enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
44,8573
EURO
52,8184
ALTIN
6.966,26
BIST
14.587,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
14°C
İstanbul
14°C
Çok Bulutlu
Cumartesi Çok Bulutlu
16°C
Pazar Az Bulutlu
16°C
Pazartesi Az Bulutlu
18°C
Salı Az Bulutlu
19°C

Hem iktidar hem muhalefet dersler çıkaracak: işte 7 maddede Türkiye ve Macaristan benzerliği

Macaristan bugün parlamento seçimleri için sandık başında. Dünyada ve özellikle Avrupa’da Viktor Orban’ın 16 yıllık iktidarının en zorlu seçimi olarak nitelendirilen bu seçimler ilgiyle izleniyor. Ancak Türkiye’de de hem iktidar hem muhalefet seçim …

Hem iktidar hem muhalefet dersler çıkaracak: işte 7 maddede Türkiye ve Macaristan benzerliği
12.04.2026 15:30
7
A+
A-

Macaristan bugün parlamento seçimleri için sandık başında. Dünyada ve özellikle Avrupa’da Viktor Orban’ın 16 yıllık iktidarının en zorlu seçimi olarak nitelendirilen bu seçimler ilgiyle izleniyor. Ancak Türkiye’de de hem iktidar hem muhalefet seçim sonuçlarından önemli dersler çıkaracak gibi görünüyor.

Çünkü Orban ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidarı yürütme biçimi ile iki ülke muhalefetinin geliştirdiği seçim stratejileri yıllardır önemli benzerlikler nedeniyle birbiriyle kıyaslanıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupalı liderler arasında Macaristan Başbakanı Orban’ın iyi ilişkiler kurduğu çok az sayıdaki liderden biri. Orban’ın göç karşıtı ve hatta Müslüman karşıtı söylemleri, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaratmaya çalıştığı ‘İslam dünyasının İslamofobiyle mücadele eden lideri’ imajına rağmen bu ilişkiye gölge düşürmüyor.

Öte yandan Türkiye ve Macaristan, yalnızca Erdoğan-Orban siyasî benzerliği üzerinden değil; muhalefetlerin uzun süreli bu iktidarlara karşı geliştirdikleri seçim stratejileri üzerinden de karşılaştırılıp benzetiliyor.

Peki, Macaristan ve Türkiye neden karşılaştırılıyor; neden birbirine benzetiliyor?

Temel benzerlik popülizm; “milletin gerçek temsilcisi” söylemi

İstanbul Politik Araştırmalar Enstitüsü’nün (IstanPol) Eş Direktörü ve Siyaset Bilimci Dr. Edgar Şar, Macaristan ve Türkiye’yi benzer zeminlerde karşılaştırmayı mümkün kılan şeyin 2015’ten itibaren siyasette daha fazla ön plana çıkan “popülizm” olduğunu ve popülist siyaset temelinde liderlerin kendilerini “milletin gerçek temsilcisi” olarak çerçevelediklerini ifade etti.

1998-2002 yılları arasında Orban’ın ilk iktidar döneminden hemen sonra 2010’a kadar devam edecek bir sol hükûmet Macaristan’ı yönetmişti. Bu dönemde sol hükûmet ciddi yolsuzluklarla anılır hale gelmişti.

Orban, buradan hareketle önceki iktidardan kendini ayrıştırıp seçmenin dikkatini o dönem yaşananlarda tutmaya çalışırken Erdoğan’da da “CHP zihniyeti” söylemi, temel söylemlerden biri haline geldi. Farklı olan, Macaristan’daki sol iktidar başarısızlığı çok daha yakın geçmişe ait canlı bir hafızayı içeriyorken Erdoğan’ın sık sık “CHP zihniyeti” diyerek tek partili dönemi işaret ediyor olması.

2010 yılında Orban’ı yeniden iktidara getiren siyaset tablosunun solun iktidardaki başarısızlığı olduğu yorumları yapılırken Türkiye’de de “koalisyonlar dönemi”, o döneme ait yolsuzluk iddiaları ve ekonomik çöküş AKP’yi 2002’de tek başına iktidara getiren ve seçmenin oy davranışını derinden etkileyen süreçler olarak görülüyor. Erdoğan da bu algıyı sık sık siyasî ve ekonomik krizlere neden olan “istikrarsız koalisyonlar döneminin” kendi iktidarlarıyla sona erdiğini söyleyerek güçlendirmeye çalışıyor.

Rejimin karakterinde hızlı değişimler

1998 ile 2002 yıllarındaki ilk iktidar döneminden sonra 2010’da yeniden iktidara gelen Orban, iki yıl gibi kısa bir sürede anayasa ve seçim sistemi değişikliği gibi çok radikal değişikliklere imza attı. Şar, “Bu haliyle başka bir partinin kolay kolay seçim kazanamayacağı bir tasarım var. İktidarın değişimini mümkün kılacak adil yarış ortamı ortadan kaldırılıyor.” dedi.

Türkiye’de de 2010 yılında yapılan anayasa referandumu ve 2017’deki başkanlık sistemi referandumu rejimin karakteristiğinde iktidar lehine köklü değişiklikler yaratmıştı.

Macaristan’daki fark, bu değişimin iki yıl gibi çok kısa bir sürede yapılmış olması. Türkiye’de ise başkanlık referandumuna kadar gelen süreçte uzun ve zorlu bir değişim süreci var.

Ulusal işbirliği sistemi vs. Yeni Türkiye

Orban, 2010’da yeniden iktidara geldikten sonra “ulusal işbirliği sistemi” adını verdiği bir yaklaşımla devleti yönetirken Erdoğan’ın söyleminde de özellikle 2023’teki kritik seçimlere kadar “Yeni Türkiye” söylemi öne çıktı.

Her iki sistemde de ailenin altının çizildiği, çocuk doğumunun teşvik edildiği ve özellikle de dış politikanın iç siyaset ajandasına tahvil edildiği bir görünüm ortaya çıkıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söyleminde “dış mihraklar” olarak kendini gösteren ve genellikle Batılı devletlerin ülkenin iç siyasetinde kargaşayı amaçladığı ileri sürülen adımlarına dair uyarılar içeren söylemi Macaristan Başbakanı Orban’da “Soros ve Brüksel” tehdidi olarak kendini gösteriyor.

Orban, Avrupa’nın Rus lider Vladimir Putin‘le iyi ilişkilere sahip neredeyse tek lideri. Hatta Avrupa Birliği’ndeki kimi toplantılardan “Rusya’ya haber uçurduğu” gerekçesiyle dışlanan Orban, bu seçime giderken de Ukrayna’nın Türk Akım Boru Hattı’na bir sabotaj saldırısı düzenleyebileceğini iddia etmiş; Ukrayna’nın ve Avrupa ülkelerinin seçimlere müdahale etmeye çalıştığını ileri sürmüştü.

Havuz medyası

Demokratik süreçler için önemli bir kıstas kabul edilen medya sahiplik yapısı konusunda da iki ülke arasında önemli bir benzerlik var.

Dr. Şar, Macaristan’da da tıpkı Türkiye’deki gibi önemli medya organlarının Orban iktidarına yakın isimler, şirketler veya ailelere ait olduğunu vurguluyor.

2018 yılında, kritik başkanlık referandumundan yalnızca bir yıl sonra, Türkiye’nin en büyük medya grubu olan Doğan Grubu, iktidara yakın Demirören’in eline geçmişti.

AGİT Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Birimi’nin (ODIHR) her iki ülkedeki son seçimlere ilişkin raporları da iktidar yapısının benzerliklerini teyit ediyor.

14 Mayıs 2023’teki seçimde Türkiye’de “mevcut Cumhurbaşkanı ve iktidar partilerinin, özellikle taraflı medya kapsamı ve idari kaynakların kullanımı yoluyla haksız bir avantaj elde ettiği” ifade edilirken Macaristan’daki 3 Nisan 2022 parlamento seçimlerinde “iktidarın devlet kaynaklarını kampanya süreçlerine dahil ederek ve medya üzerindeki hakimiyetiyle haksız bir avantaj elde ettiği” vurgulanmıştı.

Raporlarda ayrıca her iki seçim sürecinde de negatif ve kutuplaştırıcı bir dilin kullanıldığına dikkat çekilmişti.

Otoriterler kadar muhalefetler de birbirine bakıyor

İktidar söyleminin ve liderlerin benzerliğinden daha dikkat çekici olanı ise muhalefetlerin bu yönetimlere karşı geliştirdiği seçim stratejileri. Bu, Türkiye’den Macaristan’a daha dikkatli bakmayı gerektiriyor.

Macaristan’da da Türkiye’de de 2019 yerel seçimleri, uzun süreli iktidarlara karşı kazanılmış ilk seçim zaferi oldu. Bu seçimlerde Macaristan’ın başkenti Budapeşte’yi muhalefet adayı Gergely Karacsony kazanırken İstanbul’da da Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) adayı Ekrem İmamoğlu, AKP’nin 25 yıllık iktidarını sona erdirmişti.

Hatta daha sonra Budapeşte’nin, Orban’a ilk kez seçim yenilgisi yaşatan belediye başkanı Karacsony, Ağustos 2019’da Saraçhane’deki İstanbul Büyükşehir Belediyesi binasında İmamoğlu’nu ziyaret etti ve İmamoğlu’na seçim başarılarının “umut olduğunu” söyledi.

Altılı Masa

Aslında Türkiye, 2023 yılındaki kritik başkanlık seçimlerinde muhalefetin geliştirdiği seçim stratejisi sonrası Macaristan’la çok daha fazla benzetilir oldu.

Türkiye’de muhalefet 2023 seçimlerine “Altılı Masa” adıyla tüm muhalefet partilerinin aynı çatı altında ve tek bir adayla girdi. Bu tercihte, 2019 belediye başkanlığı seçimlerindeki başarının da etkisi olmuştu.

Macaristan’da da adı Altılı Masa olmasa da tesadüf eseri altı muhalefet partisinin seçime aynı çatı altında ve tek adayla girmesi dikkat çekiciydi.

Yine benzer şekilde, her iki ülkede de muhalefetin bu stratejisi çöktü. 2022 yılında Macaristan’da, 2023 yılında Türkiye’de Orban ve Erdoğan seçimleri yeniden kazandı ve muhalefette önemli bir kırılma yaşandı.

Magyar vs. İmamoğlu

Şimdi, bugünkü seçimlerde muhalefetin adayı Peter Magyar, Orban’ın iktidarını ciddi derecede tehdit ediyor. Ülkedeki güvenilir anketlere göre geçen ocak ayından bu yana Magyar, Orban’a karşı arayı önemli ölçüde açtı ve fark neredeyse 10-15 puan bandında.

Magyar’ın siyasete giriş hikâyesi oldukça dikkat çekici. Ülkede, 2024 yılında Orban’ın partisi Fidesz’in önde gelen ve Orban sonrası dönem için zikredilen isimlerinden Adalet Bakanı Judit Varga’nın istifasıyla sonuçlanan bir kriz yaşanmıştı. Cumhurbaşkanı Katalin Novak’ın yetkisini kullanarak sonradan bir pedofili suçlusu olduğu ortaya çıkan bir mahkûmu affetmesi sonrası durumdan Varga sorumlu tutulmuştu. Ancak daha sonra olaydan Varga’nın haberdar olmadığına ve Orban’ın bu durumu kendi partisinden öne çıkan bu ismi devre dışı bırakmak için kullandığına dair eleştiriler gelmişti.

Magyar, Varga’nın eski eşiydi ve eşinin yaşadığı haksızlığa dayanamadığı için ülkenin en çok izlenen YouTube kanallarından birinde Orban’ın partisi Fidesz’e yönelik ifşaata imza atmıştı. Video, beklenenin çok ötesinde bir ilgiyle karşılandı ve kendisi de bir Fidesz üyesi olan Magyar, bir anda muhalefetin simge isimlerinden biri haline gelmeye başladı.

Magyar o videoda siyasete girmeye niyeti olmadığını, yalnızca eski eşine yapılan haksızlığa dayanamadığı için Orban iktidarını ifşaya soyunduğunu söylüyordu.

Macaristan’da önceki sol hükûmetin yolsuzluk skandallarıyla anılması, Magyar’ın ‘bagajsız’ pozisyonunu bir avantaja dönüştürdü. Magyar uzun yıllardır bugün yapılan seçimlere hazırlanıyor ve çok geniş bir gönüllü ağıyla muhalefetini sürdürüyor.

Ekrem İmamoğlu ise 2019’daki yerel seçimlerde İBB için aday gösterildiğinde ne partide ne de ülkede popülerliği yüksek olan bir isim değildi. Hatta bu durumun, kendisine bir dezavantaj yaratacağı söyleniyordu. Bu açıdan “bagajsız” bir isim olan İmamoğlu’nun hem seçim çalışmaları hem AKP’ye karşı elde edilen ilk seçim başarısının simgesi olması hem de belediye başkanlığı dönemi onu Erdoğan’a karşı muhalefetin simge isimlerinden biri haline getirdi.

Ancak önemli bir fark var. Magyar, Fidesz’i “içeriden” ifşa ettiği yıl mayıs ayında yapılan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde neredeyse gizlice, zaten var olan bir partiyi, Tisza’yı kullanarak aday oldu. Parti, Haziran 2024’te yapılan AP seçimlerine katıldı ve yüzde 29 oy alarak ikinciliğe yerleşti.

Uzmanlar Magyar’ı seçim öncesinde olası bir tutuklanmadan koruyan şeyin, AP milletvekilliği olduğu görüşünde.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.