HaberTürk yazarı Nihal Bengisu Karaca, altılı masadaki mevcut durumu ve ortak adaylık sorununu değerlendirdi. Karaca, altılı masanın “ayaklarının …

HaberTürk yazarı Nihal Bengisu Karaca, altılı masadaki mevcut durumu ve ortak adaylık sorununu değerlendirdi. Karaca, altılı masanın “ayaklarının sökülmeye çalışıldığını” savunurken,“Böylesi bir aday enflasyonu ikliminde en iyi muhtemellikte seçim ikinci cinse kalır. İkinci cinse kalınca da o seçimin başına her türlü, her şey gelir” yorumunu yaptı.
Karaca, “Altılı masa by pass edilirse yahut daima bacaklarına ateş edilir ve kopmalar olursa çok açık ki Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu, Temel Karamollaoğlu veya Abdullah Gül, hepsi farklı başka yahut öbür bir ittifak daha kurularak en az biri kesin surette aday olur” dedi.
Karaca, şu sözleri kullandı:
“Böyle bir tablo ortaya çıkınca belli olmaz, şartlar değişti diyerek bakarsınız Akşener de aday olur.
‘Birlikte yöneteceğiz’ perspektifinin, aylarca süren gayretin, kayıkçı arbedesi uğruna heba edilmesi ihtimalinde ise; bu kurallarda bile bir araya gelemeyen muhalefet partilerinin toplumdaki algısının yüzbinlerce kişinin sandığa gitmemesine sebep olacağını öngörmek hiç de zor değil.
Her şey bir yana, böylesi bir aday enflasyonu ikliminde en iyi muhtemellikte seçim ikinci tipe kalır. İkinci çeşide kalınca da o seçimin başına her türlü, her şey gelir.
Mevcut rejime ideolojiden yahut banka hesabından bağlı olan ne kadar öge varsa kâh tezgahla, manipülasyon ve propaganda gücüyle kâh kaba kuvvetle halkı yıldırır ve statükonun devamından yana oy kullanmaya ikna ederler.
Zaten bakın, Cumhur İttifakı seçim kampanyasını çoktan başlattı.
Altılı masadaki partiler de artık iç çelişkilerinin peşine bu kadar iştahla düşmeyi bırakmalı ve Türk Tipi Başkanlık modelinin demokrasiyi nasıl bitirdiği ve demokrasi yoksunluğu ile ekonomik çöküş arasındaki ilişkiyi kurup, halkın güçlendirilmiş parlementer modele müşteri olmasını sağlamaya odaklanmalı.
Daha bu bile yapılabilmiş değil.
Ama ne acıklıdır ki, uzun ihtiyaç listesi öylece dururken, yalnızca mümkün oldu, kolay kuruldu diye değeri bilinmeyen masanın ayakları sökülmeye çalışılıyor. Sebep de, seçmen olarak bu ülkenin vatandaşlarını hiç ilgilendirmeyen partilerin ve parti etraflarının ego sorunları.
İngilizlerin ‘Too good to be true’ diye hoş bir lafı vardır. ‘Gerçek olmak için fazla iyi.’ Ben de altılı masa sanki bu ülkenin başına gelemeyecek kadar, bu ülkenin haketmediği kadar iyi bir şey miydi, bunlar o yüzden mi oluyor diye düşünmeye başladım.”