Fehmi Koru* Pek çok sabah, gazete mütalaa teşebbüsümde karşıma çıkan en çok önemli haber, cumhurbaşkanı imzasıyla değişik devlet kurumlarına …

Fehmi Koru*
Pek çok sabah, gazete mütalaa teşebbüsümde karşıma çıkan en çok önemli haber, cumhurbaşkanı imzasıyla değişik devlet kurumlarına yapılan atamalarla ilgili oluyor.
Bu sabah da o denli oldu. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan onlarca ülkedeki büyükelçiyi görevden almış, onların yerlerine yeni isimleri atamış; bu ortada benzer kararnameyle bakanlıkların çeşitli ünitelerine de çok sayıda atama yapılmış…
Kimileri üzücü halde üzülmüş, bazıları de sevinçten uçar hale gelmiştir bu insanların…
Herhalde hepsi yapılan süreci hak etmiştir.
‘Devlet’ denilen kurum ile ilgili en eski dokümanlardan günümüz siyaset bilimcilerinin yapıtlarına kadar mevzu ne zaman ele alındıysa, liyakatin değerine kesinlikle atıfta bulunulduğu görülür. Liyakatin değersiz sayıldığı devletlerin çöküşünün kaçınılmaz olduğuna dair fikir beyan etmemiş filozof yoktur.
Konu bir müddettir hazine ve maliye bakanı Nureddin Nebati yüzünden benim de gündemimde.
Ülke gündemi oldukça vakittir iktisada kilitli olduğu ve vatandaşlar geçim kaygısına düştükleri için, mevzunun birinci el sorumlusu olan bakan ne derse kulak veriliyor, çıktığı TV programları dikkatle izleniyor.
O da, sağolsun, görev tarifinde “Vatandaşları her fırsatta aydınlatmak, piyasaları rahatlatmak, geleceğe umutla bakılmasını sağlamak, yerli ve yabancı yatırımcıları teşvik etmek” ibareleri bulunduğu için olacak, her fırsatı değerlendiriyor.
İşini iyi de yapıyor.
Derdini en hoş anlatan bakanların başında Nureddin Nebati geliyor…
Nedense ara sıra gazetelerde yerini kaybedeceği, hatta ekonomi alanında sözcülük vazifesinin bir öbür devlet görevlisine verildiği aynıi haberler çıkıyor ya, siyasi gelişmeleri yakından izlemeye çalışan, bu ortada ekonomi alanında yorumlar yazıp konuşmalar yapan kim varsa, hepsi, bu türlü bir ihtimali eminim tedirginlikle karşılıyordur.
Eminim öyledir.
Kendi hesabıma Nebati Bey’in bakan olmadığı bir siyasi hayatı bugünkünden çok daha fazla çekilmez bulurum.
Gözleri ışıl ışıl bir bakanımız onun sayesinde var. Yeniden onun sayesinde, iktisatla her gün ilgilenmek yerine, ara sıra gözlerimizi kapatmamız ve altı ay sonra uyanmaya kendimizi ayarlamamız gerektiğini biliyoruz. Bizler de onunla birlikte uyumaktayken Rusya Ukrayna’ya saldırmışsa ve ülke ekonomisi türbülansa girmişse, o türbülansın getirdiği zahmetlerin önemsenmemesi gerektiğini de ondan öğreniyoruz.
Az bir olay mı bu?
“Enflasyon mu?” dediniz, iyihayat pahalı hale gelmişse nedeni belli işte…
Hem Nebati Bey’in, değişik ortamlarda, enflasyon oranları azmış, herbiri yüzde 7 ya da 8 gibi yüksek oranda enflasyonla baş etmek zorunda kalmış ülkelerin bakanlarıyla karşılaştığında, içinde bulunduğu hükümeti tam da o hususta övmeyi başarması az bir olay mı?
Batılı bakanlar yüzde 7-8 kadar enflasyon yüzünden sokağa çıkamazken, bir tek o devletin bir kurumunun -TÜİK’in- yüzde 79.6 olarak açıkladığı hayat pahalılığına karşın insanlarla müsabakayı göze alabiliyor ve bunu iftiharla kamuoyuyla paylaşabiliyor…
Hadi söyleyin bakalım, Nureddin Nebati’den diğeri tarafından yapılabilir miydi bu?
Nureddin Nebati’nin bu muvaffakiyetini anlattığı TV programında,ardından, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a atıfta bulunması da yürek işiydi doğrusu…
Yabancı bakanın, kendi sorumluluğunun onun tarafından hatırlatılmasından sonra, yüzü kızarmış olmalı.
Aralarında geçen mükalemeyi öğrenince onun namına benim bile yüzüm kızardı.
Ülkemizi yurtdışındaki toplantılarda temsil ederken karşılaştığı “Türkiye’de enflasyon üç haneliye yaklaştı” cümlesiyle muhabbet açmaya çabalayan yabancı bakanı payladığını anlattığı TV programının o kısmında, Nureddin Nebati’nin gözleri çoğu zaman ki gibi ışıl ışıldı.
Vatandaşlar kendisini takdir ediyor ve onun “Sabredin” tavsiyesine karşılık olarak “Yeter ki, sizler bu sorunun üstesinden gelebilin” temennisini tekrarlıyormuş…
Korkusuzca karşılarına çıkan bakanla, o temenniyi aktaran vatandaşların dalga geçtiğini ima edenler de var; o tiplere bakanlar ne yapsalar yaranamıyorlar. Öküzün altında buzağı arayan bireylerden ne hayır beklenebilir ki zati?
Üslubu açık, anlaşılabilir biri bakan Nebati. Öbürleri aynıi üstü örtük ya da aleni tehditler savurması yok. Daha da değerlisi, pek çok siyasetçinin bilakis, Nureddin Nebati’nin içi-dışı bir…
Geçenlerde, AK Parti iktidarının bir kısmında partide sorumluluk taşımış biriyle konuşurken, Nureddin Nebati’yi eski günlerden tanıdığı gündeme geldi. Fazla uzaklarında olmayan biriymiş. “Üç dönem milletvekiliydi, Berat Albayrak bakanken o da yardımcısıydı; tanınması doğal” dedim.
Ben bunları söyleyince, uzun yıllar AK Parti’de sorumluluk taşımış o kişinin, hayretler içerisinde kaldığını fark ettim.
“Milletvekili miydi, üstelik bakan yardımcılığı da yapmıştı ha?” demesini yadırgadım.
Onun üzerinde hiç iz bırakmamış olmasına bu sefer ben hayret ettim.
Bakanlık dönemi zihinlere kazılacaktır, işte buna eminim.
Her sabah benim gibi gazetelerde çıkan atamalarla ilgili kararnamelere biraz da “Nureddin Nebati görevden alındı mı?” merakıyla göz atanlar olduğunu biliyorum.
Tam bilakis, ben bu türlü bir gelişme olabileceği tedirginliğiyle o tıp haberleri okumaktayım.
Ne de olsa kadir bilir biriyim ve bedelden manaya konusunda da iddialıyım.
*Bu yazı fehmikoru.com adresinden motamot alınmıştır.