TGC, TGS, Basın Kurulu, TYS, DİSK Basın İş, PEN Türkiye, TÜRKYAYBİR düzenledikleri basın toplantısında 22 Haziran 2022 Çarşamba günü TBMM’ye …

TGC, TGS, Basın Kurulu, TYS, DİSK Basın İş, PEN Türkiye, TÜRKYAYBİR düzenledikleri basın toplantısında 22 Haziran 2022 Çarşamba günü TBMM’ye gelmesi beklenen Sosyal Medya Yasa Tasarısı’nın geri çekilmesini istedi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto; “Gazeteciliğin rahatça yapılamadığı bir ülkede demokrasiden söz edilemez.” dedi. Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanı Adnan Özyalçıner ise “Yazdığınız ve söylediğiniz her doğrunun sonucunda hapishaneler sizi bekliyor olacak” diye konuştu.
TBMM’ye 22 Haziran 2022 Çarşamba günü gelmesi beklenen Sosyal Medya Yasa Tasarısıyla ilgili olarak meslek örgütleri tenkitlerini, itirazlarını ortaya koymak için bir basın toplantısı düzenledi.
İstanbul’da 21 Haziran 2022 Salı günü saat 14.00’de Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Burhan Felek Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıya yedi meslek örgütünün temsilcisi katıldı. Toplantıda yasa tasarısının basın meslek örgütlerinin görüşleri alınmadan hazırlandığına dikkat çekildi. Meslek örgütleri temsilcileri yasanın geri çekilmesini talep etti.
“İktidar tek sesli toplum yaratmak istiyor”
Toplantıda konuşan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto, iktidarın tek sesli bir toplum yaratmak istediğine dikkat çekerek şunları söyledi:
“İktidarın çok sesli bir toplum yaratmak istemediği açık. Tam aksine tek sesli tek kanıyı içeren bir topluma dönüştürmek konusunda çalışmaları var. Sosyal Medya Yasa Tasarısı da bunlardan bir tanesi. Türkiye’de sansür-oto sansür yetmezmiş gibi tehditler, iktidarın baskıları yetmezmiş gibi bir de sosyal medyadaki insanlara kapıları kapamak istiyorlar. Neden korkuyorlar korkmasalar bu türlü bir şey yapmazlar diye düşünüyorum.
İnsanların aykırı niyetlerinden korkuyorlar İnsanların tasarladıkları kanılarının nelere yol açacağından korkuyorlar. Tahminen yeni kanılar çok daha hoş ufuklara yol açabilir, demokrasiye yol açabilir, demokrasinin yeşermesine yol açabilir. Yıllardır bir demokrasi lafı gidiyor ama demokrasi yolunda bir arpa uzunluğu bile yol alamadık. Hep darbelerle, iktidarın baskılarıyla, askerlerin baskılarıyla insanların fikirleri örselenmiş, edilgen kılınmış bir toplum.
Bu yasa tasarıyla toplum daha da edilgen hale getirilmek isteniyor. Tasarı Meclis’te yasalaştığında cezaevlerine yeni müşteriler eklenecek. Türkiye’de okullar yerine, cezaevi inşaatları süratle sürüyor. Ne kadar çok insan doldurursak oraya o kadar iktidarda kalacağız zanneden bir yönetim var. Haklı bir gayretimiz var. Elimizden geldiğince uğraşımızı sürdüreceğiz. Gazeteciliğin, haberin serbest dolaşmadığı, gazeteciliğin rahatça yapılamadığı bir ülkede demokrasiden söz edilemez.”
“Bu tasarının içinde haber yok, sansür var”
Türkiye Gazeteciler Sendikası Başkanı Gökhan Durmuş ise yasa tasarısının çıkmasını neden istemediklerini dile getirdiği konuşmasında şunları söyledi:
“Bu kanun teklifi gazetecilere, basın meslek örgütlerine sorulmadan hazırlandı. Bu kanunun tasarısının içerisinde gazetecilerin haber yapmasını kolaylaştıracak bir düzenleme yok. Türkiye tarihinin tahminen de en büyük sansür yasası. Yalnızca gazetecilik faaliyetini değil, toplumun haberleşme kanallarına dönüşen sosyal medya ağlarını da denetim altına alan, onları da susturmaya çalışan bir kanun düzenlemesi.
Bu kanun teklifi iki haftadır Meclisin Dijital Mecralar ve Adalet Komisyonu’nda görüşüldü. Meslek örgütleri olarak toplantılara katıldık ve itirazlarımızı ilettik. İtirazlarımıza karşın Meclis gündemine motamot hazırladıkları şekilde geri geliyor. Ne olacak bu kanun çıkınca kısaca ondan bahsedeyim daha kanun çıkmadan Diyarbakır’da 16 meslektaşımız tutuklandı. Ordu’da bir haber sitesi haber kaynağını açıklamadığı için bütün bilgisayarlarına el kondu, haber kaynağını açıklamaya zorlandı. Bu yasanın içerisinde dezenformasyonla mücadele edeceğiz derken aslında haberi ortadan kaldırmaya çalışan bir düzen var. Bu tasarının içerisinde haber yok. Yalnızca sansür var o yüzden biz bu tasarıyı kabul etmiyoruz.”
“Yazdığınız ve söylediğiniz her doğrunun sonucunda hapishaneler sizi bekliyor olacak”
Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanı Adnan Özyalçıner ise konuşmasında şu görüşlere yer verdi:
“Bu yasa tasarısı temel hak ve özgürlüklere el koymak demektir. Yalnız gazeteci-okur arasında özgürce haber verme ve haber almadaki kanıyı ifade özgürlüğünü kısıtlamış olmakla kalınmıyor. İnsanlar arasındaki serbestçe iletişim kurma ve konuşma özgürlüklerini de, fikirlerini söyleme, ifade etme özgürlüklerini de yasaklıyor. Sansür ve oto sansür yoluyla haksızlıklar, yolsuzluklar, adaletsizlikler konuşulmasın diye toplumsal muhalefet temelden susturulmak isteniyor. Yazdığınız ve söylediğiniz her doğrunun sonucunda hapishaneler sizi bekliyor olacak. Getirilmek istenen bu yasanın özeti bence bu. Bütün meslek örgütleriyle birlikte bu işin peşindeyiz. Karşısında olmaya devam edeceğiz.”
“Gazetecilik mesleğini icra edilemez hale getirmeye çalışan bir dalga var”
DİSK Basın İş Genel Sekreteri Özge Yurttaş ise seçime kadar olan sürecin giderek ağırlaşacağına vurgu yaptığı konuşmasında şu mevzulara dikkat çekti:
“Görünen o ki Türkiye bir sonraki genel seçime kadar başta medya olmak üzere basın ve ifade özgürlüğü alanının giderek daraltıldığı, gazetecilerin yaptığı haberler nedeniyle hedef haline geldiği bir periyoda doğru gidiyor. Gazetecilik mesleğini icra edilemez hale getirmeye çalışan bir dalga var. Buna karşı birlikte, kimseyi geride bırakmadan mücadele etmemizin daha da çok önemli hale geldiğini söylemek isteriz.
Bu toplantı ve açıklamalar gazetecilerin hedef haline getirildiği her türlü teşebbüs karşısında tesirli, güçlü, birbirimizle dayanışma sergilediğimiz mücadelenin başlangıcı olarak görülsün. Elbet kolay değil birçok zorlukla bugüne kadar sınandık. Bundan sonra da sınanacağız. ama çok önemli olan elimizdeki imkanlarla ve örgütsel kapasitenin tamamını kullanarak bütün gücümüzle karşı koymak. Biz basın özgürlüğü için, halkın haber alma özgürlüğü için yasanın geri çekilmesini, eş vakitli olarak gazetecilerin hedef alındığı her türlü operasyonun, davanın ve tüzel soruşturmanın da gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.”
“Yasa tasarısı özgür ve bağımsız medyaya yönelik iktidar sopası olarak kullanılacak”
Basın Kurulu Genel Sekreteri Mustafa Eşmen; “Seçim ortamına geçilirken bu gelişmelerin olması daha bir mana taşıyor. Bu yasa tasarısı özgür ve bağımsız medyaya yönelik iktidar sopası olarak kullanılacak. Hala ispatlı haberler yapan meslektaşlarımız gece evde basılarak gözaltına alınıyorlar, tutuklanıyorlar haklarında dava açılıyor. Gazetecilerin ömürleri adliye koridorlarında geçiyor. Bu tasarı yasalaşınca durum daha da vahim olacak. Basın özgürlüğünden doğacak sakıncaların yeniden basın özgürlüğü içerisinde çözülmesi gereklidir. Bütün meslek örgütleri bir araya geldi bunun için mücadele veriyor. Palavra haberle basın meslek örgütleri mücadele eder, basının kendini denetlemesiyle bu sorun çözülebilir. Bizler bütün gücümüzle mücadele edeceğiz” dedi.
“Bu tasarı şayet yasalaşırsa, yeni bir baskı periyoduna gireceğiz”
PEN Yazarlar Derneği İkinci Başkanı olan Halil İbrahim Özcan ise konuşmasında basını susturmaya çalışarak bir yere varılamayacağını dile getirdiklerini ama iktidarın kulaklarının sağır olduğunu söyledi. Halil İbrahim Özcan konuşmasına şöyle devam etti:
“İktidar endişe iklimini canlı tutmak için dezenformasyonla mücadele altında tekrar gayesine niyet ve ifade özgürlüğünü koymuştur. Yasa çıkarsa görülüyor ki bu daha fazla baskı, daha fazla sansür manasına geliyor. CİMER’e daima yurttaşların şikayetleriyle, yahut sosyal medya paylaşımlarıyla, durduk yere tutuklanmalar, işten atılmalar ve cezalandırmalar olacak. Şiddeti övmeyen, hakaret etmeyen sosyal medya paylaşımları bile yıllar sonra tekrar gündeme getirilerek şikayet konusu yapılıyor. Bu tasarı şayet yasalaşırsa, yeni bir baskı periyoduna gireceğiz. Biz Uluslararası PEN olarak bu yasaya niçin karşı olduğumuzu neden karşı olduğumuzu uluslararası platformda da anlatmaya çalışacağız.”
“Sansür, oto sansürün artacağına dair korkularımız var”
“Türkiye Yayıncılar Birliği olarak yaklaşık 1994’ten beri niyet ifade özgürlükleri mükafatları veriyoruz. Her yıl yargılanan muharrir ve yayıncı arkadaşlarımızla dayanışma içindeyiz. Yayıncılığın özgürlük uğraşı yüzyıllara dayanıyor. Benim yetiştiğim vakitlerde 141-142 ve 163. hususların gerisine, daha sonradan Terörle Mücadele Kanunu, Muzır Yasası da eklendi. Bu maddelerle birlikte her iktidar döneminde kanıyı ifade özgürlüğünü, fikirlerin yayılmasını serbestçe dolaşmasıyla ilgili birçok olumsuz hadiseyle karşı karşıya kaldık.
Benim gördüğüm dezenformasyon yahut yanlış bilgi ile ilgili yapılan şeyler içerisinde cahilin kötü sesine dayalı CİMER şikayetine dayatılmış yürüyen soruşturmalar var. 11 yıl önce atılmış içerisinde şiddet içermeyen bir tweet yüzünden müellif Yavuz Ekinci arkadaşımız ceza aldı. Buna bir sürü vaka var. Hapishanelere kitaplar girmiyor. Çeşitli hakimler Basın Yasası’na karşın kitapları yasaklıyorlar. Bu yasa tasarısıyla sansürün, oto sansürün artacağına dair telaşlarımız var. Biz de basın mensuplarının yanındayız.
Yayıncılar olarak biz de bundan çok etkileneceğimizi düşünüyoruz. Dün nasıl mücadele ettiysek ağabeylerimizin bize miras bıraktığı fikir ve ifade özgürlüğünü savunma sıkıntısını, yeni kanunlarla da tekrar sürdüreceğiz.”