enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
44,8573
EURO
52,8184
ALTIN
6.966,26
BIST
14.587,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
15°C
İstanbul
15°C
Çok Bulutlu
Pazar Parçalı Bulutlu
17°C
Pazartesi Az Bulutlu
18°C
Salı Çok Bulutlu
18°C
Çarşamba Yağmurlu
13°C

İYİ Partili Tatlıoğlu: Yaşadığımız şey, ekonomik kriz değil, devlet krizidir

İYİ Parti Grup Başkanı İsmail Tatlıoğlu, Türkiye’de daha önce de ekonomik kriz yaşandığını ifade ederek “Ama bugün bahsettiğimiz şey iktisadın de …

İYİ Partili Tatlıoğlu: Yaşadığımız şey, ekonomik kriz değil, devlet krizidir
25.04.2022 17:54
40
A+
A-

İYİ Parti Grup Başkanı İsmail Tatlıoğlu, Türkiye’de daha önce de ekonomik kriz yaşandığını ifade ederek “Ama bugün bahsettiğimiz şey iktisadın de içerisinde olduğu bir sistem krizidir. Yaşadığımız şey, ekonomik kriz değil bir sistem krizidir. Ve bir devlet krizidir” dedi.

İYİ Parti Grup Başkanı İsmail Tatlıoğlu ve İYİ Parti Muğla Milletvekili Metin Ergun, TBMM’de düzenledikleri ortak basın açıklamasında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne yönelik tenkitlerde bulundu.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne yönelik tenkitlerde bulunan Ergun, şu açıklamayı yaptı:

“Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile yetkisizlik periyoduna girilmiştir”

 Ülkemizde Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin uygulamaya başlamasıyla ile anayasal kurumlarımız içinde yetkisizlik periyoduna girilmiştir. Kurumların yalnızca yetki ve iradeleri değil uzun vakitten bu yana çeşitli deneyimlerle oluşturdukları kurumsal kültürleri de yok edilmiştir. Yani partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile Türkiye’de kurumsallaşmayı örseleyen bir kurumsuzluk hali ve yasal ussal meşruiyeti zedeleyen keyfiyete dayalı bir kuralsızlık rejimi inşa edilmiştir. Bu süreçte hukukun üstünlüğünün ortadan kalması ve demokratik gerileme aynı anda yaşanmıştır. Bilhassa hukukun üstünlüğünün ortadan kalkması ülkemizin bilaistisna her alanda geriye gitmesine sebebiyet vermiştir.

“Yürütmenin de hukukla sonlandırılması ortadan kaldırılmıştır”

 Bilindiği gibi Türkiye’nin son dört yılının heba olmasına sebep olan bu süreç OHAL koşullarında gerçekleştirilen 16 Nisan 2017 referandumu ile başlamıştır. 2017 yılında yapılan anayasa değişikliği hukuk terminolojisinde suiistimalci anayasacılık olarak tanımlanan bir prosedür ile gerçekleştirilmiştir. Bu referandum sonucunda anayasal kurumların yetki ve güçlerini yürütmenin buyruğuna geçmiştir. Yürütmenin de hukukla sonlandırılması ortadan kaldırılmıştır.

“Türkiye’nin yapısal bir krize doğru sürüklenmesi kaçınılmaz hale gelecek”

 Bu kötü gidişatın nedeni Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi şahıslara ve ferdî bağlara dayalı ilkel bir devlet anlayışı öngörmesinden kaynaklanmaktadır. Bundan Ötürü şayet bu süreç bu türlü devam edecek olursa Türkiye’nin yapısal bir krize doğru sürüklenmesi kaçınılmaz hale gelecektir.

Tatlıoğlu: Yaşadığımız şey, ekonomik kriz değil bir sistem krizidir ve bir devlet krizidir

İYİ Parti Grup Başkanı İsmail Tatlıoğlu da şunları söyledi:

“Türkiye’de tek başına bir ekonomik krizin varlığından söz edebilmeyiz. Türkiye zaman zaman ekonomik krizler yaşadı.fakat bugün bahsettiğimiz şey iktisadın de içerisinde olduğu bir sistem krizidir. Devlet krizidir. Devlet kurallar ve kurumlar bütünüdür. Ve bu çerçevede baktığımızda, ne yazık ki son 10 yıldırfakat özellikle Partili Cumhurbaşkanlığı devrinden itibaren kurumlar ezilmiş ve kurallar dışlanmıştır. Yaşadığımız şey, ekonomik kriz değil bir sistem krizidir. Ve bir devlet krizidir.

“10 yıl önceye göre, 200-150 milyar dolar civarında yoksullaşan Türkiye’den bahsediyoruz”

 10 yıl 950 milyar dolarlık bir Türkiye vardı, 75 milyonla. 2018’de 850 milyar dolarlık bir Türkiye vardı. Bugün 800 milyar dolarlık bir Türkiye’den bahsediyoruz. 10 yıl önceye göre, 200-150 milyar dolar civarında yoksullaşan, 4-5 yıl önceye göre 50 milyar dolar civarında yoksullaşan bir Türkiye’den bahsediyoruz. Pandemi kuralları bütün dünyada hakim olmuş koşullar. Bundan Ötürü hukukta, nasıl dünyada 7,5 milyar insanın yaşadığı bir dünyayı kıyaslayarak türel dataları dikkate alıyorsak, ekonomik bilgileri de bu şekilde ele almamız lazım.

“Kaynaklarını yoksuldan zengine ve de yurt dışındaki faiz lobilerine aktaran bir Türkiye”

 Sayın Erdoğan’ın tabiriyle ülkesini krizden krize sürükleyen bir yönetme o diyordu ki o tanımlıyordu Sayın Erdoğan. Ülke bugün Sayın Erdoğan tarafından krizden krize sürüklenmektedir, bir kaos ortamıdır. Ve şahsen bay kriz unvanını sahiden bütün çizgileriyle hak eden bir siyasi yönetici olarak karşımızdadır. Ve Türkiye’de tekrar kendisinin tabiriyle dövize, faize ve enflasyona baktığımızda kaynaklarını yoksuldan zengine aktaran ve de kaynaklarını yurt dışındaki faiz lobilerine aktaran bir Türkiye var.

“Gemileri karadan yürütme konusunda beyanlar verenlerin yolda yürüyemediklerini gördük”

 Bugün Türkiye’de Merkez Bankası faizi yüzde 14’tür. Yani Merkez Bankası bankalara yüzde 14 ile faizle para, kaynak verir. Bankalar bunu alıp yüzde 25 ile hazineden kağıt aldıklarında bankanın oturduğu yerden yüzde 10’un üzerinden bir rant sağlaması söylediği söz edilen ve çok açık ve uzun müddettir devam etmektedir. Ve yoldan çıkmış ekonomiyi bugün gemileri karadan yürütme konusunda beyanlar verenlerin yolda yürüyemediklerini şarampole yuvarlandıklarını gördük. Önce şarampolden çıkıp bir yolda yürümeyi becersinler, gemileri biz karadan denizden de yürütürüz sorun yok.yolda yürümeyi beceremeyip bu ülkenin kaidelerinde ülkeyi şarampole yuvarlayanlar şu anda hayallerin bile üzerinde hisleri satmaktadırlar. Bu nedenle dövizi baskılamak için çok önemli bir faiz ödeyen bir Türkiye.

“Hanelerin yüzde 1’inden fazlasının elektriği kesik. 280 bin abone, bu büyük bir dram”

Tatlıoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 23 Nisan’da meskeninin elektriğinin kesik olmadığı teziyle ilgili soru üzerine şu cevabı verdi:

“Polemik yaratan kamunun, bunu 23 Nisan tarihi itibariyle şeklinde ben de bakanın açıklamasını gördüm,fakat bu tabirlerin arasında açıklık getirmek lazım. ama siyaset elbette ki toplumun sıkıntılarını dile getirmek ve toplumun tamamına aktarmak zorundadır. O nedenle Türkiye’de siyaset ve muhalefet değişik şekilde toplumun meselelerini dile getirmektedir ve Türkiye’de nüfusun, hanelerin yüzde 1’inden fazlasının elektriği kesik. 280 bin abone. Bundan Ötürü bu büyük bir dram…Bunu siyasetçi muhalefet dile getirmeyecek kim dile getirecek. ama o polemik konusu Sayın Bakan’ın açıklık getirmesi gereken bir konudur.”

“Biz olayın herhangi bir tarafı değiliz”

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı olarak Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş’ı işaret ederek “Masada olmayan Yavaş’ın ismi artık masadadır” halindeki sözleri sorulan Tatlıoğlu şunları söyledi.

“Türkiye’de herkes hürdür politikler istedikleri yorumu yapabilirler biz olayın herhangi bir tarafı değiliz.” (ANKA)

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.