Yapılan yeni araştırmalar Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) yaşayan kişilerin anksiyete, yeme bozuklukları, otoimmün hastalıklar, migren, uzun Covid ve kronik pelvik ağrı dahil başka sağlık sorunları açısından risk altında …

Yapılan yeni araştırmalar Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) yaşayan kişilerin anksiyete, yeme bozuklukları, otoimmün hastalıklar, migren, uzun Covid ve kronik pelvik ağrı dahil başka sağlık sorunları açısından risk altında olabileceğini gösteriyor.
Scientific Reports’ta yayımlanan bir çalışmada araştırmacılar, tedaviye dirençli kronik ağrısı olan 958 yetişkini inceledi. Çalışmada, ağrısı “aşırı şiddetli” olanların, yani ağrı düzeyini 10 puanlık ölçekte sürekli 9 ya da 10 olarak bildirenlerin, daha hafif ağrısı olanlara kıyasla DEHB belirtileri gösterme olasılığının daha yüksek olduğu bulundu. Genel olarak, çalışma grubunda DEHB belirtilerinin genel nüfusa kıyasla yaklaşık iki kat daha yaygın olduğu belirtildi.
Yeni çalışma ve diğer araştırmaların da gösterdiği üzere, DEHB’li yetişkinlerin kronik ağrı bildirme olasılığı daha yüksek olarak belirlendi. Buna göre DEHB’li kişiler migren, fibromiyalji ve kronik bel ağrısı gibi durumlarda ağrıyı daha şiddetli deneyimleyebiliyorlar.
Alabama’nın Huntsville kentinde yaşayan ve DEHB alanında uzmanlaşan klinik psikolog Karen Stewart, DEHB’de yaygın görülen dürtüsellik ve bilişsel katılığın, yani yeni düşünce ya da davranışlara uyum sağlamakta zorlanmanın, bu bağlantıyı açıklamaya yardımcı olabileceğini söyledi.
Stewart, “Ağrımıza dair inançlarımız ve verdiğimiz tepkiler fiziksel acımızı artırabilir ya da hafifletebilir” dedi. Stewart’a göre, dürtüselliğin bir yönü olabilen ‘felakete dönüştürme’ ya da hızla en kötü senaryoya atlama eğilimi ile bilişsel katılığın parçası olabilen bu düşüncelerden sıyrılamama hâli, nihayetinde kişinin ağrı algısını artırabiliyor.
En kötü senaryoyu düşünmek, sinir hassasiyetini de artırabilir. Merkezi duyarlılaşma olarak adlandırılan bu olgunun, araştırmalara göre DEHB’li kişilerde daha yaygın olduğu belirtiliyor. Bu durum, sinir sisteminin duyusal sinyallere aşırı hassas hâle gelmesini ifade ediyor; bu da rahatsızlık ve ağrı algısını büyütebiliyor.
Beyin ya da omurilikteki dokuların iltihaplanması anlamına gelen ve DEHB’de rol oynayan etkenlerden biri olarak görülen nöroenflamasyon da merkezi duyarlılaşma yaşama riskini artırabilir.
DEHB’nun ise genel olarak genetik ve çevresel faktörlerin karmaşık birleşiminden kaynaklandığı düşünülüyor.
DEHB ve bağışıklık sistemi bozuklukları arasında da ilişki olabilir
New York’taki Mount Sinai Psikiyatri Bölümü bünyesinde DEHB ve öğrenme bozuklukları biriminin direktörü Jeffrey Newcorn, DEHB’in astım, alerjiler, egzama, romatoid artrit, Tip 1 diyabet ve hipotiroidi gibi bağışıklık sistemi işlev bozukluklarıyla da birlikte görülebildiğini söyledi.
Merzon’un çalışmalarından birinde, kendisi ve araştırma ekibi, DEHB tanısı almış olmanın pandeminin erken döneminde daha yüksek Covid enfeksiyonu riski, hastalığı daha ağır geçirme ve uzun Covid yaşama olasılığının artmasıyla ilişkili olduğunu buldu. Bu bulgular, nöroenflamasyonun bağışıklık sistemini nasıl etkilediğine dair soruları gündeme getirdi. Ortak yazarı olduğu bir başka çalışmada ise DEHB tanısı almış çocuklarda, henüz 1 yaşından itibaren, alerjik ve inflamatuar yanıtlarda rol oynayan bağışıklık hücreleri olan eozinofil sayılarının daha yüksek olması dahil inflamatuar belirteçlerin arttığı saptandı.
(Editör: Melis Karaca)