enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
44,0680
EURO
51,2016
ALTIN
7.301,96
BIST
12.792,81
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
11°C
İstanbul
11°C
Az Bulutlu
Pazartesi Parçalı Bulutlu
11°C
Salı Açık
16°C
Çarşamba Açık
14°C
Perşembe Az Bulutlu
11°C

Savaşın 4. günü: Büyük kentlerden taşraya doğru kaçışlar başladı

Ailelerinin güvenliğinden endişe eden çok sayıda İranlı, “Neye mal olursa olsun gitmek zorundayım” diyerek sınırı geçiyor

Savaşın 4. günü: Büyük kentlerden taşraya doğru kaçışlar başladı
03.03.2026 17:30
4
A+
A-

Ruşen Takva

Dünyanın gözü kulağı İran’da. Tüm dünya ülkeleri kitlesel bir göç beklerken İranlılar kendi ülkeleri içerisinde taşraya doğru iç hareketlilik başlattı. Kapıköy’de görüştüğümüz İranlılar: “Bugün diğer 3 günden daha yoğun bir bombardıman oldu. Özellikle başkent Tahran’da yaşayan insanlar, kentin kuzeyinde bulunan köy ve kasabalara doğru hareket etmeye başladı” dedi.

Bombardımanın yoğunlaşması ile birlikte İranlılar nispeten daha güvenli olarak gördüğü kırsal kesimlere doğru bir iç göç başlattı. Büyük kentlerde yaşayan vatandaşlar bombardımanın ve askeri bölgenin olmadığı taşraya doğru geçiyor. Tahran’dan gelen bir İranlı, “6 kilometrelik yolu 4 saatte ancak geçebildik” diyerek yaşanan yoğunluğa dikkat çekiyor. Öte yandan İran’dan kitlesel bir savaş sürerken bir risk de sokakta büyüyor. Rejim yanlılarının organize biçimde meydanlara çağrılması ve muhalif kesimlere yönelik artan baskı, ülkede karşıt grupların doğrudan karşı karşıya gelme ihtimalini güçlendiriyor. Rejim, ilan ettiği 40 günlük yas kararı ile birlikte kendi gücünü sokakta yeniden tahkim etme eğiliminde.

Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’a yönelik gerçekleştirdiği saldırıların üçüncü günü geride kalırken, Türkiye-İran sınırının en kritik geçiş noktası olan Van’ın Saray ilçesindeki Kapıköy Gümrük Kapısı’nda gerilim ve belirsizlik var. Sınırdaki atmosfer derin bir sessizliğin gölgesinde kalmış durumda.

İran dini lideri Hamaney’in öldürüldüğünün açıklanmasının ardından ilan edilen milli yas süreci, sınır hattında da önemli bir değişime yol açtı. İran tarafındaki gümrük sahasında, “yas” ve “intikam” anlamını taşıyan siyah bayrağın göndere çekildiği görüldü. Sınırın sıfır noktasındaki bu değişim, bölgedeki askeri ve politik gerginliğin ciddiyetini gözler önüne seriyor.

Dün “sistem yok” gerekçesiyle fiilen kapalı tutulan gümrüğün, bugün sabah saatlerinde Ticaret Bakanlığı tarafından resmen kapatıldığı duyurulmuştu. Kapıköy, öğleden sonra yeniden işleme açılsa da İran tarafı seçici bir politika izlemeye başladı. İran, şu an için ülkeye sadece kendi vatandaşlarının girişine izin veriyor.

Sınır hattında dikkat çeken bir diğer gelişme ise Türkiye’den İran’a doğru gerçekleşen tersine hareketlilik. İran genelinde internet ve telefon erişiminin tamamen kesilmiş olması, Türkiye’de ve farklı ülkelerde yaşayan İranlılarda büyük bir endişeye yaratmış durumda. Günlerdir ailelerine ulaşamayan birçok İran vatandaşı, devam eden bombardıman riskine rağmen ülkelerine dönme kararı alıyor.

Sınır kapısında bekleyen bir İran vatandaşı, savaş başladığından beri babası ve kardeşinden haber alamadığını, bu belirsizliğin kendisini dönmeye mecbur bıraktığını ifade ediyor. Benzer şekilde, ailelerinin güvenliğinden endişe eden birçok İranlı da, “neye mal olursa olsun gitmek zorundayım” diyerek sınırı geçiyor.

İran’dan gelenlerden edinilen kısıtlı bilgiler, rejimin dışarıda füzelerle savaşırken içeride politik baskıyı tahkim etmeye çalıştığını ortaya koyuyor. İlan edilen 40 günlük yas süreci, rejimin kendi gücünü sokaklarda yeniden ikame etme çabası olarak değerlendiriliyor. Dün akşam yatsı namazının ardından rejim yanlılarının sokağa davet edilmesi, ABD kanadından gelen “İran halkı sokağa çıksın” yönündeki çağrıların karşılık bulma ihtimalini zayıflatıyor. Bu durumun, rejim yanlıları ile muhalif grupların sokakta karşı karşıya gelme riskini artırabileceği düşünülüyor.

Hamaney’in öldürülmesine rağmen halkın üzerindeki rejim korkusunun dağılmadığı hemen göze çarpıyor. Birçok İranlı, bu ölümü stratejik bir hamle olarak görüp inanmazken, rejim karşıtları olası bir yönetim değişikliği gerçekleşmemesi durumunda hedef alınmaktan endişe ediyor.

İran yönetiminin vatandaşları üzerindeki denetimi, ülkenin dışa açılan son noktası olan gümrük kapılarında da somut bir şekilde hissediliyor. Kapıköy’den geçiş yapmayı başaran İranlılar, sınırın İran tarafındaki gümrük sahasına asılan uyarı levhaları ve görevlilerin sözlü talimatlarıyla, ülkeden ayrılanların basına demeç vermemeleri konusunda kesin bir dille uyarıldıkları iddia ediyor.

Sınır hattındaki bu baskı iklimine rağmen, kayıt dışı görüşülen İran vatandaşları bölgedeki genel ruh halini şu şekilde özetliyor: Halk, hem mevcut molla rejimine hem de dışarıdan gelecek bir Amerikan müdahalesine karşı mesafeli bir duruş sergiliyor.

İran içindeki günlük yaşamın savaşa endekslendiği, resmi tatil ilanıyla bankalar ve kamu kurumlarının tamamen kapandığı öğrenildi. Bombardımanın devam ettiği bölgelerde sadece temel gıda ihtiyacını karşılayan fırın gibi işletmelerin faaliyet gösterdiği, edinilen bilgiler arasında. Bazı bölgelerde, sokakta günlük yaşamın devam ettiği de bir başka iddia.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.