İbrahim Kiras: Süreçte iki tarafın da dil tercihlerinde tesadüfün rol oynadığını söylemek zor

Karar Yazarı İbrahim Kiras, son süreçte siyasetin kullandığı dili eleştirerek “Şimdilerde herkes aynı uyarıyı yapıyor: Dilimize dikkat etmeliyiz. DEM Parti cenahı iktidara, iktidar da o cenaha “Zehirli dil kullanma, sürece zarar verirsin” diyor. İkisi de haklı” dedi.
Karar Yazarı İbrahim Kiras, çözüm sürecini değerlendirdiği yazısında 2013- 2015 arasında devam eden çözüm sürecini hatırlatan Kiras, “Bugünkü “çözüm” sürecinde de benzer bir tablo oluştu karşımızda. Hepimize deja vu dedirten bir tablo…” ifadelerini kullandı. İki sürecin benzerliklerine dikkat çeken Kiras, şunları yazdı:
“Geçtiğimiz haftalarda yaşanan Halep olayı sırasında hem PKK ve türevlerinin tutumları hem de buna karşı bizim hükümetin cevabı 2015’teki Rojava gündeminde yaşadıklarımızın aynısıydı. Şam ile SDG arasındaki iktidar kavgasını kendi kamuoyuna “Kürtlere etnik temizlik yapılıyor” diye yansıtabilen örgüt vardı bir tarafta, diğer tarafta ise bir kısım vatandaşlarının hassasiyetlerinin tahrik edilebilmesine istemeden yol açan bir dil kullanan siyasi iktidar… Etkili bir kamu diplomasisi yürütülemedi. Otomatik olarak devreye giren malum retorik PKK’nın propaganda makinasına karşı çare olamadı. Duygular ve algılar yönetilemedi.“
“DEM Parti de AK Parti de haklı”
DEM Parti ve AK Parti temsilcilerinin bu süreçte kullandığı dile dikkat çeken Kiras, “Şimdilerde herkes aynı uyarıyı yapıyor: Dilimize dikkat etmeliyiz. DEM Parti cenahı iktidara, iktidar da o cenaha “Zehirli dil kullanma, sürece zarar verirsin” diyor. İkisi de haklı. “Söz ola kese savaşı, söz ola bitire başı” demiş Yunus Emre. Ama burada niyet önemli. Kullandığınız dili belirli bir amaç doğrultusunda belirlersiniz. Durup dururken sertleşmez diliniz, durup dururken de yumuşamaz” ifadelerini kullandı.
“DEM Parti’nin ateşe benzin dökmek amacıyla verdiği cevap”
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan‘ın Nusaybin’de yaptığı konuşmayı hatırlatan Kiras, “DEM Parti’nin ateşe benzin dökmek amacıyla Suriye sınırında düzenlediği grup toplantısında Eş Genel Başkan Bakırhan, MHP lideri Bahçeli’nin “SDG Kürtleri temsil etmiyor” sözlerine, “Sana mı soracağız kimin kimi temsil ettiğini? SDG bal gibi Kürtleri temsil ediyor” diye cevap vermişti” dedi.
“Bu dile niye ihtiyaç duyuluyor, düşünmek lazım” diyen Kiras, sözlerine şöyle devam etti: “Gerilim kime ne kazandıracak? Unutmayın ki aynı partinin yetkilileri bir süre önce çok daha başka türlü konuşuyorlardı. Bahçeli’ye de saygıda kusur etmiyorlardı. En önemlisi ise artık “Türkiye’nin partisi” olma hedefinin bir kere daha vurgulu bir şekilde dile getirilmesiydi.”
DEM Parti bayrak indirilmesine tepki gösterdi ama ‘bayrağımız’ demedi; bu dil tercihi nasıl savunulabilir?
Nusaybin sınırında Türk bayrağının indirildiğini ve DEM Parti’nin bu olaya gösterdiği tepkide “bayrağımız” demediğini belirten Kiras, şu ifadeleri kullandı: “Suriye sınırında düzenlenen grup toplantısı sırasında çıkan olaylarda Türk bayrağının indirilmesine DEM Parti tepki gösterdi göstermesine ama “Hiçbir bayrağa saygısızlık edilmemeli” gibi bir ifadeyle yapıldı bu. “Bayrağımız” denmedi. “Türkiye’nin partisi” olma hedefinden vaz geçilmediyse bu dil tercihi nasıl savunulabilir? “Lapsus” mu diyeceksiniz? “Bülbülün çektiği dili belasıdır” diye mi yorumlayacaksınız?”
Kiras, yazısını şöyle sonlandırdı: “Dil meselesi öylesine şaşırtıcı ki baktığınız zaman iki tarafın birlikte yürüttüğünü düşündüğünüz sürecin adında bile uzlaşma yok gibi görünüyor. Resmi adı “Terörsüz Türkiye” diye açıklanan girişimi DEM Parti kanadı, “Barış ve Demokratik Toplum süreci” olarak adlandırıyor. İki tarafın da dil tercihlerinde tesadüfün rol oynadığını söylemek zor. Ama yine de sürece zarar vermemek için, “İçinde ne varsa testi onu sızdırır” demeyeceğim, “Dilimize dikkat edelim, etmeyenleri uyaralım” diyeceğim…”