Yeniçağ yazarı Orhan Uğuroğlu, ismini paylaşmadığı Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanlığı’nda yıllardır görev yapan yetkililer ile Atatürk Havalimanı’na …

Yeniçağ yazarı Orhan Uğuroğlu, ismini paylaşmadığı Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanlığı’nda yıllardır görev yapan yetkililer ile Atatürk Havalimanı’na ilişkin görüşmesini aktardı. Söz konusu yetkililer, “İstanbul’un hava alanı dar bir hava alanı. Bu hava sahasında 3 tane havalimanının uçak trafiğini yönetmek kolay değil” telaffuzunun doğru olmadığını belirtti, Londra ve New York’u örnek gösterdi.
Yetkili, “Houston’da da 5 liman vardı. Yalnızca bir havalimanını sağlık merkezi olarak kullanıyorlardı. Hastaları oraya indirip kaldırıyorlar. Dünya buna giderken biz, elimizde bu kadar büyük potansiyeli bu türlü bir hazineyi alt yapısıyla üst yapısıyla nasıl yıkarız nasıl kapatırız? Bu olmamalıydı. Biz buna çok üzüldük” diye konuştu.
Orhan Uğuroğlu’nun köşesinde aktardığı röportaj şöyle:
“Yeni bir havalimanına sahiden ihtiyaç vardı”
Atatürk Havalimanı neden çok önemli?
“1953 yılında hizmete giren Türkiye’nin havacılıkta en çok önemli giriş kapısı. HAP dediğimiz ana merkezdir. 56 havalimanının 50’si zarardaydı. Yalnızca 5 tanesi kârdaydı. 5 havalimanından da %50 fazla kâr sağlayan Atatürk Havalimanı’ydı. Bu kadar önemli… Bu kadar büyük rantı vardır. Bu kadar havacılık için olmazsa olmaz bir yerdir. Trafikler çok artınca maalesef Atatürk Havalimanı’nda büyütme imkânı olmadı. Yeni havalimanına gerek var mıydı buraya bir pist yapılsa tahlil olur muydu?
Biz bunu Binali Bey’in talimatıyla çalıştık… (Eski Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım.) Sayın Bakan dedi ki; ‘Atatürk Havalimanı’nı bu rötarları engellemek için, ülkenin döviz kaybını engellemek için nasıl geliştirebiliriz? Yeni bir pist yapmak zarurî bunu çalışın.’ Yapılacak pist inanılmaz bir kamu maliyeti çıkarıyordu. Aklınız hayaliniz almaz. Oradaki semti Yeşilköy’ü kamulaştırmamız gerekiyordu. Bunları raporladık. Bu sefer denildi ki ‘yeni bir havalimanına ihtiyaç var.’ Var mıydı? Nitekim vardı.
İşin kötü tarafı yolcu yoğunluğu bir tarafa… Hava sahasında uçaklar sıraya giriyor beklemeye giriyorlar. Bu havacılıkta hiç arzu edilmeyen bir şeydir. Ne kadar bekletebilirsiniz ki? O havadaki konfigürasyonu yönetmek farklı bir şey. Çok zor bir şey… Allah korusun hava alanının güvenliği söz konusu. Çok Önemli olan uçağı indirebilmek… Pistlerin kapasitesi doldu. Artık uçağı piste indiremiyorduk. Bu ihtiyaç Silivri’de şekillendi. İl merkezinden çok uzağa giderseniz, öbür maliyetler çıkar. O denli bir şey yapmak zorundasınız ki etrafında mani olmayacak, dağlar olmayacak yapılaşma olmayacak. En sonunda İstanbul Havalimanı’nın olduğu alanda karar kılındı.”
“Atatürk Havalimanı kesinlikle ve kesinlikle korunmalıydı”
Yeni havalimanına ihtiyaç yok, Atatürk büyütülebilir, yeni yer çok sıkıntılı diye birçok iddia yer aldı medyada, doğru muydu?
“Bir sürü tartışmalar oldu rüzgâr tarafları aykırıydı, kuş göç yolları denildi. Atatürk Havalimanı ile kuş uçuş arası derhal çabucak 35 kilometre. iklim kuş göç yolları yani toprak yer yapısına kadar. Biz bunları 1 yıl boyunca inceledik. Her türlü etüdü yaptık. Bize çok makul ve mantıklı geldi ve biz dedik ki burayı yeni havalimanı olarak kullanalım.
Londra’da 5 tane, New York’ta 5 tane havalimanı var. İstanbul bu Megapoller kadar çok önemli ve büyük bir yer. Anadolu Yakası’nda Sabiha Gökçen var tek pistli konvansiyonel bir havalimanı olmaz. Kesinlikle 2. pist gerekecekti. O da yılan öyküsüne döndü. 2 tane havalimanı kâfi mi? Hayır yetmez. Atatürk Havalimanı kesinlikle ve kesinlikle korunmalıydı. Stand-by yediğimiz en azından acil durumlar için. İstanbul sarsıntı bölgesi açısından İstanbul dertli bir yer… Atatürk Havalimanı’nın 3. havalimanı olarak korunması değerliydi. Biz bunları hep söyledik.
İstanbul Havalimanı yapılsın çok önemli, Sabiha Gökçen ikinci bir pistle destek edilsin çok önemli, ama biz havacılıkta kuzey güney doğu batı aksları arasında bir odak noktası olacaksak, sürdüreceksek kesinlikle ve kesinlikle Atatürk Havalimanı’nı koruyalım dedik.”
“Elimizde bu kadar büyük potansiyeli, alt yapısıyla üst yapısıyla nasıl yıkarız, nasıl kapatırız?”
Bakanlar diyor ki “Hava alanı dar. İstanbul ve Atatürk anda çalışamaz” bu iddia doğru mu?
“Burada tek tartışma konusu şu oldu: İstanbul’un hava alanı dar bir hava alanı. Bu hava sahasında 3 tane havalimanının uçak trafiğini yönetmek kolay değil.
Hayır bu doğru değil. Londra ve New York bunu 5 havalimanında sıkıntısız yapıyor. Houston’da da 5 liman vardı. Yalnızca bir havalimanını sağlık merkezi olarak kullanıyorlardı. Hastaları oraya indirip kaldırıyorlar. Dünya buna giderken biz, elimizde bu kadar büyük potansiyeli bu türlü bir hazineyi alt yapısıyla üst yapısıyla nasıl yıkarız nasıl kapatırız? Bu olmamalıydı. Biz buna çok üzüldük. Bu kuruma yıllarca büyük emek verdik. Bizimle birlikte bunun yükünü çeken her hususta imzasını atan şahıslar hepimiz çok üzüldük. Bir pandemi hastanesine ihtiyaç varsa öteki yer mi yoktu? O pistler o kadar büyük maliyetlerle yapıldı ki… O kadar büyük emeklerle yapıldı ki… Keşke korunsaydı. Kar yağdığında bir gün uçaklar inemedi İstanbul Havalimanı’na da o garibim Atatürk Havalimanı’na indi. Yine orası kurtardı bizi. Burada çok büyük yatırımlar oldu.
“Atatürk Havalimanı’nda bütün arkadaşlarımızla birlikte gözyaşlarımızı tutamadık”
Uçakların yaklaşma hizmetleri hâlâ İGA’ya taşınmadı. Atatürk Havalimanı’nda… Harikulade bir merkezdir. Radarlarımız hâlâ orada. Yaklaşma denetimlerimiz orada. Havacılık yalnızca uçak indi kalktı, yolcu terminalden geçti değildir. Havacılık komplike teknik altyapıyla havacılıktır. Atatürk Havalimanı öyküsü kapandı. O kadar içimiz sızladı ki… Atatürk Havalimanı’nda bütün arkadaşlarımızla birlikte gözyaşlarımızı tutamadık. Bu havalimanı İnşallah kapanmaz. Havacılık çok önemli bir merkezini kaybetti. Hava trafik yönetimi yapılabilirdi. O kadar iyi hava trafik kontrolörlerimiz var ki… Sahiden çok ehil çocuklar… Ve İstanbul’un hava trafik kontrolörleri diğer yerlere benzemez. Çok deneyimlidirler.”