enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
45,5963
EURO
52,9968
ALTIN
6.632,19
BIST
14.035,02
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
19°C
İstanbul
19°C
Hafif Yağmurlu
Perşembe Hafif Yağmurlu
20°C
Cuma Hafif Yağmurlu
21°C
Cumartesi Çok Bulutlu
20°C
Pazar Yağmurlu
21°C

CHP Genel Başkan Başdanışmanı Çeviköz: Şangay İşbirliği Örgütü’ne üyelik büyük yanılgı olur, Türkiye diyalog ortağıdır, o denli kalması doğrudur

CHP Dış Bağlardan Sorumlu Genel Başkan Başdanışmanı Ünal Çeviköz, Türkiye’nin, Şangay İşbirliği Örgütü’ne üyeliğinin çok büyük bir yanılgı …

CHP Genel Başkan Başdanışmanı Çeviköz: Şangay İşbirliği Örgütü’ne üyelik büyük yanılgı olur, Türkiye diyalog ortağıdır, o denli kalması doğrudur
20.09.2022 09:57
24
A+
A-

CHP Dış Bağlardan Sorumlu Genel Başkan Başdanışmanı Ünal Çeviköz, Türkiye’nin, Şangay İşbirliği Örgütü’ne üyeliğinin çok büyük bir yanılgı olacağı görüşünü savundu. Çeviköz, “Batı’yla ortasının daha da açılacağını düşünüyorum. Türkiye diyalog ortağıdır, o denli kalması doğrudur” dedi.

Sözcü yazarı Ruhat Mengi’nin sorularını yanıtlayan Ünal Çeviköz, Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu’nun mevzuya ilişkin, “Eğer Türkiye, kurucusu olduğu Avrupa Kurulu’ndan neredeyse ihraç sürecine girmemiş olsaydı bu yanlış olmazdı, şu anda ise Avrupa’nın demokratik standartlarından kopmuş bir ülkenin otoriter başkanlarla verdiği görüntü Türk halkının övüneceği bir görünüm değildir” görüşünü de şöyle değerlendirdi:

“Şimdi, bu şekilde algılanma ihtimali çok yüksek. Neden yüksek; zira şu sırada Batı’dan bakıldığında ve Türkiye’nin de içinde bulunduğu kurum ve kuruluşlardaki ortaklarımız, dostlarımız, müttefiklerimiz açısından bakıldığında Şanghay İşbirliği Örgütü Asya kıtasındaki birbirleriyle sorunu olan ülkeleri bir araya getiren ve aslından bu sıkıntıları çözmek yerine o problemlerin daha fazla depreşmesini önlemek amacıyla bir bütünlük oluşturan bir şemsiyei görülüyor. Geçmişine baktığımızda aslında Orta Asya odaklı olarak Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra herhangi bir terör hadisesi burada yer bulmasın ve ülkesinde yerleşik tertibi olan ülkelere karşı bir tehdit oluşturmasın diye başlatılmış olan bir teşebbüs bu ve bunun da başında Rusya’yla Çin geliyor. Rusya’yla Çin’in kurdukları ve önce 5 ülkenin katıldığı bu topluluk Özbekistan katıldıktan sonra bir örgüt haline geldi, kurumsallaştı ve Şanghay İşbirliği Örgütü oldu. Bunun tabii yalnızca üyelik değil, öbür bir takım düzenekleri da var; örneğin gözlemcilik, örneğin diyalog iştiraki benzeri. Türkiye’nin Asya kıtasına sırtını dönmemesi gerektiği bir gerçek, bunu kabul etmemiz lazım. Lakin Türkiye’nin içinde bulunduğu kurum ve kuruluşlar ve Cumhuriyet’in kuruluşundan beri Türkiye’nin şimdiye kadar izlediği yönelim hep Batı yönünde olmuştur. Bu demek değildir ki Ortadoğu’ya ya da Asya’ya sırtını dönsün, tersine Batı’yla olan bütünleşmesi ve Batı tarafından daha kabul edilebilir ve daha çok önemli bir ortak olarak görülebilmesi Ortadoğu ve Doğu’yla olan münasebetlerini de bununla bütünleştirmesi halinde mümkündür. O yüzden Şanghay İşbirliği Örgütü gibi kuruluşlarla –Örneğin Asya’da Ekonomik İşbirliği Teşkilatı, Asean Ülkeleri, Pasifik Adaları Grubu gibi öteki kuruluşlar da var- diyalog ortağı haline gelmesi bu bütünlüğü sağlayabilecek ve Türkiye’nin daha global bir siyaset izlemesine fırsat verecektir. Türkiye aslında bölgesel bir sonun içine hapsedilemeyecek kadar büyük bir ülkedir. Onun için Türkiye’yi yalnızca Doğu Akdeniz, Ortadoğu ya da Kafkas ülkesi görmemek lazım, lakin bunun sistemlerini çok iyi bilmek, iyi kullanmak gerekir.”

“Türkiye’nin Batı’yla arası daha da açar”

“Şu anda Türkiye Şanghay İşbirliği Örgütü için bir diyalog ortağıdır ve bana kalırsa o denli kalması da doğrudur” diyen Çeviköz, şöyle devam etti:

“Çünkü bu alaka üyeliğe doğru evrildiği takdirde o zaman biraz önce konuştuğunuz Batı’dan kopma hadisesine doğru bir ilerleme olarak algılanacaktır. Neden; zira Şanghay İşbirliği Örgütü içinde başta Rusya ve Çin olmak üzere diğer kimi ülkeler, bizim şimdi içinde bulunduğumuz kurum ve kuruluşlar tarafından; NATO, Avrupa Birliği tarafından “hasım” olarak görülüyor. Hasım derken; her şeyden önce Rusya’yı şu sırada 24 Şubat’tan itibaren başlayan Ukrayna’ya yönelttiği askeri saldırganlıktan dolayı bütün Batı topluluğunun önemli bir hasım olarak gördüğünü kabul etmek lazım. Öte yandan Çin’i de hem ABD, hem Avrupa topluluğu ekonomik bir rakip olarak görüyorlar, orada da bir kutuplaşmaya giden ekonomik bir çekişme var, tahminen son Tayvan örneğinde gördüğümüz gibi bir sıcak çatışmaya dönme olasılığından söz ediliyor. Şu Anda Türkiye hangi toplulukta yer almalı? Yani, istikrar siyaseti güdeceğim diye hem orada, hem burada olamazsınız. Şanghay İşbirliği Örgütü içinde olduğunuz zaman, Semerkant Bildirisi’ne bakın – Semerkant Bildirisi bu sefer çok yumuşak çıktı- kurulduğundan beri bu örgütün zirve toplantılarından sonraki birçok bildirisinde hep Batı’ya karşı, ABD’ye karşı hasmane sözler yer almıştır, şu anda bunların altına imza atabilecek misiniz? Yarın öbür gün İran’ın da kendi sorunlarını, Amerika ile bağlarını bildirilerde dile getirmek istediğinde –Çünkü Semerkant’ta İran’ın üyeliği onaylandı- bunların altına imza atabilecek misiniz? Üye olduğunuz zaman bunları yapmak zorundasınızdiyalog ortağı olduğunuz zaman bu türlü bir yükümlülük içinde değilsiniz, onun için Türkiye’nin bu türlü kurum ve kuruluşlarla ilgilerinin seviyesini ve hangi düzeneklerin kendisine daha çok yarayacağını iyi belirlemesi lazım. Ben Türkiye’nin Şanghay İşbirliği Örgütü’ne üyelik şeklinde bir ilerleme yoluna girmesi halinde Batı’yla ortasının daha da açılacağını, hele şu sırada aslında çok kritik bir devirden geçmekte olduğumuz bir sırada bu türlü bir adımın atılmasının da büyük bir yanılgı olacağını düşünüyorum.”

“Türkiye dış siyaseti şantajla yürütülemez!”

Türkiye’nin dış siyaset tavrı değerlendiren ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Batı’ya yönelik “Siz Yunanistan’ın, PKK’nın yanında yer aldınız, ben de bu tarafa doğru gidiyorum” sözlerini eleştiren Çeviköz, şöyle konuştu:

12 Adalar sıkıntısı: Amerika’ya gereksinimimiz yok, kendi dengeli dış siyaset uygulamamıza muhtaçlığımız var

Yunanistan’la yaşanan gerginliğe ve 12 adalar konusuna da değinen Çeviköz, “Adaların silahsızlandırılması konusunda ABD’nin herhangi bir destek vermesine ya da Yunanistan’ı ikaz etmesine ihtiyaç duymamalıyız, bu aslında bizim mutabakatlardan doğan hakkımızdır, hakkımıza sahip çıkmayı kendimiz bilmeliyiz. Bunu da Yunanistan’la direkt konuşarak ve neyin ihlal edildiğini onlara iyi anlatarak gösterebilmemiz lazım, bunun için Amerika’ya muhtaçlığımız yok, kendi dengeli dış siyaset uygulamamıza, kendi diyalog sistemlerimize ve hariciyemizin imkanlarına gereksinimimiz var. Bunu kullandığımız takdirde Amerika’ya ihtiyaç duymayız” dedi.

Erdoğan’ın telaffuzuna tepki: “Daha ileri giderseniz” diyoruz, bundan daha ilerisi ne olabilir ki?

Erdoğan’ın “Adaları işgaliniz bizi bağlamaz, daha ileri giderseniz bedeli ağır olur” tabirine de değinen Çeviköz, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bunun tabii hiçbir şekilde söylenmemesi gerekir, bugün Türkiye’nin Yunanistan’la savaşa girmek gibi bir eğilimi ya da hesabı olmamalıdır, zira bu Türkiye’yi çok zor bir duruma sokar, lakin şunu da unutmamak gerekiyor; ‘Adaları işgaliniz bizi bağlamaz’ ifadesi bence hiçbir şekilde savunulacak bir ifade değil, elbette bizi bağlar, madem ki bir işgal olduğunu görüyoruz o zaman bunun düzeltilmesi için gerekli hukuk yollarına ve Yunanistan’la bunu gündeme alıp konuşmaya gerek var. Bir yandan adaların işgal edildiğini kabul etmiş gibi bir ifade kullanıyoruz, bir yandan da ‘Daha ileri giderseniz’ diyoruz, bundan daha ilerisi ne olabilir ki? Burada bütün mesele; uluslararası hukuka göre silahsızlandırılmış statüde olması gereken adaların Yunanistan tarafından silahlandırılmış olmasıdır, bu uluslararası hukuka alışılmamıştır, lakin bunu şayet diplomasi yolunu kullanmadan “Bu bizi bağlamaz, şimdilik önemsemiyoruzfakat daha ileri giderseniz o zaman size gösteririz, İzmir’i unutmayın” filan gibi tabirlerle çözülmez bu mesele. Çözülmesinin yolu; Türkiye’nin Yunanistan’a ‘haklarını taviz vermeksizin savunacağını’ göstermesi ile sağlanır, bunu göstermenin yolu da diyalogdur. Bunu yapmadığınızda Yunanistan Beni koruyun” diyerek sırtını AB ülkelerine, NATO’ya dayamaya çalışıyor, bu fırsatı vermemek lazım.”

 Röportajın tamamını okumak için .

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.