enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
47,1623
EURO
53,9803
ALTIN
6.093,03
BIST
13.981,05
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
30°C
İstanbul
30°C
Açık
Pazar Açık
30°C
Pazartesi Açık
32°C
Salı Parçalı Bulutlu
32°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
29°C

Prof. Dr. Ümit Kocasakal İstanbul Barosu için adaylığını açıkladı: Ahval ve şerait böyleyken benden talep edilen görevi reddetmem mümkün olmadı; kazanan Cumhuriyet ve hukuk olacak

Üç avukat grubunun oluşturduğu Cumhuriyetçi Güç Birliği, ekimde yapılacak seçimde İstanbul Barosu için Prof. Dr. Ümit Kocasakal’ın başkan adaylığını duyurdu. Kocasakal “Bu adaylığın temeli müdafaa-i hukuk, müdafaa-i vatan, müdafaa-i Cumhuriyet …

Prof. Dr. Ümit Kocasakal İstanbul Barosu için adaylığını açıkladı: Ahval ve şerait böyleyken benden talep edilen görevi reddetmem mümkün olmadı; kazanan Cumhuriyet ve hukuk olacak
09.07.2026 17:00
6
A+
A-

Üç avukat grubunun oluşturduğu Cumhuriyetçi Güç Birliği, ekimde yapılacak seçimde İstanbul Barosu için Prof. Dr. Ümit Kocasakal’ın başkan adaylığını duyurdu. Kocasakal “Bu adaylığın temeli müdafaa-i hukuk, müdafaa-i vatan, müdafaa-i Cumhuriyet anlayışıdır” dedi. Kocasakal, “Anayasa’da ifadesini bulan temel hak ve özgürlerin kullanılmasının adeta lütuf gibi gösterilip karneye bağlandığı, barışçıl protestolarda hakkını arayanların mesela öğretmenlerimiz acımasızca dövüldüğü bir ortamda Yeni Anayasa girişimini sözde ‘Özgürlükçü Anayasa’ aldatmacası ile meşrulaştırmaya çalışmak insan aklı ile alay etmektir. Mevcut Anayasanın hangi temel hak ve özgürlüklerini kullandırtıyorsunuz ki bir de utanmadan yeni anayasa diyorsunuz.” ifadelerini kullandı.

Ekim ayında yapılacak İstanbul Barosu seçimleri öncesinde, Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu, Önce Avukat Grubu ve İstanbul Milliyetçi Avukatlar Grubu’nun (İMAG) oluşturduğu Cumhuriyetçi Güç Birliği, bugün İstanbul Barosu Galata Hizmet Binası Kültür Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısıyla ortak başkan adayını açıkladı.

Daha önce kuruluşunu ilan eden Cumhuriyetçi Güç Birliği, İstanbul Barosu Başkanlığı için Av. Prof. Dr. Ümit Kocasakal’ın ortak aday olduğunu açıkladı. Önceki bildiride imzaları bulunan Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu’nun önceki dönem başkan adayı Av. Ali Gürbüz, Önce Avukat Grubu önceki dönem başkan adayı Av. Elif Görgülü ve İstanbul Milliyetçi Avukatlar Grubu önceki dönem başkan adayı Av. Hakan Çatak’ın da Ümit Kocasakal’ın yanında yer aldığı toplantıda, birlikteliğin temelinin Cumhuriyetin kurucu değerleri, hukuk devleti, hukukun üstünlüğü ve avukatlık mesleğinin itibarını yeniden güçlendirme hedefi olduğu belirtildi.

Kocasakal, adaylığına ilişkin yaptığı açıklamasına “1923 Cumhuriyetine, başta üniter yapı ve ulus devlet olmak üzere kurucu değerlere sahip çıkmak, Kurucu Önder Atatürk’e fikri bağlılık, hukuk devletine ve hukukun üstünlüğüne sarsılmaz inanç, avukatlık mesleğinin işlev, itibar ve onurunu savunmak İstanbul Barosunun tarihsel çizgisi ve görevidir.” diyerek başladı. Bugün 1923 Cumhuriyetinin ve onun Anayasa’nın değiştirilemez maddelerinde ifadesini bulan kurucu değerlerin, hukuk devletinin, temel hak ve özgürlüklerin ağır saldırı altında olduğunu vurgulayan Kocasakal, şu ifadeleri kullandı:

“Sözde ‘Terörsüz Türkiye’, ‘ortak vatan’, ‘eşit yurttaşlık’, ‘ana dilde eğitim’, ‘vatandaşlık tanımının değiştirilmesi’ gibi etnik temelli ve bölücü talepler ışığında sürekli dillendirilen ‘Yeni Anayasa’ talebi altında amaçlananın, 1923 Cumhuriyetini, Anayasanın ilk dört maddesinde ifadesini bulan üniter ve ulus devlet yapısını ortadan kaldırarak yeni bir devlet ve rejim kurma girişimi olduğu görülmektedir. Bunu yapılan bütün açıklamalardan 1923 kardeşliğinden çok rahat görebilirsiniz. Nitekim, Anayasa’da ifadesini bulan temel hak ve özgürlerin kullanılmasının adeta lütuf gibi gösterilip karneye bağlandığı, barışçıl protestolarda hakkını arayanların mesela öğretmenlerimiz acımasızca dövüldüğü bir ortamda Yeni Anayasa girişimini sözde ‘Özgürlükçü Anayasa’ aldatmacası ile meşrulaştırmaya çalışmak insan aklı ile alay etmektir. Mevcut Anayasanın hangi temel hak ve özgürlüklerini kullandırtıyorsunuz ki bir de utanmadan yeni anayasa diyorsunuz. Yeni Anayasa özgürlükçü Anayasa demeniz için onu hak etmenizin lazım. Zerresini hak etmiyorsunuz.

“Hukuk devleti adeta entübe edilmiş durumda”

Hukuk ve yargı bağımsızlığı ayaklar altındadır, hukuk devleti adeta entübe. Kanunilik ilkesinin ve masumiyet karinesinin yok sayıldığı, tutuklamanın esas özgürlüğün istisna olduğu soruşturmalar bir tür ‘sürek avına dönüştürülmüş’, Anayasa askıda. Hani böyle askıda ekmek filan var ya. Anayasa askıda. Anayasa Mahkemesi’nin kararlarının amiyane tabirle söylüyorum, takılmadığı, uygulanmadığı bir ülkede konuşacak hiçbir şey yok hukuk adına. Yargıtay’ın bir dairesi ben tanımıyorum dedi Anayasa Mahkemesi’ni. ‘Anayasa Mahkemesi’ni tanımıyorum’ diyen yargıçlardan birisi Adalet Bakanı şu an. Biri de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı. Hangi hukuk devletini konuşacağız. Amacından koparılarak adeta bir silah gibi kullanılan gözaltı, tutuklama, adli kontrol gibi kurumlar toplumsal bir gözdağı haline getirilmiştir. Ölümü gösterip sıtmaya razı etmek. Sıkı kurallara bağlı soruşturma, savcılara verilmiş ve içini istedikleri gibi doldurabilecekleri bir açık çek değildir soruşturma dediğimiz şey. Hukuk devletinde kimse sınırsız bir güç ve yetkiye de sahip değildir.

Bu koşullar altında kurucu değerlerin müdafaa ve muhafazası, hukuk devletinin yeniden tesisi ve yargı bağımsızlığının sağlanması avukatın en önemli meslek sorunu olmaktadır. Çünkü hukuk devletinin tüm kurum ve kurallarıyla işlemediği bir ortamda avukatın kendisinden beklenen görevi tam anlamıyla yerine getirebilmesi, adil yargılanma hakkının ve hukuk devletinin güvencesi olabilmesi de meslek sorunlarının çözülebilmesi de mümkün değildir. Elbette bu gerçekler, başta genç meslektaşların haklı beklentileri olmak üzere meslek sorunlarını çözmeye yönelik çalışma ve mücadele gerekliliğini ortadan kaldırmamaktadır. Cumhuriyetin, kurucu değerlerin, hukuk devletinin ve avukatlık mesleğinin işlev ve itibarını korumak, meslek sorunlarıyla etkin biçimde ilgilenmek Baronun aynı anda yapması gereken görevlerdir.

“Mevcut yönetimin sessizliği bilinçli”

Hukuk devletine yönelik bu açık ve ağır saldırılar karşısında söylemde direnişi ve mücadeleyi dilinden düşürmeyen mevcut İstanbul Barosu yönetimi adeta kuzuların sessizliğine bürünerek ölü taklidi yapmakta, bu şekilde İstanbul Barosunun kurumsal kimliğine ve itibarına zarar vermektedir. Seçilir seçilmez Anayasanın değiştirilemez hükümlerine dokunulabileceği beyanı ile kurucu değerleri tartışmaya açan mevcut yönetim zihniyetinin, üniter yapı ve ulus devleti hedef alan bu yeni açılım sürecine karşı durması düşünülemeyeceğinden bu husustaki sessizliğinin bilinçli bir tercih olduğu açıktır. Böyle bir anlayış İstanbul Barosunu yönetemez, Cumhuriyete ve hukuk devletine yönelik tehditlere karşı duramaz.

“İstanbul Barosu size beş gömlek büyük gelir”

Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’ın, baro binasına ‘LGBTİ+ hakları insan haklarıdır’ yazılı pankart asılması üzerinden İstanbul Barosu’nu hedefe koymuştu. Bir kere Oktay Saral, haddini epeyce aşmış. Siz önce kendi ahlakınıza ve tıynetinize bir bakın. İstanbul Barosu size beş gömlek büyük gelir ve ağır gelir. Anlaşılan o ki, birileri İstanbul Barosu’nun büyüklüğünü unutmuşlar. Biz hatırlatmasını da, hak edene haddini bildirmesini de iyi biliriz. Bu rezilliğe, hedef göstermelere karşı ben İstanbul Barosu yönetiminden bir ses duymadım.

“Bu adaylık şahsi değil”

“Kazanan Cumhuriyet ve hukuk olacak”

Cumhuriyetin ve hukuk devletinin maruz kaldığı ağır saldırı altında benzer kaygıları taşıyan üç grubun, kimliklerini ve farklılıklarını korumakla birlikte Cumhuriyetin ve hukukun müdafaa ve muhafazası için bir araya gelerek oluşturduğu bu güç birliği örnek alınmalıdır. Bir kez daha altını çizmek gerekir ki bu güç birliği benzer kaygılara ve anlayışa sahip herkese açıktır ve açık kalmaya devam edecektir. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi ‘Herhalde âlemde bir hak vardır ve hak kuvvetten üstündür.’ Evet, hak her zaman kuvvetten üstündür. Kuvvet geçici, hak ve adalet kalıcıdır. Hukuksuzluk kimsenin yanına kalmaz. Kazanan Cumhuriyet ve hukuk olacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle tüm üstat ve meslektaşlarıma, yurttaşlarıma en içten sevgi ve saygılarımı sunuyorum.”

( ANKA )

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.