Karar yazarı Mehmet Ocaktan, “Herkesin bilmesi gerekiyor ki 6’lı masanın toplumda yarattığı sinerjiyi zayıflatmaya kimsenin hakkı yoktur, aksi …

Karar yazarı Mehmet Ocaktan, “Herkesin bilmesi gerekiyor ki 6’lı masanın toplumda yarattığı sinerjiyi zayıflatmaya kimsenin hakkı yoktur, aksi taktirde bu tarihi sorumluluğun vebali ağır olur.” fikrini dile getirdi.
Ocaktan yazısında, “Ancak CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun İzmir’de “Artık bilmek zorundayım, siz sahiden benimle birlikte misiniz?” biçimindeki meydan okuması, altılı masa açısından da yeni bir süreci başlatmış bulunuyor. Bilindiği gibi bu mesaj siyasi etraflarda farklı yorumlara yol açtı. Yüklü olarak parti teşkilatına yönelik olduğu belirtilse de kimi etraflarda, bu iletinin hem teşkilata, hem de 6’lı masaya olduğu yönünde yorumlar yapıldı. Aslında bu bildirinin esas itibariyle CHP teşkilatına ve tabanına yönelik olduğu son derece net. Kaldı ki masanın oluşumunda büyük emeği olan ve önderlerin hassasiyetlerini her şeyin üzerinde tutan Kılıçdaroğlu’nun 6’lı masaya bir emrivakide bulunması düşünülemez. Anca o denli anlaşılıyor ki bu bildirinin aynı vakitte muhalefete de verildiği istikametindeki algı, masada yer alan partilerin tabanlarında da birtakım soru işaretleri doğurmuş.” tabirini kullandı.
Ocaktan şunları kaydetti:
“Dolayısıyla, Kılıçdaroğlu’nun hayli bir müddettir adaylık konusunda çok önemli bir aralık aldığı da dikkate alındığında 6’lı masanın hiç zaman kaybetmeden adaylık sorununu masaya yatırıp önemli bir şekilde konuşup tartışmaları gerektiği kesin. Muhtemelen 2 Ekim’deki toplantıda tabanların hassasiyeti dikkate alınarak mesele konuşulup topluma daha net iletiler verilecektir. Öncelikle bir gerçeği tespit edelim, altılı masanın oluşumundaki öncülüğü ve CHP’nin oy oranı dikkate alındığında adaylık sıkıntısında öncelikli söz hakkı Kemal Kılıçdaroğlu’nun… Bunun manası; şahsen kendisi aday olmayı isteyebileceği gibi bir öbür CHP’li ismi de önerebilir demektir. Fakat burada çok önemli olan, Akşener’in de altını çizdiği “kazanacak aday” konusunda ittifakın sağlanmasıdır.
İşte tam da bu noktada esas sorumluluk, masada yer alan başkanlara düşmektedir. Bu öylesine bir tarihi sorumluluk ki muhalefetteki her bir başkanın kılı kırk yaran bir hassasiyetle davranmalarını adeta mecbur kılmaktadır. Şayet Türkiye 2023’te bu kaostan kurtulup salimen inançlı bir limana ulaşamazsa, bir daha bu imtihanın tekrara olmayacaktır. Bundan Ötürü 6’lı masadaki liderler gerekirse içeride farklı alternatifleri tartışsınlar, hatta kıran kırana arbede etsinlerfakat hepsinin içine yatan bir aday konusuna ittifakla karar versinler. Diyelim ki Kılıçdaroğlu’nde ittifak ettiler, işte o saatten sonra her lider ve teşkilatları hiçbir tereddüde mahal vermeden, sandık gününe kadar vefatına çalışmak durumundadırlar. Ve ayrıyeten herkesin bilmesi gerekiyor ki 6’lı masanın toplumda yarattığı sinerjiyi zayıflatmaya kimsenin hakkı yoktur, aksi taktirde bu tarihi sorumluluğun vebali ağır olur.”