Beykoz’da eski sevgilisi Aysel Karakoç’u öldürdüğü gerekçesiyle “kadına karşı tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılanan tutuklu sanık Fethi Şancı ilk kez hakim karşısına çıktı. Duruşmada maktulün annesi …

Beykoz’da eski sevgilisi Aysel Karakoç’u öldürdüğü gerekçesiyle “kadına karşı tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılanan tutuklu sanık Fethi Şancı ilk kez hakim karşısına çıktı. Duruşmada maktulün annesi sanığa “Beni yaşayan ölüye çevirdin” diye seslenirken, sanık cinayeti tasarladığı iddiasını reddetti. Duruşmanın ardından bir açıklama yapan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’ndan avukat Cansu Albayrak, “Haksız tahrik indiriminden yararlanmak için akla mantığa sığmayacak birçok savunma yapıldı. Aysel Karakoç, Türkiye’de kadın cinayetlerinin karşılaşmış olduğu cezasızlık algısı ürünlerinden bir tanesidir. Sanık cezasız kalacağından o kadar emin ki, ‘gerekirse bana idam verin’ diye basit bir savunma yapabilmektedir” dedi.
Beykoz’da eski sevgilisi Aysel Karakoç’u bıçaklayarak öldürdüğü gerekçesiyle tutuklanan Fethi Şancı’nın, “kadına karşı tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılanmasına başlandı. İstanbul Anadolu 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşma yaklaşık iki buçuk saat gecikmeyle saat 15.23’te başladı. Duruşmada tutuklu sanık Fethi Şancı, müştekiler ve taraf avukatları hazır bulundu. Sanık, kimlik tespiti sırasında aylık gelirinin 20 bin dolar olduğunu beyan etti.
“Olaylar bir anda gelişti, sonrasında tampon yaptım”
Sanığın savunması sırasında dosyada müşteki sıfatıyla yer alan anne, “Yalan konuşma, bu kadar yalan konuşmaya ne gerek var?” diyerek tepki gösterdi.
Mahkeme Başkanı, olayın tasarlanıp tasarlanmadığının anlaşılması amacıyla sanığa bıçağı önceden restorandan mı yoksa olay sırasında evden mi aldığını sordu. Şancı ise “Restorandan bıçak almadım, evden aldım” yanıtını verdi.
Bu sırada Karakoç’un ağabeyi de sanığın beyanlarına tepki gösterdi. Mahkeme Başkanı, duruşma düzeninin bozulduğu gerekçesiyle ağabeyin salondan çıkarılmasına karar verdi.
Ardından söz verilen müşteki baba, “Bu cani bizim canımızı yaktı. Şikayetçiyim, davaya katılma talebim var” dedi.
Anne: “Beni yaşayan ölüye çevirdin”
Müşteki anne ise, “Ben Türk adaletine ve size güveniyorum. Benim kızım 50 kiloluk bir kızdı. Ben her saniye ölüyorum. Haziran ayında beni arayıp ağladı. ‘Aysel beni istemiyor’ diyordu. Yalan mı bunlar? Konuş. Söylediklerinin hepsi yalan. Beni yaktın. Gecemizi gündüzümüzü bir ettin. Beni yaşayan ölüye çevirdin” ifadelerini kullandı.
Mahkeme Başkanı bunun üzerine anneye, “Ben acınızı anlıyorum. Bize müsaade edin. Bizim işimiz duygusallıkla değil” dedi.
Daha sonra tanık olarak dinlenen maktulün kardeşi Kübra Karakoç, sanığın savunmasının aksine ilişki sırasında aldatan tarafın Fethi Şancı olduğunu söyledi. Ablasının bu nedenle ilişkinin başlarında ayrıldığını ancak sanığın intihar edeceği yönündeki tehditleri nedeniyle ona acıyarak görüşmeyi sürdürdüğünü anlattı.
Karakoç, sanık ile ablasının nişanlı olmadığını, Şancı’nın yalnızca evlenme teklif ettiğini ve tek taraflı olarak yüzük takıldığını belirtti.
Tanık ayrıca, cinayetin ertesi günü sanığın avukatı tarafından arandığını ve görüşmede kendisine “Herkese borcu vardı, bilerek Aysel’i öldürüp içeri girdi” denildiğini öne sürdü.
Sanık müdafii ise tanığa, “Aysel’in kirasını kim ödüyordu?” diye sordu. Tanık, “Kirasını kendi ödüyordu. Hesap hareketlerinden bahsediyorsanız, yalnızca birlikte yedikleri yemeklerin ücretini gönderirdi” yanıtını verdi.
Duruşmada daha sonra apartman görevlisi ile sitede danışman olarak çalışan iki tanığın da beyanları alındı.
Savcı tutukluluğun devamını istedi
Duruşma savcısı, mevcut delil durumu dikkate alınarak sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep etti.
“Şancı’nın avukatı arayıp kan parası teklif etti”
Müşteki baba, “Adaletinize güveniyorum” derken, anne ise “Önce adalete sonra size güveniyorum. O avukat bizi aradı, para teklif etti. Ben kızımı parayla mı satıyorum?” diye sordu.
Sanık avukatları ise tanığın iddialarına ilişkin olarak “Yalan beyan nedeniyle suç duyurusunda bulunacağız” dedi.
Müşteki avukatı: “Bu bir kadın cinayetidir”
Müşteki avukatı Uğur Sıtkı, sanığın olay sonrası Karakoç’a tampon yaptığı yönündeki savunmasına karşı çıkarak, “Tampon yapmamış. Ben cesedin fotoğraflarını gördüm. Resmen boğmuş. Eylemi durdurmamış, ardından elleriyle devam etmiş. Çünkü gözü dönmüş” dedi.
Müşteki avukatı, olayın ani gelişen bir tartışmanın sonucu değil, önceden planlanmış bir öldürme eylemi olduğunu savunarak, sanığın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasını talep etti.
“Bu olay, kadınlara yönelik şiddet zincirinin parçasıdır”
Avukat Sıtkı, beyanının devamında ise şunları söyledi:
“Polis merkezi ve çevredeki kamera kayıtlarından görüldüğü kadarıyla, sanık ile maktulün evde birlikte bulunduğu süre yaklaşık 6 ila 7 dakika arasındadır. Bu süre içerisinde evde herhangi bir tartışma ya da uzun süreli bir konuşma yaşandığına ilişkin bir veri bulunmamaktadır.
Bu nedenle olayın ani gelişen bir tartışmanın sonucu değil, önceden tasarlanmış ve planlanmış bir öldürme eylemi olduğu kanaatindeyiz.
Ayrıca sanık tarafından dile getirilen, maktulün çeşitli maddi giderlerini karşıladığı yönündeki savunmalara da değinmek istiyorum. Sanığın, ilişki içerisinde bulunduğu bir kadına yönelik yaptığı maddi harcamaların veya karşıladığı giderlerin, işlenen suç bakımından herhangi bir hafifletici neden olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu hususun özellikle vurgulanması gerektiğini düşünüyorum.
Bir diğer önemli nokta ise mutfak kapısına ilişkindir. Dosya kapsamındaki beyanlarda da yer aldığı üzere, evin mutfak kapısının kırık olduğu anlaşılmaktadır. Kolluk görevlileri eve girdiklerinde evde kolilerin bulunduğunu tespit etmişlerdir. Bu durum, maktulün evden taşınma hazırlığında olduğunu göstermektedir.
Kanaatimizce maktul, sanıktan uzaklaşmak ve yeni bir hayat kurmak istemekteydi. Ancak buna fırsat bulamamıştır.
Sayın Başkan, bu dosya münferit bir olay olarak değerlendirilemez. Bu olay, kadınlara yönelik şiddet zincirinin bir parçasıdır. Türkiye’de kadınlar en çok kendilerini güvende hissettikleri yerlerde, yani kendi evlerinde öldürülmektedir. Aysel de kendi evinde yaşamını yitirmiştir. Bu olay ani öfke sonucu meydana gelmiş bir hadise değil; soğukkanlılıkla planlanmış bir eylemin sonucudur. Dosya kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde, sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olduğu kanaatindeyiz. Bu nedenle sanığın, üzerine atılı suçtan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesini talep ediyoruz.”
Avukatın beyanlarının ardından duruşmayı izleyen kadınlar alkışlarla destek verdi. Mahkeme heyeti, duruşma düzeninin bozulduğu gerekçesiyle alkışlayan izleyicilerin salondan çıkarılmasına karar verdi.
“Karakoç’un ölümü hastanenin ihmali sonucu gerçekleşti”
Son olarak söz verilen sanık Fethi Şancı, cinayeti tasarlayarak işlediği yönündeki iddiaları reddetti.
Sanık müdafii ise olayın “tasarlayarak öldürme” kapsamında değerlendirilemeyeceğini savundu. Adli Tıp alanında geçmişi bulunduğunu belirten avukat, Karakoç’un ölümünün bıçak darbesi nedeniyle değil, hastanede yaşanan ihmaller sonucu gerçekleştiğini öne sürdü.
“Hastane ihmali” iddiası araştırılmayacak
Mahkeme Heyeti, ara kararında tarafların telefonlarının, maktul Aysel’in yurt dışına çıkış kayıtlarının ve sanık Şancı’nın banka hareketlerinin incelenmesine karar verildi. Ayrıca, sanık avukatlarının “hastane ihmali” iddiasının araştırılmadı talebi ise reddedildi. Şancı’nın tutukluluk hali devam edecek. Bir sonraki duruşma 1 Ekim saat 14:00’te görülecek.
“Herkese 1 Ekim’de duruşmaya bekliyoruz”
Duruşma sonrası açıklama yapan avukat Uğur Sıtkı ise “Fail ‘aldattı öldürdüm’ savunmasıyla kendini aklamaya çalıştı. Maalesef ki bu dava gibileri devam edecek. Buna müsaade etmemek için ve daha fazla Aysel Karakoç öldürülmesin diye herkesi 1 Ekim’de duruşmaya bekliyoruz” dedi.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’ndan avukat Cansu Albayrak, “Haksız tahrik indiriminden yararlanmak için akla mantığa sığmayacak birçok savunma yapıldı. Aysel Karakoç, Türkiye’de kadın cinayetlerinin karşılaşmış olduğu cezasızlık algısı ürünlerinden bir tanesidir. Sanık cezasız kalacağından o kadar emin ki, ‘gerekirse bana idam verin’ diye basit bir savunma yapabilmektedir. 1 Ekim’de yanımızda olmanızı rica ediyoruz” diye seslendi.
( ANKA )