enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
48,5250
EURO
56,3246
ALTIN
6.784,88
BIST
14.467,25
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
28°C
İstanbul
28°C
Açık
Pazar Hafif Yağmurlu
25°C
Pazartesi Az Bulutlu
23°C
Salı Çok Bulutlu
24°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
23°C

Mazlum Abdi, “Türkiye’deki süreç Suriye’yi de olumlu etkileyecek” dedi; ‘medeni ve laik Suriye’ yorumu yaptı: İmkânlar Baas döneminden fazla

Suriye’ye entegrasyonunu tamamladığı ve feshedildiğinin açıklandığı Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Genel Komutanı olan ve son süreçle birlikte Suriye Cumhurbaşkanlığı Danışmanı görevine getirilen Mazlum Abdi, yeni göreviyle birlikte yakında resm …

Mazlum Abdi, “Türkiye’deki süreç Suriye’yi de olumlu etkileyecek” dedi; ‘medeni ve laik Suriye’ yorumu yaptı: İmkânlar Baas döneminden fazla
04.09.2026 13:30
9
A+
A-

Suriye’ye entegrasyonunu tamamladığı ve feshedildiğinin açıklandığı Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Genel Komutanı olan ve son süreçle birlikte Suriye Cumhurbaşkanlığı Danışmanı görevine getirilen Mazlum Abdi, yeni göreviyle birlikte yakında resmî işlerine başlayacağını; zamanının yarısını Haseke’de yarısını da Şam’da geçireceğini açıkladı. Entegrasyon ve Suriye’deki Kürtlerin kazanımlarıyla ilgili olarak konuşan Abdi, “Bizim talebimiz ya da halkımızın talepleri elbette daha fazlaydı. 15 yıllık süreçte farklı bir yaşam sürdük, özel bir şey hayata geçirdik. Ayaktaydık ve siyasî bir statümüz vardı. Kendi kararlarımızı kendimiz veriyorduk. Halkımızın özel bir statüsü vardı. Her konuda; ekonomide, siyasette, uluslararası ilişkilerde, askeri ve güvenlik konularında kendi kararlarımızı kendimiz veriyorduk. Ancak bu geçici bir durumdu.” dedi. Anadil konusunda Suriye’de hâlâ engeller olduğunu söyleyen Abdi, “Benim gördüğüm yeni Suriye devleti ana dil konusunda kapalı değil ama önemli sorunlar ve engeller var. Biz bir adımın atıldığını görüyoruz. Bu açıdan da bakmamız gerekiyor. Atılan bir adım var. İlk defa Kürt dili, eğitim dili olarak her ne kadar müfredatta az yer alsa da kabul edildi,” diye ekledi. Önümüzdeki aylarda Suriye’de bir Anayasa Hazırlık Komisyonu oluşturulacağını söyleyen Abdi, “Biz de Kürt halkının temsilcilerinin de bu komisyonda yer almasını istedik ve bu komisyonda Kürt halkının taleplerinin de dile getirilmesini istedik. Şimdilik Kürt halkı için bazı kazanımlar var. Devletle imzalanmış anlaşmalar var; 10 Mart Anlaşması var, 29 Ocak Anlaşması var. Bu anlaşmalar Kürt halkı için, Kürtçe için alınmış kararlar var. Bunlar resmi anlaşmalardır. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde de Kürt halkları için ilgili maddeler var. Halkımızın da bu konuda talepleri var. Biz istiyoruz ki bunların içerikleriyle de anayasada yer alsın.” diye konuştu.

Abdi, İlke TV’de gazeteci Banu Güven‘in sorularını yanıtladı. SDG’nin feshinin bölgede yarattığı boşluğu dolduracak bir siyasî yapının yani yeni bir siyasî partinin oluşmasının önemli olduğunu söyleyen Abdi, bu konuda da hazırlık çalışmalarının olduğunu aktardı. Öte yandan Suriye’deki genel sosyal durumla ilgili de yorumlar yapan Mazlum Abdi, şunları kaydetti:

“Genel olarak söyleyebilirim ki Suriye’de medeni, laik bir hükümetin kurulması önünde sorunlar ve engeller var. Ama şunu da söyleyebilirim ki Baas dönemine göre bunun için daha fazla imkan var. Şu anda Suriye uluslararası topluma açılmayı ve uluslararası kanunlara uymayı istiyor. Suriye de uluslararası toplumun parçası olmak istiyor. Bunu gerçekleştirmek için mücadele kararlılığı da var. Laik, demokratik ve medeni bir ülke kurmanın imkanlarının olduğuna da inanıyorum.”

“Şüphesiz ki bu yeni dönemde Suriye’de Türkiye’nin etkisi artmıştır,” diyerek Ankara’nın Suriye’deki rolüne ilişkin “Suriye’nin meseleleri Türkiye’yi ilgilendirmeye ve Suriye’deki Türkiye etkisi devam edecektir. Sınır komşusu olması ve daha birçok faktörden dolayı da bu etki devam edecektir. İnanıyorum ki Suriye’nin yeniden inşasında Türkiye’nin rolü konusunda da genel bir ittifak vardır. Önümüzdeki dönemde de bunu göreceğiz. Türkiye Suriye’nin inşasında özel olarak ekonomik açıdan ya da başka konularda olumlu bir rol oynayabilir. Ben inanıyorum ki bu rolü oynayacaktır.” değerlendirmesinde bulundu. Abdi, “İnanıyorum ki İmralı ve Türkiye Devleti arasında yürüyen çözüm sürecinin Suriye’deki Kürt meselesinin çözümünde olumlu etkisi olacaktır.” diye konuştu.

Gazeteci Güven’in soruları ve Mazlum Abdi’nin yanıtlarından satır başları şöyle:

Bugün sizi mülakat verirken ilk kez sivil kıyafetlerle görüyoruz. Cumhurbaşkanlığı danışmanlığı görevine daha çok yeni başladınız. Mesainiz başladı mı ve göreviniz icabı neler yapacaksınız? Ne kadar burada (Haseke), ne kadar Şam’da olacaksınız?

Yok, daha resmi işlerimize başlamadık. Şimdi buraya Haseke, Cezire bölgesine geldik. Burada yaptığımız işler var. Mesela entegrasyona bağlı işleri bitirmemiz gerekiyor. Ardından Şam’a gideceğiz. Orada bir program üzerinde çalışacağız. İnanıyorum ki bu da yakın zamanda gerçekleşecek. Yaptığım zamanlamada zamanımın yarısı Şam’da, yarısı da burada halkımın içinde geçecek.

Ne kadar süre içinde başlayacak o mesainiz?

İnanıyorum ki çok yakın bir zamanda başlayacak.

Başka ülkelerin hükümet başkanlarından kimlerden mesajlar aldınız?

Şöyle söyleyebilirim ki birçok devlet başkanı bize tebrik mesajını iletti. Birçok ülkenin yöneticileri Amerika, Fransa, Suudi Arabistan, Katar, Irak gibi birçok ülke kendi hükümetleri ve başkanları adına tebrik mesajlarını ilettiler.

20 Ağustos’ta da Kamışlo’da 100 yıl kutlamaları vardı ve orada Özgürlük Parkında ilk kez entegrasyon sürecinin tamamlandığını duyurdunuz. Bir bitiş ama bir başlangıç da dediniz. 15 yıllık siyasi silahlı mücadelenin ardından halkla bir araya geldiğiniz o akşamda duygularınız neydi?

Doğrusu benim için çok değerli ve anlamlı bir andı. Uzun bir zamandır bir savaşın içerisindeydik. Halkımızın haklarını savunuyorduk ve bugüne kadar halkımızı savunmak için çalıştık. Halkımız da bu süreçte bizimle birlikteydi. İlk defa savaş süreci sona erdiğinde halkımızla birlikte yeni bir mücadeleye, siyasi bir mücadeleye ve yeni bir çalışma dönemine başlıyoruz. Amacımız halkımızın Suriye devleti içerisinde kendi yerini almasını sağlamak. Biz de Kürt halkı olarak bu devletin bir parçası olmak istiyoruz. İnanıyorum ki bu mücadele de kolay olmayacak. Zor ve zahmetli bir süreç olacak. Tabii ki farklı bir tarzda ve inanıyorum ki bizim için de yeni bir mücadele ve yeni bir başlangıç olacaktır.

Bu sürecin Suriye devletinin toplumunun bir parçası olarak Kürt halkına şu an kazandırdıkları neler? Başka bir perspektiften baktığınızda belki bir durumun gerisinde ama yeni bir durumun da başlangıç noktasındasınız.

Doğrudur, bu yeni bir süreç. Elbette ki sürecin eleştirisini de yapmak lazım. Biz buna da açığız. Ama artık yeni bir süreç başlıyor. Halkımız bu yeni süreçte nasıl yerini alacak? Şu anda bizim için önemli olan mesele bu. Halkımız açısından da bu geçerli.

Yapılan eleştiriler, yorumlar… “Başardılar, başaramadılar” yaklaşımını doğru bulmuyoruz. “Teslim oldular” gibi söylemler doğru değil. Ama biz “başardık, devlet kaybetti” de demiyoruz. Şunu söyleyebilirim: Herkesin kabul edebileceği, herkes için iyi olacak ve halkımız açısından da olumlu sonuçlar doğuracak bir süreç söz konusu. Bunun faydalarını zamanla göreceğiz. Aynı faydalar Suriye Devleti için de geçerlidir.

Şunu söyleyebilirim: Bizim talebimiz ya da halkımızın talepleri elbette daha fazlaydı. 15 yıllık süreçte farklı bir yaşam sürdük, özel bir şey hayata geçirdik. Ayaktaydık ve siyasî bir statümüz vardı. Kendi kararlarımızı kendimiz veriyorduk. Halkımızın özel bir statüsü vardı. Her konuda; ekonomide, siyasette, uluslararası ilişkilerde, askeri ve güvenlik konularında kendi kararlarımızı kendimiz veriyorduk. Ancak bu geçici bir durumdu.

Şimdi önemli olan Suriye içerisinde sağlam bir statümüzün olması. İnanıyorum ki Baas rejimi dönemiyle kıyasladığımız zaman, Kürt halkı için yeni bir ilerlemenin olduğunu söyleyebiliriz. Yeni bir gelişme, yeni bir temel oluşturmuştur. Kürt halkı bunun üzerinde varlığını, özgürlüğünü inşa edebilecektir. Her şeyden önce yasal bir çerçevede Kürt halkı kimliğiyle bu yeni devlete katılıyor. Bu büyük bir başarıdır.

Biz bu devlete katılıyoruz, derken kendi bölgemizde devlet adına kendimizi yöneteceğiz. İdari ve askeri işleri devlet adına, devletin bir parçası olarak kendi bölgemizde kendimiz yürütüyoruz. Entegrasyon bu esaslar üzerine kurulmuştur. Elbette ki bizim de yapacağımız çok iş var. Bu bizim için yeni bir başlangıçtır, güçlü bir başlangıçtır. Bir temel oluşturmuştur ve bu temel üzerinde daha iyi ve daha güçlü bir geleceği halkımız için kuracağız.

Şimdi vatandaşlığını almak için başvuranlar oldu. O süreç hızla yürüdü, yürüyor anladığım kadarıyla. Bir sayı paylaşabiliyor musunuz? Kaç kişinin vatandaşlığı yoktu ve aldı?

Doğrusu bu süreç daha öncelerden de vardı. Baas döneminde de böyle bir karar çıktı ve halkımız bundan faydalandı.

2011-2012’de Suriye Devleti böyle bir karar aldı ve birçok insan bundan faydalandı. Ancak birçok insan da bu haktan yararlanamamıştı. Güvenlik nedeniyle devlet kurumlarına ulaşamamıştı. Bu dönem onlar da yararlandı. Daha önce yararlanamamışlardı, bu dönem yararlandılar. Önceden kimliği olmayanlar bundan faydalandılar. İnanıyorum ki bu konu artık çözüldü.

Şimdi Şam’dan çıkan Kürtçe dili kararnamesi bugün itibarıyla Rojava’da sağlanan hakların gerisinde kalıyor, çok gerisinde kalıyor. Üniversiteler için belirsizlik olduğunu gördük. İlk ve ortaokullarda derse başlanacak ama orada öngörülen de şu an Rojava’daki müfredatın gerisinde. Ulusal dil tanımı, seçmeli ders sınırlaması, sosyal bilimlerde Kürtçe kullanılması gibi birtakım yaklaşımlar var. Tatmin olmamış görünüyor halk. Eylemler var, onları da gördük, ana dili eylemleri. Ne yapacaksınız?

Dil meselesini iki şekilde ele almak gerekiyor. Birincisi bununla ilgili: 13 yıllık, 14 yıla yaklaşan zamanda halkımız tamamen Kürtçe eğitim veren okullara çocuklarını gönderiyor, ilkokuldan üniversiteye kadar. Böyle büyük bir adım attık. Bu Rojava’da uygulanmış önemli bir deneyimdir. Elbette ki kıyaslandığında bugün devletin tanıdığı haklar geri bir adımdır.

İkinci konu, şunu da görmek gerekiyor ki Suriye tarihinde atılmamış adımlar Kürtler için atılıyor. Şimdiye kadar Kürtçe yasaklıydı, kabul edilmiyordu. Ben kendim de Kürtçe ana dilim için tutuklanmış bir insanım. Ben okulda yazdığım ve okuduğum için tutuklanmış bir insanım.

Ne zaman, kaç yaşındaydınız, neredeydiniz?

O zaman ortaokuldaydım, 13-14 yaşındaydım. Sırf kitaplar okuduğumuz için okulumuz basıldı ve bir hafta cezaevinde kaldık.

Ne yazdığınızı hatırlıyor musunuz?

Siyasî konulardı, Kürt halkının tarihiyle ilgiliydi. Newroz ve Kawa efsanesiyle ilgili. Yani dil meselesi benim için önemli ve çok büyük bir meseledir.

Doğrusu Suriye’de bununla ilgili çok büyük engeller var. Benim gördüğüm yeni Suriye devleti ana dil konusunda kapalı değil ama önemli sorunlar ve engeller var. Biz bir adımın atıldığını görüyoruz. Bu açıdan da bakmamız gerekiyor. Atılan bir adım var. İlk defa Kürt dili, eğitim dili olarak her ne kadar müfredatta az yer alsa da kabul edildi. Devlet eğitimin bir parçası oldu. Bu da büyük bir adımdır. Ben bunu söylemek istiyorum. Bu yeterli bir düzey değildir ancak bir adım atılmıştır ve ilk adımlar önemlidir. Bir temel oluşmuştur. Eğer halkımız ana dil konusunda mücadelesini devam ettirirse, iradesini ortaya koyarsa ben inanıyorum ki engelleri de adım adım aşacağız.

Engeller olduğunu söylüyorsunuz. O engeller nereden çıkıyor? Neden kaynaklanıyor?

Birçok sebebi var. Kürtçe meselesi sadece burayı ilgilendirmiyor. Birçok ülkeyi ilgilendiriyor. Suriye’nin komşularını da ilgilendiriyor ve birçok yeri de ilgilendiriyor. İnanıyorum ki dışarıdan kaynaklı engeller de var. Diğer ülkeler de, özel olarak Kürtçe ile ilgili sorunları olan ülkeler de müdahil oluyor.

Bir de Suriye’nin içerisinde kaynaklar da var. Bazı kesimler henüz bu meseleyi hazmedememişler. Bu yönde de sorunlar var. Bize söylenen, bu sorunun adım adım çözüleceği ve ilerleyeceği. Halkımız Kürtçe meselesi konusunda iradesini ortaya koydukça, haklarına sahip çıktıkça, bu konuda çocuklarını Kürtçe eğitim veren okullara gönderdikçe bu süreci daha da ileriye götüreceğiz.

Sizin bugün, yani özerk yönetimin döneminde sağladığınız imkanlar resmi olarak kabul edilse o zaman Kürtlerin yaşadığı ülkelerin hepsi için örnek olacak ve en ileride uygulamalar da Suriye’de olacaktı. O yüzden de mi biraz yavaş gidiliyor?

Bunu da söyleyebilirim, bu da doğrudur.

“Önümüzdeki aylarda Anayasa Hazırlık Komisyonu oluşturulacak”

Suriye’nin yeni anayasası nasıl hazırlanacak? Bunun bir takvimi aşağı yukarı belirlendi mi? Birtakım tarihler söyleniyor ama biraz daha somutlaştı mı? Ve sizin için anayasada mutlaka bulunması gereken unsurlar nedir?

Henüz bu konuda net bir takvim belirlenmedi. Benim aldığım bilgiler önümüzdeki 2-3 ay içerisinde Anayasa Hazırlık Komisyonu oluşturulacağı yönünde. Biz de Kürt halkının temsilcilerinin de bu komisyonda yer almasını istedik ve bu komisyonda Kürt halkının taleplerinin de dile getirilmesini istedik.

Şimdilik Kürt halkı için bazı kazanımlar var. Devletle imzalanmış anlaşmalar var; 10 Mart Anlaşması var, 29 Ocak Anlaşması var. Bu anlaşmalar Kürt halkı için, Kürtçe için alınmış kararlar var. Bunlar resmi anlaşmalardır. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde de Kürt halkları için ilgili maddeler var. Halkımızın da bu konuda talepleri var. Biz istiyoruz ki bunların içerikleriyle de anayasada yer alsın.

Elbette ki şu anda Kürt halkı haklarının tamamına ulaşmış değil. Bu hakların daha da genişlemesi lazım. Kürt halkının ulusal hakları var, kültürel hakları var, ana dil hakları var, Kürt halkının idari meseleleri var. Bu meselelerin çözüme kavuşması gerekmektedir. Bunların anayasada yer alması gerekiyor.

Yeni siyasî parti sinyali

Parti hazırlıkları, parti kurma hazırlıkları var mı? Varsa ne aşamada? İsim belirlediniz mi? Nasıl bir parti olacak?

Şu anda yeni bir dönem var. Hem Kürt halkı içerisinde hem de Suriye’nin genelinde yeni bir dönem başladı. Yeni bir siyasi ortam da var. Bizim de siyasi çalışmalarımızı gözden geçirmemiz gerekiyor. SDG’nin varlığını sonlandırması bir boşluk da yarattı. SDG geçtiğimiz 15 yılda bu halk için önemli çalışmalar yaptı. Bu halkı korudu, binlerce şehit verdi. Bir tabanı var. Dolayısıyla SDG’nin yarattığı boşluğu dolduracak bir siyasi yapının oluşması önemlidir.

Şimdi halkımız içerisinde siyasi faaliyetler yürütenler bu konuyla ilgili çalışmalar yapıyor. Ancak henüz ne şekilde olacağı, isminin ne olacağı netleşmiş değil. Ama bu önemli bir çalışmadır. İnanıyorum ki büyük bir çalışma yapılması da gerekiyor ve SDG’nin yarattığı boşluğu doldurmak gerekiyor. Bu yeni siyasi yapı bu boşluğu dolduracaktır.

Suriye herkesin kendi inancına göre yaşayacağı, kimliğini yaşayabileceği özgürce yaşayabileceği bir ülke olabilecek mi yeni anayasasıyla beraber? Mesela Rojava’da seküler bir hukuk gelişmişti, Şam’da durum önceden de farklıydı ama şimdi daha da farklı. Yeni Suriye’de bu seküler, laik alanı, sizlerin burada yarattığınız alanı koruyabilecek misiniz?

Elbette ki buradaki durumu korumanın bazı zorlukları olacaktır. Bu da mücadelenin bir parçasıdır. Şunu da söyleyebilirim ki 15 sene içerisinde burada oluşturduğumuz yaşam yasal bir güvenceye kavuşmasa da burada bir kültür oluşturmuştur ve bu bir şekilde devam edecektir.

Genel olarak söyleyebilirim ki Suriye’de medeni, laik bir hükümetin kurulması önünde sorunlar ve engeller var. Ama şunu da söyleyebilirim ki Baas dönemine göre bunun için daha fazla imkan var. Şu anda Suriye uluslararası topluma açılmayı ve uluslararası kanunlara uymayı istiyor. Suriye de uluslararası toplumun parçası olmak istiyor. Bunu gerçekleştirmek için mücadele kararlılığı da var. Laik, demokratik ve medeni bir ülke kurmanın imkanlarının olduğuna da inanıyorum.

Suriye Demokratik Güçleri’nden 4 tugay orduya katıldı ama Şam’daki hükümet kadınları orduya kabul etmediği için farklı formül arandı. Sonunda İçişleri Bakanlığına bağlı, terörle mücadeleyle görevli bir güç formülü ortaya çıktı. Bu formül sizi tatmin etti mi ya da kadınları tatmin ediyor mu?

Elbette ki bu, kadın hareketinin vereceği bir karardır. Benim anladığım, tabii ki kadınlar bu durumdan memnun değiller. Uzunca bir zamandır, yani 29 Ocak’tan beri 7 aydır süren, askeri bir güç olarak tanınmak için bir mücadeleleri oldu. Ancak anlaşıldı ki şu anda Suriye’de kadınların ordu içerisinde yer almaları konusunda imkanlar mevcut değil.

Şam’da yaptığımız son toplantıda Suriye Devleti de bu konudaki kararını bize bildirdi. Kadın arkadaşlarımız da ona göre kararlarını verdiler. Onlar için şu anda önemli olan, bir antiterör birliği şeklinde askeri bir güç olarak varlıklarını sürdürmek. Savaşçı kimliklerini korumak, varlıklarını korumak, bu şekilde İçişleri Bakanlığı içerisinde varlıklarını sürdürmeleri de bir çözüm yoludur. Ancak onların istediği bu değildi. Ancak varlıklarını sürdürmek için Suriye Devleti’nin bu teklifini kabul ettiler. Onlar istiyorlar ki yine bir askeri güç olarak Suriye içerisinde yer alsınlar.

“Türkiye Suriye’nin inşasında özel olarak ekonomik açıdan ya da başka konularda olumlu bir rol oynayabilir”

Türkiye Suriye’nin geleceğinde nasıl bir rol oynuyor? Sizin için daha irtibat kurulabilir bir muhatap hâline gelmeye başladığı… Ona dair de soru soracağım, bunun farkındayım; nasıl evriliyor, nasıl gelişiyor bu etki? Bir de Abdullah Öcalan’ın Suriye’deki sürecin ilerlemesine kritik aşamalarda katkısı olduğuna dair kanaat var. Bunlara dair bir değerlendirme yapabilir misiniz? Yani nasıl roller ve nasıl katkılar söz konusu?

Şüphesiz ki bu yeni dönemde Suriye’de Türkiye’nin etkisi artmıştır. Suriye’nin meseleleri Türkiye’yi ilgilendirmeye ve Suriye’deki Türkiye etkisi devam edecektir. Sınır komşusu olması ve daha birçok faktörden dolayı da bu etki devam edecektir. İnanıyorum ki Suriye’nin yeniden inşasında Türkiye’nin rolü konusunda da genel bir ittifak vardır. Önümüzdeki dönemde de bunu göreceğiz. Türkiye Suriye’nin inşasında özel olarak ekonomik açıdan ya da başka konularda olumlu bir rol oynayabilir. Ben inanıyorum ki bu rolü oynayacaktır.

Yine şu anda Türkiye’de devam eden barış süreci de özellikle Suriye’deki Kürtlerin dosyasını yakından ilgilendiriyor. Çünkü Türkiye’deki Kürt dosyası ve Suriye’deki Kürt dosyasını birlikte değerlendiriyor. Türkiye Devleti Suriye’deki Kürtlerin varlığını, SDG’nin varlığını kendi ulusal güvenliğinin bir parçası olarak gördü. Bu şekilde yaklaştı. Biliyorsunuz, uzunca bir süreç çatışma vardı. Türkiye’nin buraya yönelik askeri müdahaleleri vardı.

Şu an Türkiye’de yürümekte olan çözüm sürecinin bu konuda da önemli etkisi oldu. Bu konunun da güvenlik anlamında bir istikrar ve çatışmasızlık durumu var. İnanıyorum ki İmralı ve Türkiye Devleti arasında yürüyen çözüm sürecinin Suriye’deki Kürt meselesinin çözümünde olumlu etkisi olacaktır.

Türkiye sizinle diyalog kurmadığı dönemlerde Abdullah Öcalan kolaylaştırıcı bir rol oynadı ve bir köprü oluşturdu, diyebilir miyiz?

Türkiye’de yürütülen barış süreci bir şekliyle Türkiye’nin buranın üzerindeki ilişkilerinde de etkili oldu. Hem Türkiye ile ilişkilerimizin devamına hem de buradaki sürece katkısı oldu.

Diplomatik pasaportunuzu aldınız mı? Bu pasaportu Türkiye’ye gitmek için de tahminen ne zaman kullanırsınız? Böyle bir hazırlık ya da tahmin var mı?

Bizim için süreç yeniden başladı. Elbette önümüzdeki dönemde bu imkanları hem Türkiye ile hem de dünya ile ilişkilerimizi ilerletmek için kullanacağız.

Türkiye’de yapılacaklar listenizde neler var? Türkiye’ye gittiğinizde temas kuracağınız kişiler, muhataplarınız olacaktır.

Elbette ki Rojavalı Kürtlerin özgün bir durumu var ve Suriye Devleti’nin bir parçasıdır. Elbette ki birbirinden ayrı değiller. Resmi bir çerçeve içerisinde Suriye devletinin içinde yer alıyorlar. İnanıyorum ki bu Rojava’ya özgü bir durumdur. Yine de kurulacak ilişkiler Suriye’deki genel siyasetten bağımsız olmayacak ve birbirini tamamlayacak. Bugün Suriye de Türkiye ile ilişkilerini geliştirmek istiyor. Bu çerçevede Kürtler de bu ilişkiyi destekliyor. Bu gelişecek ilişki bizi de ilgilendiriyor.

Buradaki temel hedefimiz bu coğrafyada istikrarın oluşmasıdır, sükunet olsun. Buradaki ekonomik gelişme ve istikrar açısından Türkiye’nin bir rolü olacak. Biz biliyoruz ki Türkiye’nin bu konuda isteği var ve biz de buna açığız. Genel anlamda istikrar ve ekonomi gibi birçok başlıkla Türkiye’nin Suriye’de etkisi olacaktır.

Entegrasyon tamamlandığında başka uyruklu, sadece Türkiye uyruklu değil başka uyruklu savaşçıların da ayrıldığını söylemiştiniz. Türkiye’ye dair nasıl bir prosedür izlendi? Şimdi Türkiye’deki süreçte bir silah bırakıldığına dair teyit, tespit süreci var. MİT bunu yapıyor. Benzer bir süreç oldu mu? Nasıl bir prosedür izlendi? Bir de kaç kişiden bahsediyoruz?

Bu mesele, SDG’nin içinde bulunan Suriyeli olmayan savaşçılar ki bunlar IŞİD’e karşı savaştılar. Bu bizimle Türkiye arasında daha tartışılmadı. Bu savaşçılar PKK içerisinde yer alıyor. Bu, PKK ile Türkiye arasında ele alınacak bir başlıktır. Bu konunun bizi ilgilendiren tarafı bu barış sürecine dahil olmak isteyenlere yardımcı olmaktır. Bu coğrafyadan çıkmaları ve bu entegrasyonun tamamlanmasına yardımcı olacağız. Bize düşen sorumluluk bu sürece katkı sağlamaktır. Ancak bu mesele PKK ile Türkiye arasında yaşanan bir süreçtir.

Peki, rakamlar söylemek mümkün mü? Kaç kişilik bir gruptan söz edilebilir?

Genel olarak söyleyeyim: Süreç başladığından beri, 29 Ocak’tan beri yüzlerce savaşçı buradan çıkış yaptı. Yüzlercesi de kaldı. Kalanlar da bu sürece katılmak isterlerse katılırlar.

Siz Suriye’de hâlâ IŞİD tehdidi olduğunu söylediniz. Nasıl bir tehdit bu? Sizin Şam yönetimine zamanında bıraktığınız alanlarda DEAŞ’lı tutuklular vardı; Rakka’da, işte Şeddade’de… Serbest bırakılanların görüntüleri yansıdı. Onlar da gene bu gruba ait miydi, değil miydi? Ona dair de belki bir şey söylersiniz. Bir kısmı Irak’a gitti. Hem bu emanet ettikleriniz ne oldu, onu sormak istiyorum hem de bu sözünü ettiğiniz tehdidin biraz sonrasında ortaya çıkan karışıklıkla da bir ilgisi var mı? Somutlaştırır mısınız?

Evet, doğrudur. Tutuklu IŞİD militanları büyük çoğunlukla Amerika ordusu sayesinde Irak’a götürüldüler. Bu da Suriye devletinin onayıyla yapıldı. Bu, Suriye devletiyle Irak devleti arasındaki bir konudur. Yine yüzlerce IŞİD tutuklusu da bu bölgelerde var ve Suriye Devleti’nin güvenlik güçlerinin denetimindedir.

IŞİD tehdidi her zaman vardır. Bu tehdidin bittiğini düşünmek yanlıştır. IŞİD ideolojik bir harekettir. Toplumun bir kesimi arasında yer bulabilirler. Hem finans hem de insan kaynağına hâlen ulaşabiliyorlar. IŞİD’in hâlen imkanları var, öyle basit bir hareket değil. Suriye’de yaşanan iktidar değişikliğinden sonra imkanları daha da artmıştır. Esad rejimi yıkıldıktan sonra başlangıçta bazı imkanlar yakaladılar. Elbette şu anda eski güçlerinde değiller ancak hâlen güçleri var ve eylemler yapabiliyorlar. Her zaman IŞİD’e karşı tedbirli ve uyanık olmalıyız. Hâlen büyük saldırılar yapabilecek güce ulaşabilirler. Ama gerek derakida işte her tüm yani hişaben tedbir-i kabristinin, belki her tüm kanın yani İpkani Van Heku kanının dergası erişemez bunu.

Netanyahu hükümetinin tansiyonu artırma ihtimalini görüyor musunuz? Yoksa kontrol altına alınmış görünüyor mu?

Görünen o ki İsrail’in asıl üzerinde durduğu ve karşı çıktığı konu Türkiye’nin buradaki varlığıdır. Özellikle askeri ve güvenlik açısından buna yönelik zaman zaman itirazlarını dile getiriyor. Sınır güvenliğinden söz ediyor.

Elbette ki Suriye devletinin de İsrail’le sorunu var. Çünkü Suriye topraklarında İsrail askerleri var. Suriye, İsrail’in eski sınırlara çekilmesini istiyor, yani Esad rejimi düşmeden önceki sınırlara çekilmesi. Elbette ki şu anda Suriye ve İsrail arasında görüşmeler yapılıyor. Zaman zaman da bunlar kamuoyuna açıklanıyor. İnanıyorum ki tansiyon şu anda daha düşük ve bu iyi bir şey. Arada sorunlar da var ama önemli olan sorunlar çözülünceye kadar tansiyonun düşük olması.

Güneydeki işgal sürecek mi?

Böyle görünüyor. İsrail’in işgal ettiği, yeni işgal ettiği bölgeler var. Köylere giriyor, çıkıyor. İsrail şu anda girdiği yerlerde kalmakta ısrar ediyor. Çıkmak için bazı şartlar ileri sürüyor. Bu şartlar da yerine getirilmesi zor şartlar. Dolayısıyla bu süreç ve bu sorun uzuyor. Görünen o ki uzunca bir süre de devam edecek, ta ki kalıcı bir çözüm bulununcaya kadar.

Suriye için, bölge için hayaliniz nedir?

Orta Doğu’dan söz ettiğimiz zaman sürekli savaş ve savaş ihtimalinden söz ediliyor. Bu ihtimal var ama biz elbette ki Orta Doğu’da barış istiyoruz. Bütün Orta Doğu halkları; Kürtler, Araplar, Türkler, bütün dünya halkları gibi kalkınmanın, ilerlemenin içerisinde olsunlar. Ekonomik, siyasal ve yönetimde istikrar olsun.

Elbette ki bir Kürt olarak istiyorum ki Orta Doğu’daki tüm Kürtler haklarına ve hedeflerine kavuşsun. Özellikle Suriyeli Kürtler için de hedefimiz daha güçlü bir şekilde Suriye Devleti’nin içerisinde yer almaları, şu ana kadarki kazanımları daha da genişleterek ileriye götürmektir. Kimliklerini daha da güçlendirsinler ve bu kimlikle Suriye içerisinde yer alsınlar. Bu da bizim asıl hedefimiz ve bunun için çalışıyoruz.

( ALINTI www.youtube.com/watch?v=xLA-dUZYgiQ )

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.