enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
45,5792
EURO
53,0245
ALTIN
6.660,48
BIST
14.333,66
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
20°C
İstanbul
20°C
Parçalı Bulutlu
Salı Parçalı Bulutlu
24°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
21°C
Perşembe Yağmurlu
19°C
Cuma Hafif Yağmurlu
22°C

Fehmi Koru: Encümen-i Dâniş de nereden çıktı? Tarihte ve günümüzde Encümen-i Dâniş…

Fehmi Koru* İmla kılavuzu herkese lazım. Geçen akşam ‘Kim milyoner olmak ister’ programına tesadüfen takıldım ve orada karşıma çıkan ilk kolay …

Fehmi Koru: Encümen-i Dâniş de nereden çıktı? Tarihte ve günümüzde Encümen-i Dâniş…
03.08.2022 07:51
27
A+
A-

Fehmi Koru*

İmla kılavuzu herkese lazım.

Geçen akşam ‘Kim milyoner olmak ister’ programına tesadüfen takıldım ve orada karşıma çıkan ilk kolay soruya yanıtta zorlanan yarışmacının mevzuyu izleyicilere bırakmasına şaşırdım. Düzeltme işaretinin bütünüyle kullanımdan kalkmadığına dair soruyu izleyicilerin neredeyse tamamı bildi.

‘Düzeltme işareti’, yani kimi harfleri doğal söylemden farklı okumaya yarayan ‘^’ işaret…

Encümen-i Daniş değil de Encümen-i Dâniş gibi…

Türkçede ‘danış’ var da kısa okunan ‘a’ ile ‘daniş’ diye bir sözcük yok; buna karşılık Farsçadan lisanımıza geçmiş ‘dâniş’ çok önemli bir sözcük. Bilgi, bilim, hatta mektep, üniversite benzeri geniş manalar tek sözcüğe sığdırılmış…

Bu durumda ‘Encümen-i Dâniş’ de ‘Bilimler Akademisi’ manasını taşıyor…

Televizyon ekranlarından şu sıralarda sıkça işitilen ‘Encümen-i Daniş’ sözcük dizisinin ise bir manası yok.

Koca koca insanların ona derin mana yüklemelerine karşın yok.

Encümen-i Dâniş, Osmanlı döneminde Fransız Akademisi’nden etkilenerek başlatılmış ve ömrü çok kısa -11 yıl- sürmüş olan (1851-1862) bir kurumun ismi. Padişah kararnamesiyle kurulmuş, yeniden onun tarafından kapatılmış 40 üyeli bir kurumdu Encümen-i Dâniş. ‘Harici üye’ ismiyle birkaç yabancı üyesi ve ABD’den Smithsonian Institute ve bir-iki kurumla daha irtibatı olduğu biliniyor.

Tarihimizin bir döneminde bilime verilen kıymeti göstermesi istikametiyle çok önemli biri kurum olan Encümen-i Dâniş’ ile -yani tarihi kurumla- ilgili azımsanmayacak bilimsel çalışmalar var.

[Prof. Ali Akyıldız’ın benzeyenadlı yapıtı ve Osman Zahit Küçükler’in mevzuya Osmanlı çağdaşlaşması açısından yaklaşan doktora tezi önemli.]

Günümüze gelince…

Geçmişin derinliklerinde kalmış bilimsel bir kurumun ismini benimsemiş, lakin bilimle hiç alışverişi bulunmayan bir topluluk olarak biliniyor. Devlet memuriyetinde bulunduktan sonra emekli olmuş asker-sivil insanlar ya da akademisyen kimliğine sahip isimler ile vaktiyle siyasi hayatta yer edinmiş kimi şahsiyetler bu isim altında buluşuyorlar. Bir dönem aralarında üye olarak gazetecilerin de bulunduğu biliniyor. [İsimlere daha sonra gireceğim.]

Hepsi 40 kişilik bir grup bu. Yeni birinin bu gruba katılması sadece içlerinden birinin vefatıyla mümkün olabiliyor.

Şu yakınlarda hayatını kaybeden, bir ara -1980 askeri müdahalesi sonrası kurulan hükümette 1980-1983 arası- dışişleri bakanlığı vazifesinde de bulunmuş Encümen-i Dâniş üyesi İlter Türkmen’in yerine, muhtemelen yeniden büyükelçi kimlikli birine üyelik teklifi gidecektir.

Osmanlı devrinin benzer ismi taşıyan kurumu ayda bir toplanırken, yenisinin üyeleri 15 günde bir buluşmaktalar.

Toplantı yerleri Moda Deniz Kulübü…

[Bir seferinde yolum tam da onların toplantı gününde o mekana düşmüştü ve yaşını-başını almış bir kümenin o sırada neden orada bulunduklarını anlamam biraz zaman almıştı.]

Yeni Encümen-i Dâniş ne zaman kuruldu?

Bu bilinmiyor. Benim varsayımım, Türkiye’nin NATO üyeliğine alınmasından bir süre sonra faaliyete geçmiş olmasıdır. Ülke siyaset gündemine girmeleri için, 1980 askeri müdahalesini beklemek gerekiyor. En fazla tartışılmaları ise, Tansu Çiller’in başbakanlığı döneminde kendisine gönderilmiş ve şahsen onun tarafından açıklanan ‘ültimatom’ tartısı taşıyan bir mektup üzerinedir.

Mektuptan bir kısım şöyleydi:

‘‘Uzun vakitten beri açıkça ve pervasızca anayasaya dayalı demokratik ve laik sistemimizi kökten tahrip etmeyi ve yerine şeriata dayalı devlet tertibini zorla uygulamayı amaçlayan beyan, eylem ve davranışlara girildiği görülmektedir. (..) Türkiye’yi temelinden yıkmak, ülkeyi ve milleti bölmek isteyen sorumsuz kurum ve şahıslara karşı şu yasal, idari ve yargıya yönelik önemli önlemlerin alınmasını öneririz.’’

O ‘ciddi tedbirler’ bu mektubun yazılışından kısa süre sonra, 28 Şubat (1997) süreci içerisinde, birbiri arkasına alındılar.

Encümen-i Dâniş Moda Deniz Kulübü’nde 15 gün ortayla toplanan yaşını başını almış şahıslardan oluşsa da, dikkate alınmayı hak eden bir grup.

[Hayli geçmiş bir tarihte yazdığım hususa ilişkin birkaç yazımın akabinde, değer verdiğim bir bilim insanı, büyükelçi babasının da bir ara üye olduğu grup için ‘‘Fazla büyütüyorsunuz’’ dedikten sonra şunları söylemişti: “Yaşını başını almış bir takım insanların kendilerince çok önemli gördükleri mevzuları konuşmak üzere biraraya gelmeleri hiç değişik gelmemişti babama. ‘Sıkıldım’ diyordu. Devam da etmedi zati.’’]

Ancak ben tekrar de izlemeye devam ettim Encümen-i Dâniş’i…

Nasıl etmem…

İçlerinde eski başbakanlar, eski TBMM başkanları, çok önemli misyonlarda bulunmuş eski bakanlar, eski genelkurmay başkanları bulunan bir grup, sıkça bir araya geliyor ve herhalde geyik muhabbeti yapmıyorlar. Üzerinde görüş birliğine vardıkları konu/ları devrin cumhurbaşkanı ve başbakanına yazdıkları mektupla iletiyorlar. Gazeteci-yazar kimlikli üyeler vardıkları görüşler istikametinde yazılarla kamuoyu oluşturuyorlar.

Onların üzerinde buluştukları mevzular derhal olmasa da ekseriyetle devlet siyasetine dönüşüyor.

Buna ‘‘Dönüşüyordu’’ demek daha doğru olur.

Fahri Korutürk’ten başlayarak Ahmet Necdet Sezer’e kadar her cumhurbaşkanına, Süleyman Demirel’den Bülent Ecevit’e kadar her başbakana ilettikleri mektupları, başbakan olduğunda Abdullah Gül’e de gönderdiler ve ilgi orada kesildi.

Sonrasında AK Partili başbakanlar ve cumhurbaşkanları mektup adreslerinden çıkartıldı.

Kimlerden oluşuyor yeni Encümen-i Dâniş, geriye dönüp baktığımızda tesirlerini hangi olaylarda görebiliyoruz?

Yarına…

*Bu yazı fehmikoru.com adresinden motamot alınmıştır.

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.