Saç ekimi tedavisinde hastanın kendi saç kökü sayısının yetersiz olması nedeniyle yaşanan tıkanıklık, genetik mühendisliğindeki gelişmelerle aşılıyor. Geliştirilme aşamasındaki “saç klonlaması” yöntemiyle, laboratuvar ortamında çoğaltılan saç kökü …

Saç ekimi tedavisinde hastanın kendi saç kökü sayısının yetersiz olması nedeniyle yaşanan tıkanıklık, genetik mühendisliğindeki gelişmelerle aşılıyor. Geliştirilme aşamasındaki “saç klonlaması” yöntemiyle, laboratuvar ortamında çoğaltılan saç kökü hücreleri sayesinde donör alanı yetersiz hastalara bile sınırsız saç ekimi yapılabilmesinin önü açılıyor.
Gelişen teknolojiyle saç ekimi alanında doğal sonuçlar elde edilse de, operasyonların başarısı doğrudan hastanın ensesindeki (donör alanındaki) saç kökü miktarına bağlı. Kellik derecesi yüksek olan ya da daha önce başarısız operasyonlar nedeniyle donör bölgesi yıpranan kişilerde bu durum, süreci imkansız hale getiriyordu.
Saç ekimi uzmanı ve cerrah Dr. Muhammet Emrah Çinik, tıp dünyasının üzerinde çalıştığı saç klonlama teknolojisi sayesinde hastanın az sayıdaki saç folikülünü laboratuvar ortamında çoğaltarak, saç kökü miktarına bağlı tedavi sınırlarının tamamen ortadan kaldırılacağını belirtti.
Genetik mühendisliği ve kök hücre üzerindeki çalışmalar hızlandırdı
Son yıllarda saç yapısının mikroskobik düzeyde incelenmesi ve saç foliküllerinin hormonal ve hücresel bağlarının üç boyutlu haritalandırılması, kök hücre odaklı tedavi çalışmalarını hızlandırdı. Doktor Çinik’in aktardığına göre bilim insanları artık saç folikülünün üretilebilirliği aşamasını geride bırakarak, klonlanan saçların canlılık ömrü, seri üretim takvimi ve olası uzun vadeli yan etkiler üzerine yoğunlaşmış durumda.
Klonlama teknolojisinin tamamen hayata geçmesiyle şu yeniliklerin yaşanması bekleniyor:
Klinik denemeler ve resmi onay süreci bekleniyor
Yöntemin teorik başarısına ve laboratuvar sonuçlarına rağmen, saç klonlaması henüz kliniklerde rutin bir tedavi olarak uygulanmıyor. Yöntemin güvenle kullanılabilmesi için devam eden deneylerinin tamamlanması ve uluslararası sağlık otoritelerinden gerekli klinik onayların alınması gerekiyor.
Uzmanlar, yasal süreçlerin tamamlanmasının ardından Türkiye’nin saç ekimindeki küresel liderliği sayesinde bu teknolojiyi dünyada ilk uygulayan ülkelerden biri olacağını öngörüyor.
( ANKA )