enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
46,1198
EURO
53,3124
ALTIN
6.196,87
BIST
13.741,89
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
26°C
İstanbul
26°C
Açık
Perşembe Açık
27°C
Cuma Parçalı Bulutlu
28°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
23°C
Pazar Parçalı Bulutlu
24°C

DEVA Partili Yeneroğlu: Türkiye’de işkence ve kötü muameleye sıfır tolerans devrinden yüksek tolerans periyoduna geçilmiş

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yeneroğlu, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın “Türkiye’de işkence yoktur” sözlerine …

DEVA Partili Yeneroğlu: Türkiye’de işkence ve kötü muameleye sıfır tolerans devrinden yüksek tolerans periyoduna geçilmiş
26.07.2022 16:33
25
A+
A-

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yeneroğlu, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın “Türkiye’de işkence yoktur” sözlerine tepki gösterdi. Yeneroğlu, “Türkiye’de işkence ve kötü muameleye sıfır tolerans periyodundan yüksek tolerans devrine geçilmiştir. Adalet Bakanı ve kolluk güçlerinin amiri pozisyonundaki İçişleri Bakanı’nın üzerine düşen, bu iddiaları kestirip atmak değil, tersine hukuk devletine yakışır bir şekilde aktif soruşturma ve cezalandırma siyasetini tesis etmektir” açıklamasını yaptı.

“Sanırsınız ki Sayın Adalet Bakanı mükemmeller diyarında”

Yeneroğlu, yazılı açıklamasında, şu değerlendirmeleri yaptı:

Sanırsınız ki Sayın Adalet Bakanı mükemmeller diyarında. Adalet Bakanı, Türkiye’nin mevcut durumuna ilişkin tozpembe tablolar çizerken biz sanki Adalet Bakanı ile aynı ülkede mi yaşıyoruz diye kuşkuya düşüyoruz. Madem Türkiye’de işkence ve kötü muamele yok, o zaman 2021 yılının mart ayında Cumhurbaşkanı’nın ilan ettiği İnsan Hakları Eylem Planı’nda neden ‘işkence ve kötü muamele argümanlarıyla ilgili soruşturma ve kovuşturmalara ilişkin bilgi tabanının oluşturulacağı’ ve ‘işkence fiili nedeniyle disiplin hatalarında zamanaşımının kaldırılacağı’ vaat edildi? İktidar işkence ile mücadele kapsamında verdiği bu vaatleri de yerine getirmedi. Demek ki Türkiye’de hem işkence ve kötü muamele var, hem de iktidar bunu bile bile işkence ve kötü muamele ile mücadele savından vazgeçmiştir.

“Adalet Bakanı’nın açıklamaları ulusal ve uluslararası raporlarla çelişiyor”

 Adalet Bakanı’nın açıklamaları ulusal ve uluslararası raporlarla çelişiyor. Uluslararası kurum ve kuruluşların raporları ülkemizde yapılan işkence hatalarını açıkça ortaya koymaktadır. Üniversal Periyodik İnceleme Sistemi, Türkiye’nin üçüncü tur incelemesini de 2020 yılında yapmış, tekrar Avrupa Azabın Önlenmesi Komitesi (CPT) ve Avrupa Parlamentosunun hazırladığı raporlarda da ülkemizde meydana gelen azapların önlenmesine dair tekliflere yer vermiştir.  Bunun yanında sivil toplum kuruluşları olan İnsan Hakları Derneği ve Türkiye İnsan Hakları Vakfının verilerine göre hapishaneler ile resmi yahut resmi olmayan gözaltı yerlerinde çok sayıda işkence suçu işlenmektedir. TİHV Dokümantasyon Merkezi’nin tespitlerine bakıldığında işkence ve diğer kötü muameleye maruz kalanların sayısı 2021 yılında resmi gözaltı yerlerinde en az 142 kişi, 2022 yılının ilk beş ayında en az 215 kişidir. Bu sayı resmi olmayan gözaltı yerlerinde ve gözaltı dışındaki ortamlarda daha da artmaktadır. O denli ki 2021 yılında kolluk güçlerinin toplanma ve gösteri özgürlüğü kapsamında yapılan barışçıl eylem ve etkinliklere müdahalesi sonucu 28’i çocuk olmak üzere en az 3701 kişi işkence ve diğer kötü muameleye maruz kalmış, 55 kişi ise yaralanmıştır. 2022 yılının ilk beş ayında ise kolluk güçlerinin müdahalesi sonucu 98’i çocuk olmak üzere en az 2103 kişi işkence ve diğer kötü muameleye maruz kalmış ve 25 kişi ise yaralanmıştır.

“Adalet Bakanı, Adalet Bakanlığı’nın resmi istatistiklerini dahi bilmiyor”

Adalet Bakanı, Adalet Bakanlığı’nın resmi istatistiklerini dahi bilmiyor. Hapishanelerdeki işkence ve kötü muamele olaylarında ise büyük oranda artış söz bahsidir. Hapishanelere girişten itibaren çeşitli nedenlerle (çıplak arama, kelepçeli muayene, ayakta tekmil vererek sayım gibi) uygulanan kaba dayak, her tipten keyfi muamele ve keyfi disiplin cezaları, hücre cezaları, sürgün ve sevkler inanılmaz boyutlara ulaşmıştır. İHD Dokümantasyon Birimi’nin tespit edebildiği kadarıyla 2021 yılında hapishanelerde işkence ve kötü muameleye uğradığını iddia eden mahpus sayısı 1414, şüpheli bir şekilde ömrünü yitiren mahpus sayısı ise 38’dir. Tüm bu konular hapishanelerde azabın varlığına açık delillerdir. Adalet Bakanlığı istatistiklerine göre yalnızca 2020 yılı içerisinde işkence suçundan 102 kamu davası açılmış ve 146 şahsa de mahkûmiyet kararı verilmiştir. Tüm bu istatistiki bilgiler ülkemizde işkence gerçeğini gözler önüne sermektedir.

“Kötü muamele, Anayasa Mahkemesi’nin en fazla ihlal kararları arasında”

 Kötü muamele, Anayasa Mahkemesi’nin en fazla ihlal kararları arasında. Anayasa Mahkemesi’nin yeni kararları Türkiye’de kötü muamele ve azabın yaygın olduğunu göstermeye kafidir. Anayasa Mahkemesi’nin 2022 yılı kişisel müracaat istatistiklerinde, 2012-2022 yılları arasında verilen ihlal kararları sıralamasında; adil yargılanma, mülkiyet, ifade özgürlüğü ve özel hayata hürmet haklarından sonra en fazla ihlal kararı verilen hakkın kötü muamele yasağı olduğu ortaya koyulmuştur. Bu kararların bir kısmında, çeşitli raporların aldırılmamış olması yahut kamera kayıtlarına ulaşılamaması sebeplerle adli makamların gerekli soruşturma yükümlülüklerini yerine getirmediklerine karar verilirken bir kısmında ise, kamu vazifelilerinin kötü muamele ve eziyet eylemleri işledikleri tespit edilmiş olmakla birlikte müracaatçılar bakımından tesirli giderim sağlanamadığı belirtilmektedir. Kötü muamele yasağına ilişkin birtakım müracaatlarda ise AYM, başvurucularda kemik kırılması yaralanmaların meydana geldiğini tespit ederek insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının maddi boyutunun ihlal edildiğine hükmetmiştir. Bu kararlar, Türkiye’de hem kötü muamelenin varlığını hem de kötü muameleye yönelik bir müsamahanın olduğunu açıkça göstermektedir.

Zorla kaybedilen insanların ahı Adalet Bakanı’nın boynundadır. Bu ülkede zorla kaybedilen ve sonra çeşitli emniyet müdürlüklerinde ortaya çıkan vatandaşlarımız vardır. Zorla kaybedilen ve hiçbir şekilde kayıt altına alınmadan tutulan şahıslara işkence ve kötü muamelelerde bulunulduğu açıktır. Bu konu daha önce de AİHM kararlarına bahis olmuş ve kayıt altına almadan vatandaşı alıkoymanın işkence ve kötü muameleyi ziyadesiyle kolaylaştırdığı karara bağlanmıştır. Yusuf Bilge Tunç isimli vatandaşımız ise yaklaşık 3 yıldır kayıptır ve hala durumu meçhuldür. Milletvekili olarak Yusuf Bilge Tunç’un durumunu ve neden aktif bir soruşturma yapılmadığını 6 Aralık 2021 tarihinde evvelki Adalet Bakanı’na sordum. O tarihten beri soru önergesi cevaplanmadı. Madem işkence ve kötü muamele yok, Sayın Adalet Bakanı, zorla kaybedilen Yusuf Bilge Tunç ile ilgili soru önergemizi cevaplasın.

“Türkiye’de işkence ve kötü muameleye sıfır tolerans devrinden yüksek tolerans devrine geçilmiş”

Türkiye’de işkence ve kötü muameleye sıfır tolerans devrinden yüksek tolerans devrine geçilmiştir. İnsan hakları alanında faaliyet gösteren ulusal ve uluslararası kuruluşların raporlarına ve verilerine göz atmak bile ihlallerin fecî boyutları hakkında fikir vermektedir. Adalet Bakanı ve kolluk güçlerinin amiri pozisyonundaki İçişleri Bakanı’nın üzerine düşen, bu iddiaları kestirip atmak değil, bilakis hukuk devletine yakışır bir şekilde aktif soruşturma ve cezalandırma siyasetini tesis etmektir.

İşkence suçu insanlığa karşı bir hatadır ve bu suçu işleyenler korunmamalıdır. Ülkemizde işkence yapan bireyler, ‘basit yaralama’, ‘zor kullanma sonunun aşılması’ yahut ‘görevi berbata kullanma’ gibi hatalardan soruşturulmakta ve çoğunlukla da takipsizlik ile soruşturmalar sonuçlanmaktadır. Buda cezasızlık kültürünün ülkemizde hâkim olmasına neden olmaktadır. Bu siyasete son verilmelidir. Azabın belgelenmesi ve raporlandırılması bir BM dokümanı olan ‘İstanbul Protokolü’ prensiplerine göre yapılmalı, argümanlar süratli, aktif, tarafsız bir şekilde soruşturulmalı, bağımsız heyetlerce araştırılmalı, adli yargılama süreçlerinin her aşamasında uluslararası etik ve hukuk kurallarına uygun davranılmalıdır.” (ANKA)

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.