Hürriyet yazarı Sedat Ergin, mevcut açıklamaların Türkiye’nin 29-30 Haziran’da Madrid’de yapılacak NATO zirvesinde Finlandiya ve İsveç’in …

Hürriyet yazarı Sedat Ergin, mevcut açıklamaların Türkiye’nin 29-30 Haziran’da Madrid’de yapılacak NATO zirvesinde Finlandiya ve İsveç’in ittifaka üyeliğine destek vermeyeceğini işaret ettiğini, fakat bu türlü doruklarda son anlarda değişiklik yaşanmasının da daha önce görülmemiş bir olay olmadığını vurguladı.
Bugünkü köşe yazısında, “Bu çeşit tepelerde her şeyin son ana kadar ‘uçurumun kenarında’ giderek ortada kalması ve nefesler tutularak tahlilin son dakikada bulunması karşılaşılmamış bir durum değildir” yazan Ergin, Madrid doruğunun bir mutabakata varılmadan sona ermesinin de ihtimal dahilinde olduğunu belirtti.
Ergin, doruğun mutabakata varılmadan kapanması durumunda Türkiye’nin Batı’ya dönük stratejik aidiyetiyle ilgili çok önemli bir tartışmanın ortalığı kaplamasının da şaşırtan olmayacağını belirtti.
Ergin’in yazısının ilgili kısmı şöyle:
NATO devlet ve hükümet başkanlarını önümüzdeki çarşamba günü Madrid’de bir araya geldiklerinde ne bekliyor? NATO başkanları önlerinde bulacakları zirve bildirisine ilişkin taslakta, Finlandiya ve İsveç müracaatlarına yer verilecek paragrafın anlaşma olmadığı için boş bırakılması olasıdır.
Bütün mesele, toplantının biteceği perşembe gününe kadar bildiri taslağının bu kısmı ve bunun gerisindeki çerçevenin temelleri üzerinde bir uzlaşıya varılıp varılmayacağıdır.
Bu çeşit doruklarda her şeyin son ana kadar “uçurumun kenarında” giderek ortada kalması ve nefesler tutularak tahlilin son dakikada bulunması karşılaşılmamış bir durum değildir.
Bununla birlikte, bir uzlaşı bulunamadığı takdirde Madrid Zirvesi’nin herhangi bir mutabakata varılmadan kapanması ihtimali de göz arkası edilmemelidir.
Ancak bu türlü bir sonucun NATO Zirvesi açısından uluslararası toplulukta büyük bir başarısızlık olarak görüleceğine kuşku yoktur. NATO, Ukrayna’yı işgal eden mütecaviz Putin karşısında dayanışmasını koruyamamış bir ittifak görüntüsüyle algılanacaktır.
Bunun Batı kamuoylarında, karar verici etraflarda Türkiye’nin Batı’ya dönük stratejik aidiyetiyle ilgili çok önemli bir tartışmanın ortalığı kaplaması da şaşırtan olmayacaktır. Batı medyasında yapılan yayınlar bu aidiyeti sorgulayan bir bakışın esasen yer kazanmakta olduğunu gösteriyor.