CHP’li Nazlıaka’dan Bakan Göktaş’a sert tepki: Çocuk haklarını kirli siyasetinize alet etmeyin!

CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) “Yuvamız İstanbul” merkezlerine yönelik iddialara ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş‘ın açıklamalarına “Çocuk haklarını kirli siyasetinize alet etmeyin” diyerek yanıt verdi. İBB’nin süreci şeffaflıkla yürüttüğünü belirten Nazlıaka, Bakan Göktaş’a “Sorumluluktan kaçmayın, siyasi algı operasyonlarından vazgeçin” çağrısında bulundu.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş İBB’ye ait “Yuvamız İstanbul” kreşlerindeki istismar iddialarına yönelik olarak “İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı bir çocuk etkinlik merkezinde küçücük bir evladımızın maruz kaldığı hadiseyi hepimiz yakından takip ediyoruz. Bu olay basit bir olay değil. Aileyi dinlediğimde gerçekten dehşete düştüm. Hiçbir şekilde destek alamamışlar. Bu çocuklar hepimize emanet. Bir çocuğumuzun saçına zarar gelmesine dahi asla göz yumamayız” söyleminde bulunmuştu.
Nazlıaka, açıklamasında söz konusu olayın ailenin beyanıyla değil, öğretmenin dikkatiyle ortaya çıktığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Kamera görüntüleri aileyle ve adli makamlarla eksiksiz paylaşılmış, adli süreçlere tam uyum sağlanmış, görevli personel soruşturmanın selameti gereği görevden uzaklaştırılmış, 12 Ocak 2026 tarihli emniyet incelemesinde kamera kayıtlarında olağan dışı bir durum tespit edilmemiştir. Çocuğun pedagog eşliğinde alınan ifadesinin henüz adli tıp raporları tamamlanmadan yazılı basında servis edilmesi, başlı başına çocuğun üstün yararı ilkesinin ihlalidir.”
“Bakanlık ağır dosyaların hesabını vermekten kaçıyor”
İBB’nin tüm kayıtları teslim ettiğini belirten Nazlıaka, Bakanlığın kendi sorumluluk alanındaki ihmalleri hatırlatarak eleştirilerini şöyle sürdürdü:
“Bu noktada temel sorun şudur. İBB yetkilileri kendileri durumu fark edip çocuğun üstünlüğü ilkesine uygun bir şekilde süreci tüm şeffaflığıyla başlatmış ve elindeki tüm kamera kayıtlarını açıklıkla teslim etmişken, bakanlık kendi alanındaki ağır dosyaların hesabını vermekten kaçınmaktadır. AKP iktidarlarında yıllardır; Devlet koruması altındaki çocukların istismar edildiği, engelli yaşam ve rehabilitasyon merkezlerindeki ihmaller nedeniyle çocukların hayatını kaybettiği, işkence gördüğü, liyakatsiz kadrolar ve denetimsizlik nedeniyle ÇEKEM/ÇEKOM, Çocuk Evleri ve özel kurumlarda çocukların hayatının risk altında olduğu, çocukların erken yaşta ve zorlu evlendirildiği, hatta çocuk yaşta anne olduğu, dünyaya gözünü açan masum bebeklerin ‘Yeni Doğan Çeteleri’ nedeniyle hayatının pamuk ipliğine bağlı olduğu, çocukların erken yaşta çalışmaya zorlandığı ve iş cinayetlerinde hayatlarını kaybettiği, deprem bölgesinde kayıp çocukların olduğu, çok sayıda dosya gündeme gelmiş; ancak bu dosyaların önemli bir kısmında etkin soruşturma yürütülmemiş, kamuoyuna tatmin edici bilgi sunulmamış, sorumlular hakkında işlem yapılmamıştır.”
“Keşke aynı refleksi ‘Yenidoğan Çeteleri’nde gösterseydi”
Nazlıaka, Bakanlığın İBB üzerinden kendini aklamaya çalışmasının inandırıcı olmadığını belirterek şunları kaydetti:
“Düne kadar bu tabloyu açıklamayan bakanlığın bugün İBB üzerinden ‘çocuk güvenliği’ başlığıyla kendini aklamaya çalışması siyaseten de hukuken de inandırıcı değildir. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın, daha konu netlik kazanmadan apar topar açıklama yapması dikkat çekicidir. Adli soruşturma tamamlanmadan yapılan açıklamalar, halkı yanlış yönlendirmektedir. Keşke Sayın Bakan bugün sergilediği refleksi; devlet koruması altındaki çocuklar hayatını kaybederken, engelli bakım merkezlerinde ağır ihmaller yaşanırken, istismar dosyaları raflarda bekletilirken, ‘Yeni Doğan Çeteleri’ bebeklerin canını alırken de gösterseydi.”
“Bakanlığın mevcut söylemleri ile resmi karar arasında çelişki var”
Konunun daha önce İçişleri Bakanlığı tarafından incelendiğini hatırlatan Nazlıaka, mevcut söylemlerle resmi raporlar arasında çelişki olduğunu vurguladı:
“Konu daha önce doğrudan İçişleri Bakanlığı’nca incelenmiş; Mülkiye müfettişleri tarafından yürütülen kapsamlı soruşturma sonucunda, 22 Nisan 2025 tarihli İçişleri Bakanlığı kararıyla şu tespitler yapılmıştır: Yuvamız İstanbul Çocuk Etkinlik Merkezleri okul öncesi eğitim kurumu değildir. Kreş veya gündüz bakımevi niteliği taşımaz. Belediyelerin sosyal hizmet sunma yetkisi kapsamında faaliyet göstermektedir. İddia edilen fiiller Türk Ceza Kanunu kapsamında suç teşkil etmemektedir. Kamu görevlilerine yönelik cezai sorumluluk doğmamaktadır. Bu nedenle 4483 sayılı Kanun uyarınca soruşturma izni verilmemiştir. Karara karşı Danıştay yolu açık olmakla birlikte, bu karar İçişleri Bakanlığı’nın en üst denetim makamı tarafından verilmiş ve hukuki tartışmayı fiilen sonlandırmıştır. Bugün aynı bakanlığın mevcut söylemleri ile kendi müfettişlerinin imzasını taşıyan bu resmi karar arasında açık bir çelişki bulunmaktadır.”
“Çocuk haklarını kirli siyasetinize alet etmeyin”
Nazlıaka, açıklamasının sonunda Bakan Göktaş’a seslenerek şu çağrıyı yaptı:
“Sayın Bakan, çocuk haklarını kirli siyasetinize alet etmeyin! İBB’nin şeffaflığı ve adli süreçlere uyumu ortadayken, bakanlığın kriz siyasetini tercih etmesi çocuklara değil iktidarın iletişim stratejisine hizmet etmektedir. Sorumluluktan kaçmayın, görev alanınızdaki çocukların güvenliğini sağlayın, denetim kapasitenizi güçlendirin ve siyasi algı operasyonlarından vazgeçin! Çocukların güvenliği ve üstün yararı, hiçbir siyasi ajandanın malzemesi edilmeyecek kadar temel ve devredilemez bir haktır.” (ANKA)