Cumhuriyet yazarı Barış Terkoğlu, NATO’ya katılmak istediği süreçte İsveç’in Türkiye’nin talebi üzerine PKK’yı hedef alan yeni bir terörle mücadele yasasını kabul ettiğini hatırlatarak, çerçeve yasanın TBMM’de kabulünün ardından Türkiye’nin dış …

Cumhuriyet yazarı Barış Terkoğlu, NATO’ya katılmak istediği süreçte İsveç’in Türkiye’nin talebi üzerine PKK’yı hedef alan yeni bir terörle mücadele yasasını kabul ettiğini hatırlatarak, çerçeve yasanın TBMM’de kabulünün ardından Türkiye’nin dış politikada kendini fesheden PKK hakkındaki tavrının nasıl değişeceğini yazdı. Terkoğlu, “Türkiye anayasaya aykırı bir çerçeve yasa yaptı ama… Örneğin Almanya’da Türkiye’nin çabalarıyla PKK’den yargılanan, halihazırda hapiste olan kişilerin durumu ne olacak? İki ihtimal var: Ya daha dün Mahmut Tatlı gibi isimler hapis yatsın diye dünya ülkelerinde PKK yasaları çıkması için uğraşan hükümet, şimdi de başka ülkelerde ‘PKK terör örgütü değildir kararı’ almaları için mücadele edecek. Ya da bu ülkelere ‘Siz de kendi ülkenizde sadece PKK’ye özel af çıkarın’ önerisinde bulunacak” dedi.
Terkoğlu, bugün yayımlanan “Ne diyem, Mahmut mu diyem?” yazısında, “Türkiye’deki süreçten sonra ne olacağını ülkeler kendi iç hukukları için konuşuyor. Ortada ise bir çözümsüzlük var” ifadelerini kullandı. Yazısında Türkiye’ye iade edilen ve ardından Mahmut Tat örneğinden de bahseden Terkoğlu, şöyle yazdı:
“Dünya ülkelerinin ‘Son kararınız mı?’ diyeceği bir garabet”
“Zira Türkiye anayasaya aykırı bir çerçeve yasa yaptı ama… Örneğin Almanya’da Türkiye’nin çabalarıyla PKK’den yargılanan, halihazırda hapiste olan kişilerin durumu ne olacak? İki ihtimal var: Ya daha dün Mahmut Tatlı gibi isimler hapis yatsın diye dünya ülkelerinde PKK yasaları çıkması için uğraşan hükümet, şimdi de başka ülkelerde ‘PKK terör örgütü değildir kararı’ almaları için mücadele edecek. Ya da bu ülkelere ‘Siz de kendi ülkenizde sadece PKK’ye özel af çıkarın’ önerisinde bulunacak. İkincisini ortalama bir hukuk devletinin yapması imkânsız. Birincisi ise dünya ülkelerinin ‘Son kararınız mı?’ diyeceği bir garabet olduğu gibi, eski cezaların bu yolla düşüp düşmeyeceği tartışmalı.
Başta söylediğim gibi insanlığın binlerce yılının kazanımı olan adalet çizgisinde yürümek yerine hukuku ayaklar altına almak, çözüm değil yeni hukuksuzlukların kapısını açıyor. Eğer baştan bu çizgide yürüseydik ne Mahmut Tat’lar hapse girip hayatları altüst olacaktı ne onlar hapse girsin diye dünya ülkeleriyle gerilecektik ne de bugün işler tersine dönsün diye çabalayacaktık!
Ayaklar altında kalan çimenler çoğu zaman fillerin savaşından bile habersizdirler.”
( ALINTI www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/baris-terkoglu/ne-diyem-mahmu… )