Karşılığı çok kolay. Üç sebebi var:
(*) BİR: Zira muhalefetten gelen tenkitlere en ikna edici yanıt verebileceği mecra orası.
(*) İKİ: Sözcü, bugün muhalif kesitin hiç tartışmasız en büyük gazetesi. Yazarları da muhalif kanat üzerinde tesirli.
(*) ÜÇ: Deniz Zeyrek muhalif bir köşe yazarı ama fanatik değil. Vicdansız değil. Köşesini bir davanın mevzi olarak değil, gazetecilik için kullanan bir meslekdaşımız.
Yani bakan son derece mantıklı ve doğru bir şey yapmış.
Necati Doğru ile Ahmet Altan karedeydi
Bu kareye bakarken bir diğer fotoğraf karesini hatırladım.
2006 yılında Genelkurmay hepimizi şaşırtan, hatta şoke eden bir teşebbüste bulunmuştu.
O günlerde “İkinci Cumhuriyetçi” diye bilinen ve askerlerin çok kızdığı, kimi müelliflerin her gün kurşuna dizdiği birtakım köşe müelliflerini, sınır bölgelerinde PKK’ya karşı mücadele eden karakollarımıza götürmüştü.
Dün o seyahate katılanların listesine tekrar baktım.
Kimler var kimler…
Kimler kimlerle aynı uçakta, karede…
Şimdi sıkı durun sayıyorum…
Necati Doğru ile o devirde yerden yere vurduğu tescilli “İkinci Cumhuriyetçilerden” Oral Çalışlar, Yavuz Gökmen, Ahmet Altan, Mehmet Altanuçakta, benzer helikopterde…
Cumhuriyet’in Yalçın Doğan’ı, Deniz Som’u ile Abdurrahman Dilipak ve Şahin Alpay, Ali Bayramoğlu uçakta…
Fatih Altaylı ile İsmet Berkan, Gülay Göktürk, Sevinç Düzel de benzeyenuçakta…
Enis Berberoğlu ile İlnur Çevik de o uçakta…
Üstelik gece karargahta kalıp, Mehmetçik karavanasına kaşık sallamışlar…
Asıl şu anda sıkı durun…
Bu birbirine düşman köşeyazarlarını uçakta aynı kareye sokan kimdi?
Devrin güçlü komutanı Çevik Bir ve Erol Özkasnak’tı…
Şimdi bir düşünelim…
28 Şubatçı kumandanlar bile bugününün köşeyazarlarına göre daha mı hoşgörülüydü…
Ve o devrin birbirine düşman köşeyazarları bile kareye girmekte sakınca görmüyor muydu…
Çok başarılı bir seyahatti ve Genelkurmay doğru olanı yapmıştı…
Şimdi iktidar yazarları ne diyecek, muhalif yazarlar ne?
Şimdi merak ediyorum…
Sanki muhalif kanattan biri çıkıp Deniz Zeyrek için “Yıkama yağlama yaptı” diyecek mi? Yakasına yapışıp, “Ne işin var senin o uçakta” diyecek mi…
Dememeliler…
Zira arkadaşımız son derece olağan bir gazetecilik olayını başarılı bir şekilde yapmış.
Ya iktidar kanadı…
Sanki bu fotoğrafa bakıp, demediklerini bırakacaklar mı…
Yapmamalılar…
Dediğimi bakan hem siyaset hem mesleğimiz açısından doğru bir şey yapıyor.
İtirazı olan varsa, bakanın söylediklerini eleştirerek yapabilir.
Sanki bu adım akreditasyon sistemininr kapısını ortalar mı?
Bu sabah okuduğum bu haber beni umutlandırdı.
Kendi kendime “Acaba bu yanlış akreditasyon sistemi bitiyor mu?”
diye düşündüm.
“Keşke Cumhurbaşkanının uçağından da bu türlü bir kare gelse ve onlardan birinde ben de yer alsam diye hayal kurdum.
Hulusi Akar’a bir gazeteci olarak teşekkür ederim.
Bu ülkenin makul insanlarının alkışlayacağı bir adım attı.
İnşallah bu adım, seçimde Cumhurbaşkanı’nın uçağının da kapılarını bu gazetelerin köşe müelliflerine ortalar.
O kişinin orada ne işi vardı, bu kişi niçin yoktu gibi manasız bir tartışma ve linç de sona erer..