“YSK’yı kararını gözden geçirmeye davet ediyorum”

Anayasa hukukçusu, eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden adaylığına ilişkin olarak, “Erdoğan 2 defa seçildi; ama 2014’deki seçimi saymak istemiyorlar, 2014’den 2018’e kadar bu ülkenin cumhurbaşkanıydı, şayet kabul etmiyorlarsa o periyotta ülkenin Cumhurbaşkanı kimdi? Recep Tayyip Erdoğan o süre içerisinde ne iş yapıyordu? Bakkallar Derneği Başkanı değildi, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’ydı.” dedi.
Türk, Erdoğan’ın üçüncü kere aday olmasının Anayasa’ya aykırı olduğunu ifade ederek, “YSK’yı kararını gözden geçirmeye davet ediyorum” davetini yaptı.
Türk, Sözcü yazarı Ruhat Mengi’nin sorularına şu cevapları verdi:
-Sayın Türk, ülke gündemimizin en çok önemli konusu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Akşener’e tehdit olarak alınan “Beni kendinle uğraştırma” sözlerininarkasından İYİ Parti İstanbul Kent binasına yapılan silahlı saldırı. Bu olayı hukukçu ve eski bir Adalet Bakanı olarak nasıl değerlendirdiniz?
Bu olayın gibi daha önce de yaşandı. Rize’de provokasyonla karşılaşan Meral Akşener’e “Daha neler olacak neler, dur bakalım bunlar iyi günler” sözler söylemişti, Erdoğan’ın stili bu, Kasımpaşalı kabadayı stili. Bunu kabul etmek mümkün değil, şiddete yönelik her türlü söylemi reddediyoruz.
Demokrasi çabası veren insanlar korkmaz, buna tehditlerden yılmaz;bu nefret telaffuzlarından görev çıkaran bir takım insanların saldırı hareketlerine sebep olabilir. Sayın Kılıçdaroğlu’na yapılan akınlarda, Sayın Akşener’e ve parti binalarına yapılan taarruzlarda olan da budur. Cumhurbaşkanlığıi bir pozisyonda bulunan insanların titiz konuşması gerekir, buna sözler “suç işlemeye teşvik” manasına gelir. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı tarafından rakip siyasi parti başkanlarına karşı kullanılan üslup demokratik rejime yakışır bir üslup değildir, demokratik rejimde tartışma üslubu centilmenler üslubudur.
– YSK üyeleri Erdoğan’ın adaylığı konusunda ‘Anayasaya aykırı bir karar vereceğimize topluca istifa ediyoruz’ diyemezler miydi?
Buna gerek yoktu, doğru karar vermeleri gerekliydi, zira Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu’na göre YSK adayların seçilme yeterliliğini incelemek durumundadır. Listeyi ilân etmeden “Meclis kararı olmadığına göre iki kez seçilmiş birinin tekrar aday olması Anayasa’nın 101. unsurunda engellenmiştir” demeliydi. Üstelik bu karar, 2007’den beri yürürlükte; Erdoğan seçildikten sonra getirilmiş bir karar değil; ilk seçildiği gün de biliyordu ki en çok bir sefer daha seçilme hakkı var. Hukuk normları belli durumlara göre konmaz, soyut normlardır. YSK bu kararı vermiş olsa bile, şanlı Türk milleti eşsiz sağduyusu ile son söylediği söz söyleyecek ve anayasanın gereğini yapacak, aynı kişiyi 3. defa seçmeyecektir.
-Erdoğan’ın 3’üncü kere cumhurbaşkanı adayı olmasının Anayasa’ya göre imkansız olduğunu artık duymayan kalmadı lakin kendisi mühürsüz oylar sorununda olduğu gibi Anayasa’yı, kanunları dinlemiyor. Anayasadaki bu açık karara karşın YSK da “3’üncü defa aday olabilir” dedi, şu anda ne olacak? Ne yapılmalı?
Cumhurbaşkanı Erdoğan ilk defa 10 Ağustos 2014’te halk tarafından seçilmiş ve 28 Ağustos 2014 günü TBMM önünde and içerek vazifesine başlamıştır. 24 Haziran 2018 günü milletvekili genel seçimiyle birlikte yapılan cumhurbaşkanı seçiminde 2. kere seçilen Erdoğan bu sefer de 9 Temmuz günü and içerek misyonuna başlamıştır. Açık ve net şekilde 2 defa cumhurbaşkanlığı yaptığı ortada iken Anayasa’ya göre 3. kere aday olamaz. Buna karşın maalesef YSK bu adaylığı kabul etti.
YSK’nın kararları aleyhine öteki hiçbir merciye başvurulamıyor o nedenle heyetin kararını Erdoğan tarafından değiştirmesi gerekir, bunu tabiatıyla yapması gerekiyor; zira bu karar verildikten sonra temyize ya da üst mahkemeye götürülmesi imkanı yok. Seçim işlerinin yönetim ve kontrolü Anayasa’yla Yüksek Seçim Konseyi’ne verilmiş. Türkiye 1950’den beri bunu muvaffakiyetle uyguladı. Bir istisnası var: 2017’deki anayasa değişikliği halk oylamasında YSK geçersiz oyları geçerli saydı. Anayasadaki 298 sayılı Seçimlerin Temel Kararları ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanuna göre arkasında mühür olmayan oy pusulaları, üzerinde mühür olmayan zarflar içindeki oy pusulaları geçersizdi; ama o gün YSK, bir içtihat getirerek “Burada memurların mühür vurmamasının bedelini vatandaş ödemesin, YSK tarafından gönderildiğinden kuşku edilmeyen oy pusulalarını geçerli sayalım” diyerek geçerli saydılar. Tahminen de 2017’deki halk oylamasında geçersiz oylar dikkate alınmasaydı anayasa değişikliği reddedilmiş olacaktı.
-2017 halk oylamasında 961 sandıktan çıkan mühürsüz oyların yüzde 100’ü “Evet” olarak çıkmış meğer 2015 seçimlerinde bu sandıklarda çok önemli ölçüde muhalefet oyu varmış. O devirde muhalefet buna gereğince itiraz etseydi YSK tahminen de kabul edemeyecekti. Bu sefer herkes ayağa kalkarsa YSK tekrar de yapabilir mi?
YSK, seçimleri yönetmek ve denetlemek için Anayasa’yla yetkili kılınan organ. Kararlarına karşı itiraz edilecek bir merci olmadığı için ben YSK’yı kararını gözden geçirmeye davet ediyorum. Zira bu, açıkça Anayasa’nın çiğnenmesi manasına gelecektir. Bildiğiniz AKP şu görüşü savunuyor: ‘Sistem değişti; yeni sistemde cumhurbaşkanının 1’inci dönemi 2018’deydi ve bu 2.dönemi olacak’. Burada da bitmiyor; niyetleri şayet çoğunluk sağlayabilirlerse 2028’de Meclis’in kararıyla 3. Defa, yani toplam 4 kez seçilmiş olacak, onu hedefliyorlar. fakat bu yanlış; Atatürk, Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra 4 defa, İsmet İnönü 4 defa, Celal Bayar 3 sefer seçildi.ondan sonraki cumhurbaşkanları hep birer kez seçildi. Recep Tayyip Erdoğan 2 kez seçildi; ama 2014’deki seçimi saymak istemiyorlar, 2014’den 2018’e kadar bu ülkenin cumhurbaşkanıydı, şayet kabul etmiyorlarsa o periyotta ülkenin Cumhurbaşkanı kimdi? Recep Tayyip Erdoğan o süre içerisinde ne iş yapıyordu? Bakkallar Derneği Başkanı değildi, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’ydı. Bunu dikkate almayıp 2018’den başlatmak istiyorlar.fakat sistem değişikliğini münasebet göstererek tekrar cumhurbaşkanı adayı olamaz. Cumhurbaşkanı adayı olabilmesi için anayasanın 116.maddesine göre TBMM’nin beşte üç çoğunlukla, yani 360 oyla seçimlerin yenilenmesine karar vermesi lazımdı.fakat bu türlü bir karar yok.