AKP’li Arslan’dan ‘yeni anayasa’ açıklaması: Yönetimde istikrarın korunması için sahiplik TBMM’ye verilmeli

Eski AKP Milletvekili Mücahit Arslan, yeni anayasa konusunda yaptığı açıklamada yönetimde istikrarın korunması için sahipliğin TBMM’ye verilmesi gerektiğini vurguladı. Arslan, denge merkezli bir modele dikkat çekerek; “Mesela yüzde 5-6’lı 100 seçim bölgesi üzerinde planlarsanız o zaman hem kısmen genel merkezlerin söylediği, kısmen de halkın seçtiği adaylar milletvekili seçilir. O bağlamda o milletvekili profillerinin de Meclis’te yapacağı şeyler daha farklı olur. Hem kendi bölgesinin hem de genel merkezin taleplerini dikkate almak durumunda kalır” dedi.
Eski AKP Milletvekili Mücahit Arslan, yeni anayasa tartışmalarına ilişkin olarak tv100’de değerlendirmelerde bulundu. yönetimde istikrar ve denge vurgusu yapan Arslan’ın değerlendirmelerini köşesine taşıyan Hande Fırat’ın konuya ilişkin olarak kaleme aldıkları şöyle:
“Arslan’ın konuşmasındaki en kritik eşik şu ifadede gizli:
‘Anayasanın kendi çatısını düzgün kurmak gerekir. Bir anayasanın önce şunun adını koyması gerekiyor; Bu ülkenin sahibi kim? Bence bu, ülkenin sahibinin Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğu bir anayasa olmalı. Sahiplik Meclis’e bırakılmalı. Memleketin sahibinin kim olduğunu belirledikten sonra yapılması gereken işlem nasıl bir açıyla bakacağınız, anayasaya. Yani anayasanın temsilde adalet üzerinde mi yoksa yönetimde istikrar üzerinde mi yoğunluğunun olacağına karar vermek? Bence, Türkiye gibi bir ülke için geçmiş tecrübelerimden yola çıkarak söylüyorum temsilde adaletin yüzde 40-45 oranında olduğu, yönetimde istikrarın yüzde 55-60 oranında olduğu bir mimarisi olmalı. Peki bu nasıl sağlanır? Bu, anayasanın maddelerindeki mühendislikle sağlanabilir.’
Hukuki ideal değil, idari mimari modeli
Arslan, alışılmış “denge” söylemini soyut bir alanda bırakmadı; oranlarla konuştu:
-Temsilde adalet: Yüzde 40-45.
-Yönetimde istikrar: Yüzde 55-60.
Bu yaklaşım iki açıdan dikkat çekici:
1- Türkiye’nin siyasi tarihine referansla konuşuyor; yani önerisini normatif değil, tecrübeye dayalı kuruyor.
2- Bu dengeyi anayasa metnindeki “ilkelerle” değil, seçim sistemi mühendisliğiyle sağlamayı öneriyor.
Burada anayasa bir “hukuk ideali” değil, devletin işleyişini optimize eden bir idari mimari olarak ele alınıyor.
Denge modeli
Mücahit Arslan denge modeline şu sözlerle dikkati çekti:
‘Mesela yüzde 5-6’lı 100 seçim bölgesi üzerinde planlarsanız o zaman hem kısmen genel merkezlerin söylediği, kısmen de halkın seçtiği adaylar milletvekili seçilir. O bağlamda o milletvekili profillerinin de Meclis’te yapacağı şeyler daha farklı olur. Hem kendi bölgesinin hem de genel merkezin taleplerini dikkate almak durumunda kalır.'”