İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızını 6 yaşındayken ‘imam nikahıyla evlendirmesi’ ve 6 yaşındaki çocuğun Kadir İstekli tarafından sistematik tecavüze maruz kalması kamuoyunun gündemindeyken Yeni Şafak …

İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızını 6 yaşındayken ‘imam nikahıyla evlendirmesi’ ve 6 yaşındaki çocuğun Kadir İstekli tarafından sistematik tecavüze maruz kalması kamuoyunun gündemindeyken Yeni Şafak yazarı, ilahiyatçı Hayrettin Karaman, “Müslüman topluluk içindeki kötü durumlara gelince, bunlarla ilgili hesaplaşmayı, kimi şahıs ve grupları teşhir ederek değil, o kötü durumlar ne ise onları ısrarla ve en yaygın bir ölçüde anlatarak yapalım; zira teşhirin, adres göstermenin yararı yoktur, zararı çoktur.” fikrini dile getirdi
“Bu yazıda asıl ele almak istediğim bahis, Müslümanların suç, kusur, kusur ve günahlarıyla ilgili hesaplaşmalarıdır” diyen Karaman yazısında, “Bazı müelliflere göre bu hesaplaşma şöyle olmalı imiş:Müslüman topluluğun kesimleri olan dini gruplar (tarikat, cemaat, dernek, vakıf, yurt, kurs, medrese, mektep…) kimi istisnaları dışında bid’at, hurafe, istismar, cehalet… batağına saplanmış bulunuyorlarmış. Hocalar, âlimler arasında mevcut olan bahadır ve “sahih İslâm’ı” bilip uygulayan bireyler, bu suç, günah ve cehalet yuvalarını isim vererek teşhir etmeli, “Kral çıplak!” demeli, toplumdan silinmelerini ve toplumun aydınlanmasını sağlamalıdırlar… Bu türlü bir hesaplaşma daveti iyi niyetle de kötü niyetle de yapılabilir. Kötü niyetle olanı: Müslüman topluluk içine fitne sokmak, hocalar ile grupları birbirine düşürmek, seçimlerin de yaklaştığı şu vakitte toplumda kaos oluşturmak, yutulamaz lokma haline gelen Türkiye’yi lokma dökmektir. İyi niyetli olanı bilgi ve deneyim eksikliğindendir.” sözünü kullandı.
Karaman şunları kaydetti:
“Yanlışı, günahı, suçu, hurafeyi, doğru İslâm’ı o ehliyetli âlimler çoğu zaman ve her yerde, her vesile ile açıklıyorlar. Buna karşın pazarlarda çürük malın müşterisi de hiç eksik olmuyor, olmamıştır, olmaz.
Çürük malı alan ve yanlış kapıdan girenlerin önemlice bir kısmı çürüğü de yanlışı da biliyorlar, buna karşın işte ya ticaret ya hıyanet için giriyorlar. Bunlara, girdikleri kapının yanlış olduğunu, söz ve aksiyonlarının İslâm dışı bulunduğunu, o düzgün âlimler, kapı numarası vererek söyleseler geri çıkacaklarını mı sanıyorsunuz!
Aldanmış, doğrusunu, temizini bilememiş, bu sebeple o çukurlara düşmüş olanlara gelince, bir defa giren tövbe billah oradan ayrılmaz; zira en iyi, en doğru, en temiz, en kurtarıcı yeri bulduğuna inandırılır.
Mesele, girmeden engellemekle ilgilidir; bunun da yolu dağlara taşlara, uçan kuşlara kadar, şu kişi bu grup demeden doğru olanı anlatmaktır. Bu noktada gevşeklik ve eksikliğimiz olduğu açıktır.
İslâm’a göre tartışılamaz doğrular, yeniden tartışılamaz eğriler vardır,fakat kimi hususlar da vardır ki, buralarda ehli olan herkesin doğrusu kendinedir. İhtar ve engelleme görevinde şu kurala riayet edilecektir: “Farklılığa tahammülü olan hususlarda, farklı niyet ve davranışları, taraflar, karşılıklı olarak ikaz ve engelleme konusu edinemezler.”
Kendimizle hesaplaşalım, büyük ve adil hesaplaşmadan önce kendimizi hesaba çekelim; keşke her Müslüman bunu devamlı yapabilse!
Müslüman topluluk içindeki kötü durumlara gelince, bunlarla ilgili hesaplaşmayı, kimi şahıs ve grupları teşhir ederek değil, o kötü durumlar ne ise onları ısrarla ve en yaygın bir ölçüde anlatarak yapalım; zira teşhirin, adres göstermenin yararı yoktur, zararı çoktur.”