Yeni Şafak yazarı Fatma Barbarosoğlu, Kurban Bayramı ile ilgili değerlendirmelerde bulunduğu bugünkü yazısında “Kadınlar rasyonelleştikçe …

Yeni Şafak yazarı Fatma Barbarosoğlu, Kurban Bayramı ile ilgili değerlendirmelerde bulunduğu bugünkü yazısında “Kadınlar rasyonelleştikçe, dindarların heyecanı, coşkusu zayıflıyor” görüşünü dile getirdi.
“Farkında olmamız gereken şu ki, insanlar durduk yere ‘Ben artık bu ibadeti yapmıyorum’ diyerek vazgeçmezler yapmakta oldukları amelden” diyen Barbarosoğlu, şöyle devam etti:
Metropollerde kurban kesmek her geçen gün biraz daha zorlaştıkça, kurban kesmenin ruhundan da uzaklaştı/uzaklaşacak Müslümanlar. Mekanın ve vaktin eşitlendiği/düzleştiği seküler dünyada, sünnetlerden adım adım koptuğumuzu fark etmiyoruz bile. Bu kopuştan kurtulmanın tek yolu, vakti ve mekanı, müminin idrakini ve ferasetini arttırıcı bir berraklığa kavuşturacak şekilde düzenlemek. Çok mu büyük geldi söylediklerim!
Yeni güçlü Müslümanlar ‘ötekilerin’ hayat üslubunu ikame etmek üzere kendileri için ayrıcalıklı siteler kurarken… Yüzme havuzları, aerobik solanları, kapalı otoparklar, her tıp rekreasyon alanları! Eee? Kurban kesmek için düzenlenmiş estetik ve elverişli mekanlar nerede?”
Orhan Pamuk’un, İstanbul: Anılar ve Şehir adlı kitabında, ailesinin kurban bayramlarında, kurbanı kestirip etini yoksullara gönderdiktensonra kasaptan et alışlarını anlattığını, taze kurban eti koktuğu için ailecek kurban eti yemeyi tercih etmediklerini yazan Barbarosoğlu şöyle devam etti:
“Üst gelir seviyesine sahip dindar konutlarda deseküler Pamuk ailesi gibi kurban kokusuna pek rastlanılmıyor artık. Yani yaklaşık 50 yıl önce Pamuk’un ailesinde “kurban” taze et kokusu üzerinden lezzetsiz bulunup tercih edilmezken, şu anda aynı durumu yaşayan muhafazakar-dindar aileler var.
Sorun şu ki, artık Müslüman erkekler kurbanlarını kendisi kesemiyor. Şehirde kurban kesmenin külfeti arttıkça kurbanın ibadet boyutu zayıflayarak sosyal yardımlaşma boyutu ön plana çıkıyor.
Oysa kurban kesmek, dindarların kendilerini Allah’a en yakın hissettikleri ibadetlerden biridir. Bu his direkt “can”a dairdir. Allah o denli emrettiği için oğlunu kesmeye hazır bir İbrahim ve babasının bıçağına razı bir İsmail’in anısı eşlik eder kurban kesen müminlere. (Yani etmelidir. Yani bu hatıra tazelenmelidir.)
Kurban kesilirken sosyal yardımlaşma boyutu ön planda tutuluyor da Türkiye’de kurban eti girmemiş hane kalmıyor diyebiliyor muyuz? Ne yazık ki hayır. Zira üst gelire mensup aileler kurbanlarını yardım kuruluşları aracılığı ile yurt dışına göndermeyi tercih ediyor. Kurban etini dünyaya dağıtmak için yıllardır yardım kuruluşları seferber. Bu seferberlik ümmetin birbirine muhabbetini arttırıcı bir durum. 2022 Kurban Bayramı’nda Türkiye’de kurban eti girmeyecek ailelerin sayısının geçmiş yıllara göre daha fazla olduğunu öngörmek için TÜİK datalarını beklemeye gerek yok.”
Yazının tamamını okumak için