enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
44,8651
EURO
52,8845
ALTIN
6.907,71
BIST
14.201,05
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
14°C
İstanbul
14°C
Az Bulutlu
Cumartesi Az Bulutlu
16°C
Pazar Parçalı Bulutlu
16°C
Pazartesi Çok Bulutlu
18°C
Salı Çok Bulutlu
19°C

Nazlı Ilıcak: 15 Temmuz 2016’da duvara çarptım; şimdi çok daha temkinliyim, dikkatliyim

Nazlı Ilıcak: 15 Temmuz 2016’da duvara çarptım; şimdi çok daha temkinliyim, dikkatliyim

Nazlı Ilıcak: 15 Temmuz 2016’da duvara çarptım; şimdi çok daha temkinliyim, dikkatliyim
30.01.2026 00:30
4
A+
A-

2016 yılında yazdığı bir yazı gerekçesiyle Cumhuriyet Savcısı Orhan Kapıcı’nın şikâyeti sonucu yargılanıp “iftira” suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası alan gazeteci-yazar Nazlı Ilıcak, cezaevinden çıkmasının ardından ilk kez açıklamalarda bulundu. 15 Temmuz davalarında da yargılanan Ilıcak, o dönemler hakkında, “1974’te çok gençtim; kendime çok güveniyordum; ateş gibiydim. Gözüm pekti, korkum yoktu. Bu hâlim maalesef çok uzun zaman devam etti. Sonunda 15 Temmuz 2016’da duvara çarptım. Şimdi çok daha temkinliyim, dikkatliyim. Bir konuşursam üç susuyorum. Ama gençler bugünkü Nazlı Ilıcak’ı örnek almasın. Onlar ateş gibi olsun, Türkiye demokrasisine sahip çıksın” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Savcısı Orhan Kapıcı’nın şikâyeti nedeniyle yargılandığı İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada “iftira” suçundan aldığı 2 yıl 6 ay hapis cezasının istinafta onanmasının ardından 4 Aralık 2023’te tekrar cezaevine giren 79 yaşındaki gazeteci-yazar Nazlı Ilıcak, tahliye edilmişti

Ilıcak cezaevinden tahliye olmasının ardından Medyascope’tan Emir Berke Yaşar‘a konuştu.

Ilıcak, sağlık durumunu ve günlerinin nasıl geçtiğini şöyle anlattı:

“Allah’a şükür yaşıma göre sağlık durumum iyi. Bugün yapmak istediğim birçok şey var. Gazeteciliği özlüyorum. Televizyondaki tartışmalar, konuklar… Bugün için bu imkânsız. Anılarımı yazdım; ama anılarımı uygun bir zaman diliminde bastıracağım. Bir davet verip jübilemi yapmayı düşünüyorum. Fakat bugünkü şartlarda doğru olmaz. Günlerim çok iyi geçiyor. Rahat bir emeklilik yaşıyorum. Tiyatroya gidiyorum, dostlarla buluşuyorum, briç oynuyorum. Pilates ve fitness yapıyorum. Torunlarla vakit geçiyorum. Seyahatlere çıkıyorum. Bundan iyisi can sağlığı.”

Ilıcak, cezaevi günlerini ise “Hapishanede ayakta kalmak için umuda tutunmak şart”diyerek şu ifadeleri kullandı:

“Daha genç olsaydım mutlaka daha dayanıklı olabilirdim. 12 Eylül’de 3 aylık Sağmalcılar tecrübem var. O günler bu kadar ağır geçmedi. 3 aylık hafif bir ceza almıştım. Sabah 7’de çıkıp akşam 7’de cezaevine gidiyordum. Mamafih Sağmalcılar’ın şartları bugünkü cezaevlerine göre çok daha ağırdı. Yemek yiyecek masa yoktu; yatak üzerinde yenirdi. Yıkanmak için kurnalı bir hamam vardı, koğuşlar çok pis kokardı. Yaşım gençti, ceza hafifti; Sağmalcılar tecrübesini nispeten kolay atlattım. Bu defa durum farklıydı. Sonuç belli değildi, ne kadar kalacağım bilinmiyordu. Üstelik ‘terör örgütü üyeliği’ ve ‘darbeye hazırlık’ gibi iddialarla üç kez ağırlaştırılmış cezaya mahkûm edildim; müebbet hapis cezası da İstinaf’ta onandı. Dışarıda sahip çıkanımız yoktu.

Muhalif denilen çevreler de ‘FETÖcü’ olarak adlandırılanlara karşı acımasızdı. Kemal Kılıçdaroğlu sahip çıktı ama her seferinde kendi tabanından sert tepki gördü. Bu ayrımcılık hâlâ sürüyor. Muhalefet yalnızca kendi mahallesinin derdiyle ilgileniyor. Sonuçta keser döndü, sap döndü; kendini dokunulmaz sananlar teker teker cezaevine girdi. Sarı öküzü vermemek gerekiyordu.

Bakırköy Kadın Cezaevi’nde nispeten rahattım. Bir süre sonra tek odada kalmayı başardım. Uyku problemim olduğu için bu çok önemli. Her gün ya avluda yürüyüş yapıyor ya da jimnastik yapıyordum. Allah’a şükür hiç hastalanmadım. Orada hastalanmak bir felâket. Hem ilâç temininde güçlük var hem de hastaneye gidip gelmek, kelepçelenmek, adeta teşhir edilmek rencide edici. Yaşım dolayısıyla genel bir bakımdan geçmek üzere hastaneye gönderildim. Ama Adli Tıp, hapishane şartlarına dayanabileceğim kararını verdi. Kimse Adli Tıp’a bel bağlamasın. Çok daha ağır hastalara bile ‘kendine bakabilir’ hükmü veriyorlar. Hapishanede ayakta kalmak için mutlaka bir umuda tutunmak gerekiyor.

Müebbet hapis cezası aldım ama bu böyle süremez, nasıl olsa çıkacağım diye düşündüm. Her celse ayrı bir umutla duruşmaya gittim. Tabii sonradan yıkılıyor, birkaç gün kendime gelemiyordum. Bolca Sudoku da çözdüm. Bir işe yaramayacağını bilmeme rağmen savunmalarımı yazmaya çok vakit ayırdım. Tutukluluğuma itiraz dilekçelerimi de ben kaleme alıyordum. Savunmalarımı yazarken suçsuzluğumu daha derinden ve kuvvetle idrak ediyordum. Hapishaneden çıkınca dostlarıma, evlatlarıma ve torunlarıma kavuştum. Onlarla bolca vakit geçirdim. Zaten gazetecilikten zoraki emekliliğe ayrılmıştım. Başka yapacak bir işim yoktu.”

“Sonunda 15 Temmuz 2016’da duvara çarptım”

“Nazlı Ilıcak, bugün 1974’te Tercüman’da yazmaya başlayan genç Nazlı Ilıcak’a neler demek isterdi?” sorusu üzerine Ilıcak, şöyle yanıt verdi:

1974’te çok gençtim; kendime çok güveniyordum; ateş gibiydim. Gözüm pekti, korkum yoktu. Bu hâlim maalesef çok uzun zaman devam etti. Sonunda 15 Temmuz 2016’da duvara çarptım. Şimdi çok daha temkinliyim, dikkatliyim. Bir konuşursam üç susuyorum. Ama gençler bugünkü Nazlı Ilıcak’ı örnek almasın. Onlar ateş gibi olsun, Türkiye demokrasisine sahip çıksın. Dolayısıyla 1974’teki Nazlı Ilıcak’a “daha sakin ol” tavsiyesinde bulunmazdım. Çünkü mademki elimde bir kalem vardı, o gün kamuya karşı vazifemi yerine getirmeliydim.

Nitekim hayatım hep mücadeleyle geçti; zarar da gördüm fakat pişman olmadım. Adım “yalakaya” çıksaydı, hep iktidarın eteklerinde dolaşsaydım sanırım çok utanırdım. Buna mukabil yanlışlarım da oldu. İnsanları iyi niyetli gördüm, onlara çabuk inandım. Başkası bir adım önde gitsin demeden kendimi siper ettim. Aldanmışlıklar da yaşadım. Ama her adımımı iyi niyetle ve inanarak attım. Hiçbir zaman iktidardan gizli beklentilerim olmadı. Bu bakımdan bir özeleştiri yapabilirim ama 1974’teki Nazlı’ya itidal tavsiye etmem doğru olmaz. Çünkü bir insanın kimliği, hatalarıyla sevaplarıyla, inandıklarıyla yanılgılarıyla oluşuyor.

Söyleşinin tamamını okumak için .

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.