Tarabya’daki tarihi yalı, Rus elçilik çalışanının mirasçılarına kalmıştı: Mülkiyet davası yeniden görülecek

Sabah yazarı Dilek Güngör, Tarabya’daki tarihi yalının Rus elçilik çalışanının mirasçılarına kaldığını ve şu anda bir hukuk bürosu olarak kullanıldığını hatırlatarak mülkiyet davasının yeniden görüleceğini aktardı.
Osmanlı’dan günümüze uzanan dava sonuçlandı: Tarabya’daki 200 yıllık tarihi yalı Rus elçilik çalışanının mirasçılarına kaldı
Güngör’ün yazısı şöyle:
“Tarabya’da Boğaz’a nazır, 10 bin 91 metrekare alanda yer alan yalının tarihi 19. yüzyıla dayanıyor. Biliyorsunuz, Osmanlı döneminde, yabancı devletlerin doğrudan taşınmaz edinmesi yasaktı. O nedenle taşınmazın Rus Devleti adına tescili yapılamadı. Bedelin tamamı ve gayrimenkule ilişkin tüm ödemeler Rus devleti tarafından yapılmasına rağmen arazi ve yalının tapusu inançlı işlemle Rus diplomat Nikola İsveçin (Swetchine) adına tescil edildi. Ondan sonra da yalı, Rusya tarafından sefaret çalışanlarının ikameti amacıyla kullanılmaya başlandı.
1912 Evkaf Mahkemesi kararlarında da, Rusya Federasyonu’nun 1886’dan itibaren gerçek mutasarrıf olduğu, yalı ve arazinin vergilerinin Rusya tarafından ödendiği, tapu kütüğünde Rus sefareti ibaresi bulunduğu, padişah onayıyla taşınmazın diplomatik tahsis statüsüne alındığı yer aldı. Kullanım Cumhuriyet döneminde de değişmedi. 1950’de Tapu Kadastro Kanunu çıktıktan sonra yalının kadastro tespiti yapıldı. Tapuya tarihi yalı Nikola İsveçin adına tescil ettirildi. Bu tarihte de taşınmazın Rus Devleti tarafından kullanıldığı tespit tutanağında yer aldı. Kadastro tespitinden 58 yıl sonra yani 2008 yılında Hazine yolsuz tescil iddiasıyla dava açtı. Gerekçe, tapuda malik görünen Nikola İsveçin’in mirasçısız öldüğü iddiasıydı. Vakıflar Genel Müdürlüğü, taşınmaz üzerinde Sultan II. Bayezid Vakfı’na ait bir şerh bulunduğunu ileri sürerek hak iddiasında bulundu. Taşınmazın devlete intikali istendi. 2010’dan sonra ise İsveçin’in mirasçıları olduklarını ileri süren Fransa’da yaşayan Cedric Lecomte Swetchine, Aurelie Lecomte Swetchine, Jean Swetchine ortaya çıktı. Onlar da yalı ve arazinin mülkiyetinin kendilerine kaldığını iddia etti.
Velhasıl bir tarafta Rusya Federasyonu, diğer tarafta Vakıflar Genel Müdürlüğü, öbür tarafta da Nikola İsveçin’in mirasçıları olduğunu söyleyenler arasında mülkiyet tartışması başladı. Yalı ve araziyle ilgili yıllar içinde açılan davalar, İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasında birleştirildi. Mahkeme, geçen senenin başında yargılamayı tamamladı.
Asliye Hukuk, tapuyu ne Türkiye Cumhuriyeti’ne ne de Rusya Federasyonu’na verdi! Diplomatik bir devlet malı statüsündeki yalı ve arazinin tapusunu İsveçin’in mirasçısı olduğunu iddia eden Fransızlar’a teslim etti. Ancak hem Vakıflar Genel Müdürlüğü hem de Rusya Federasyonu meselenin peşini bırakmadı ve kararı istinafa taşındı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi de yerel mahkemenin kararını usulden bozdu. Dosyayı yeniden değerlendirmesi için İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesi’negeri gönderdi. İstinafın kararı bozma gerekçesi açık: Diplomatik statü ve karşılıklılık araştırılmadan, yazılan müzekkerelerin cevabı gelmeden, mirasçıların gerçek mirasçı olup olmadığı araştırılmadan, tarafların tüm taleplerine ilişkin deliller toplanmadan hüküm kurulamaz.
Şimdi davanın 19 Şubat’ta yeniden görüleceği duruşma var. Esasında mesele ilgili taraflar arasında tipik bir medeni ihtilaf gibi görülebilir. Ancak taraflardan biri Türkiye’nin önemli bir ekonomik ortağı olan devlet ve ihtilaf konusu da aslındabelgelerle sabit olan onun diplomatik malı… Bu nedenle,verilecek kararın dikkatlice değerlendirilmesi gerek.”