Şam yönetimi ve SDG arasında entegrasyon anlaşması | PYD Eş Başkanlık Konseyi Üyesi Halil: Türk devleti razı olmazsa bazı şeyler yarım kalacaktır

PYD Eş Başkanlık Konseyi Üyesi Aldar Halil, merkezi Şam yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında yapılan entegrasyon anlaşmasının detaylarını aktarırken Türkiye ile doğrudan görüştüklerini ileri sürdü. Halil, “Biz Şam ile, Amerika ile, Fransa ile, bölge devletleri ve diğerleriyle ne kadar anlaşma ve uzlaşma yaparsak yapalım; eğer Türk devleti razı olmazsa bazı şeyler sakat kalacaktır, yarım kalacaktır. Bu yüzden her iki taraf da birbirini tamamlayan bir bakış açısıyla, aramızdaki o düşmanlık ruhunu ortadan kaldırmaya çalıştık” dedi.
Erbil merkezli Rudaw TV’nin sorularını yanıtlayan Halil, kendi özerkliklerini koruyarak Şam ile birlikte çalışacaklarını söyledi. Coğrafya olarak bir “Rojava gerçeği” olduğuna vurgu yapan Halil, ”Ama biz Suriye’den, Şam’dan ayrı değiliz. Bir yandan kendi özerk kimliğimizi koruyarak, diğer yandan Şam ile birlikte çalışacağız” dedi. Suriye hükümeti ile ülkenin geleceğine yönelik çalışma yapacaklarını ifade eden Halil, şöyle devam etti:
“Belki şu anki Şam yönetimi gönlümüze göre olmayabilir, belki onlara eleştirilerimiz olabilir, belki bazı şeyler henüz düzelmemiştir; henüz Suriye anayasası yazılmadı, henüz bir seçim yapılmadı, henüz çağdaş bir hükümet oluşmadı… Bunların hepsi önümüzdeki süreçlerde gündeme gelecek ve bunlar üzerine çalışmalar yapılacak. Yani özgürlük aradığında, haklarını elde etmek istediğinde her şey bir gecede olup bitmez. Ama olayları birbirinden koparamazsın da. Rojava’yı Suriye’den tamamen kopuk ele alırsan, Rojava’nın anlamı çok etkilenir ve zayıflar. Ancak Rojava gerçeği ile Şam ve birleşik Suriye varlığı birleşip demokratik bir Suriye oluştuğunda, o zaman Rojava’da Suriye’de demokratik kültürün öncülüğünü yapan bir güç olabilir.”
“Biz birlikte çalışacağız”
Haseke, Kamışlı ve Kobani’ye girecek Suriye hükümet yetkilileri ile birlikte görev yapılacağını belirten Halil, kendilerinin de Suriyeli olduklarına dikkat çekti. Halil, “O Şam’dakiler ki “buraya gelecekler” deniliyor, onlar kim? Suriyeli değil mi? E biz de Suriyeliyiz! Öyle değil mi? O zaman dışarıdan birileri, başka bir ülkeden birileri gelmeyecek; biz birlikte çalışacağız. Biz “entegrasyon” diyoruz, “indimac” (kaynaşma/birleşme) diyoruz. “İndimac” dediğin zaman, kurulan kurumlar bu bölge halkından oluşur, devleti temsil eder. Devletin yürüttüğü bürokratik ve rutin işleri yürüten bir devlet kurumudur ama orada yer alanlar bu bölgenin çocuklarıdır, bu bölgenin insanlarıdır. Onlar işlerini yürütürler. Bunun da iki yönü var: Bir yönü devletin resmi kurumlarıdır ki Şam ile ilişkili olmak zorundadırlar. Şam ile iletişim halinde olmak için bir sistem kurulur, bir iletişim mekanizması oluşturulur” dedi.
“Silahlar sustuğunda”
Bazı şeylerin anlaşma maddelerinde olduğunu, bazı şeylerin ise anlaşmanın uygulanması durumunda birlikte çalışma yapıldığında ortaya çıkacağını ifade eden Halil, diyaloğun gelişmesi ile karşılıklı önyargıların kırılacağını söyledi. Halil, “Bu öfke ve rahatsız edici iletişim ortadan kalktığında, silahlar sustuğunda ve biz de gerçekten Şam’ın başkentimiz olduğunu hissedip rahatça gidip gelebildiğimizde; onlar da buraya gelmek istediklerinde izin istemeye gerek olmadığını veya bir kontrol noktasının onları durdurmayacağını hissettiklerinde… Bu sağlandığında sadece bakanlıklar değil; Şam’daki yönetimler, merkezler ve mevcut çalışmalar da dahil olur” diye konuştu.
“Türk devleti razı olmazsa bazı şeyler sakat, eksik kalacaktır”
Halil, “Türkiye ile ilişkileriniz nasıl son zamanlarda? Eskiden iyi olmadığını biliyorum” sorusunu yanıtlarken Ankara’nın Suriye üzerindeki rolüne dikkat çekti ve şöyle devam etti:
“Şimdi, Apo (Abdullah Öcalan) 27 Şubat’ta bir sürece başlayıp barış ve demokratik toplum için bir çağrı yaptıktan sonra, Türklerin tutumu yavaş yavaş değişmeye başladı. Çünkü bir süreç başlamış durumda, onlar da bazı şeyleri gözden geçirmek zorundalar. Yani bölge değişime gidiyor. İsrail’in durumu değişiyor, Lübnan’ın durumu değişiyor, Irak’ın durumu değişiyor, Suriye’nin durumu değişti, İran’ın durumu gündemde ve hem Kürtlerin hem de Kürt hareketinin Türklere karşı durumu ve bazı faktörler değişiyor. İnanıyorum ki Türkler bu sürecin bozulmaması için, o eski tarzdaki düşmanlığı ve saldırıları yakınlaştırmak istemiyorlar. Biz de kendi tarafımızdan şunu biliyoruz: Biz Şam ile, Amerika ile, Fransa ile, bölge devletleri ve diğerleriyle ne kadar anlaşma ve uzlaşma yaparsak yapalım; eğer Türk devleti razı olmazsa bazı şeyler sakat kalacaktır, yarım kalacaktır. Bu yüzden her iki taraf da birbirini tamamlayan bir bakış açısıyla, aramızdaki o düşmanlık ruhunu ortadan kaldırmaya çalıştık.”
Doğrudan görüşmeler var mı? Yani aracısız?” sorusunu, “Var” diye yanıtlayan Halil, Öcalan’la görüşmek için talepte bulunduklarını söyledi.
“Diplomaların hepsi kabul edilecek”
Halil, merkezi Şam yönetiminin Rojava olarak ifade edilen bölgedeki okul, üniversite ve enstitülerin diplomalarını tanıyıp tanımayacağı, önümüzdeki süreçte resmi olarak Kürtçe eğitimin verilip verilmeyeceği, üniversite ve okulların resmiyet kazanıp kazanmayacakları yönündeki soruyu ise şöyle yanıtladı:
“Şimdi, şu ana kadar uzlaşılan konu; mevcut diplomaların, özellikle 2014’ten bu yana -yani özerk sürecin oluşumundan bu yana- olanların hepsinin kabul edildiğidir. “Tamam” dediler. Bundan sonrası nasıl olacak? Bu konu, Eğitim’den bir komisyon ile Bakanlık’tan bir komisyonun birlikte oturup bu verileri tartışmasına bağlıdır. Bunun iki yönü var: Birincisi; bu komisyon nasıl bir öneri sunacak? İkincisi; o bakanlık tek başına karar veremez. Nedir ikinci yönü? Suriye’nin böyle bir şeyi kabul etmesini anayasaya koymalıyız. Yani şu an anayasada böyle bir şey yoksa, ne bir bakan ne de bir başkası kendi başına bir şeyi değiştiremez. Ama yaklaşım budur.
“Anayasa yazım komisyonunda yer almalıyız”
Halkımızın yaşamına dair tüm detayları, yazılacak olan bu anayasaya nasıl yerleştireceğimize bakmalıyız. Bunun için de dedim; kendimizi sadece Rojava veya Kuzey ve Doğu Suriye sınırları içinde bırakmıyoruz. Şam’da yetki sahibi olmalıyız. Yeni inşada, özellikle anayasa yazım komisyonunda yer almalıyız ve temsilcilerimiz orada olmalı ki bu taleplerimizi ve değerlerimizi anayasada güvence altına alalım.”
“SDG Suriye ordusunun çatısı altında faaliyetine devam edecek”
Şam’la entegrasyon sonrası SDG’nin geleceğine yönelik soruyu da yanıtlayan Halil, bu yapının kalacağını ve Suriye ordusunun çatısı altında faaliyetine devam edeceğini söyledi. Halil, “Bu güç korunuyor. Şu ana kadar bu gücü yöneten komutanlar, yine bu gücün komutanlarıdır. Ama bu güçte sadece şöyle bir değişiklik oluyor: Resmen Suriye ordusunun çatısı altında olacaklar. Yani kimlikleri DSG olarak değil, Suriye Ordusu Cezire Bölgesi Tümeni olarak bilinecek. Komutanlar zaten belirlenmiş. DSG Komutanlığı bakanlığa isimleri verdi ve “Komutanlarımız bunlardır” dedi.
“Şehirlerin içinden çıkıyorlar”
Bunların içinde kadın güçlerine özel Kadın Taburları (Foca Jin) gibi bölümler de var, genel olanlar da var. Tek fark şudur; şehirlerin içinden çıkıyorlar, şehirlerde kalmıyorlar. Mesela diyeyim; Haseke’deki güç şehirde kalmayacak, Kevke Dağı’na gidecek ya da Vezir sahasına veya belirlenen başka bir yere gidecek. Askeri gücün kalacağı adres buralar olacak ve olağanüstü bir durum çıktığında, ihtiyaç duyulduğunda; valinin, muhafızın veya ilgili mercilerin emriyle hareket edecekler. Onun dışında yerlerinde kalacaklar” dedi.
“Afrin ve Resulayn’I henüz onlar yönetmiyor”
Halil, Afrin ve Resulayn’ın geleceğine yönelik soruyu, “Bunlar da tartışıldı. Serêkaniyê (Resulayn) için acımızı belirttik. Onlar (Şam) şunu söylediler; henüz kendileri de oraya gitmiş değiller. Yani resmen orayı onlar yönetmiyor. Sadece oraya gidip geldiklerini söylüyorlar ama yönetim hala Türklere bağlı güçlerin elindedir. Yani mesaj şudur: Türkler oradan çekildiğinde, orası resmen Suriye devletine bağlı bir yer olur. O zaman Serêkaniyê ve Efrîn için de dediğim gibi, sınırlar kalkar. Dışarıdan biri gelip bölge yöneticisi olmaz. Oradakiler kendi içlerinden birini seçecekler. Bu temelde zaten bu bölgelerin tamamı doğal bir şekilde aslına rücu eder” diye yanıtladı.