enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
45,8976
EURO
53,3809
ALTIN
6.642,05
BIST
13.662,75
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Az Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
28°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
26°C
Cuma Parçalı Bulutlu
23°C
Cumartesi Az Bulutlu
23°C

Eğitim-İş’ten ‘Öğretmene Saygı’ eylemi: “Diploması olmayanlar bize aham kesemez”

Eğitim-İş Sendikası, Öğretmenlik Meslek Kanunu’na karşı “Öğretmene Saygı” başlığıyla düzenlediği eylemi bugün İstanbul’da yaptı. İmtihan …

Eğitim-İş’ten ‘Öğretmene Saygı’ eylemi: “Diploması olmayanlar bize aham kesemez”
03.09.2022 19:39
23
A+
A-

Eğitim-İş Sendikası, Öğretmenlik Meslek Kanunu’na karşı “Öğretmene Saygı” başlığıyla düzenlediği eylemi bugün İstanbul’da yaptı. İmtihan dayatmasından çabucak vazgeçilmesi ve Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun geri çekilmesi istenen aksiyonda, Eğitim- İş Genel Başkanı Kadem Özbay, “Uzmanlık evrakımız, diplomamızdır. Diploması olmayanlar bize ahkâm kesemez” dedi.

AKP milletvekillerinin imzası ile Meclis’e sunulan ve şubat ayında maddeleşen Öğretmenlik Meslek Kanunu ve bu çerçevede çıkarılan yönetmeliğe karşı eğitimcilerin itirazı devam ediyor. Eğitim- İş Sendikası, “Öğretmene Saygı” sloganıyla evvelki gün Burdur’da, dün İzmir’de yaptığı eylemi bugün de İstanbul’daki Kadıköy İskelesi’nde sürdürdü.

Çevre vilayetlerdeki öğretmenlerin de katıldığı aksiyonda, “Sınav dayatmasından derhal vazgeçilmeli. Öğretmenlik Meslek Kanunu geri çekilmelidir” ve “MEB! Otur, sıfır” yazılı pankartlar açıldı. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, kanunu protesto eden öğretmenler için kullandığı “çapulcu” kelamına karşı da “Çapulcu değil, öğretmeniz” dövizleri taşıyan öğretmenler, bu kelamla birlikte “Mustafa Kemal’in öğretmeniyiz” sloganı attı.

Hazırlanan ortak açıklamayı okuyan Eğitim- İş Genel Başkanı Kadem Özbay, mesleğin onuruna, prestijine, ülkenin geleceğine, her bir çocuğun nitelikli eğitim hakkına sahip çıkmak için haksızlıklar karşısında susmayacaklarını, baskılara boyun eğmeyeceklerini söyledi. Muharrir Fakir Baykurt’un “Öğretmen yalvarmaz, öğretmen boyun eğmez, öğretmen el açmaz, öğretmen ders verir” sözünü de anımsatan Özbay, şöyle konuştu:

“Öğretmenlik eşi görülmemiş bir atakla karşı karşıya”   

Öğretmene hoyrat davranılmaz, öğretmene hürmet duyulur şiarıyla bugün biz de mesleğimizin onuru, mesleğimizin prestiji için ve anlamak istemeyenlere, alanlardan ders verme kararlılığıyla mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz. Bugün öğretmenlik, Cumhuriyet tarihi boyunca eşi görülmemiş bir hücumla karşı karşıya. 20 yıl içinde refahımızı aldılar, mesleksel haklarımızı kırptılar. Yaşanabilir bir emeklilik hayalimizi bile çaldılar. Şu Anda çıkardıkları Öğretmenlik Meslek Kanunu ile prestijimizi da almak istiyorlar. Bugün ‘Orada dur’ demek için, kanun çıkarken Meclis’te iktidar vekillerinin yüzüne baka baka söylediğimiz, ‘Öğretmene parmak sallanmaz’ sözünü alanlarda çınlatmak için, hakların saraylarda kısık sesle değil, alanlarda gür sesle savunulduğunu göstermek için buradayız.

“Mesleği bitirme kanunudur”

Çıktığımız bu yolda bizi hiçbir baskının geri çevirmeyeceğini bir sefer daha göstermek için buradayız. Hepinizin bildiği öğretmene danışılmadan, Saray’ın arka odalarında kararlaştırılan, yandaş sendikayla iş birliğiyle hazırlanan bir kelamda meslek kanunu ile karşı karşıyız. İmtihan başta olmak üzere beraberinde getirdiği angaryalarla mesleğimizin üzerine adeta bir kabus benzeri çökmüştür. Bu bir meslek kanunu değildir. Bu, mesleği bitirme kanunudur. Kanun, öğretmenlerin fakültede esasen alanına göre eğitim aldığı yani her öğretmenin esasen uzman oğlu gerçeğini görmezden gelmektir. Öğretmenliğin zati bir ihtisas alanı olduğu, altını çizen maddelerle çelişmektedir. Uzmanlık evrakımız, diplomamızdır. Diploması olmayanlar bize ahkâm kesemez.

“Velilerden gizlice kayıt parası toplayan, liyakatsizce atanmış devlet okulu yöneticileri için de yüksek unvanlı öğretmenin sınıfına öğrenci yerleştirmek için yeni bir gelir kapısı olacaktır”

Bu kanun, öğretmenlerin mesleği icra etmekten doğan haklarını, işgüzar ve hadsiz biçimde yeni koşullarla, kriterlerle bağlamak istemektedir. Kazanılmış haklarımızı adeta iç etmektedir. Eşit işe eşit ücret unsurunda, meslekte kıdeme göre artış olması gerektiğini de çöpe atmaktadır. Bu kanun kontratlı, fiyatlı, takımlı yerleştirilerek sömürülen öğretmenlerin yeni unvanlarla bir kere daha ayrıştırılmasına ve okullardaki huzur ortamının, çalışma barışının bozulmasına yol açacaktır. Yeni unvanlar, yalnızca öğretmenler arasında değil, veliler ve öğrenciler arasında da yapay rekabet tohumları ekecektir. Velilerden gizlice kayıt parası toplayan, liyakatsizce atanmış devlet okulu yöneticileri için de yüksek unvanlı öğretmenin sınıfına öğrenci yerleştirmek için yeni bir gelir kapısı olacaktır.

“Bizim bir tek başöğretmenimiz var, o da Mustafa Kemal Atatürk’tür”

Bu kelamda kanun, meslek kanunu olmaktan çok ötededir. Bir teneffüs aralığında bile hazırlanabilecek kolaylıkta, 12 husustan oluşan, öğretmeni ilgilendiren sadece 3- 4 maddeyi barındıran ve orada da öğretmenleri ayrıştıran, öğrencilerimizi ve velilerimizi ayrıştıran bir kanundur. Cumhuriyet kavramlarını yerli yersiz kullanarak içini boşaltmayı prosedür olarak belleyen iktidar, taktik için bu kanunu da vesile etmiştir. Kanundaki meslek basamaklarından birine ‘başöğretmen’ isminin verilmesi, tartışılmaz bir hadsizliktir. Bu ülkenin bir tane başöğretmeni olduğunu, bizlerin onun sıfatını paylaşmayı değil, bize bıraktığı mirası muhafazayı yegâne hedef saydığımızı idrak edemeyen zihniyetin küçük hesaplarına yansımasıdır. Buradan bir defa daha haykırıyorum. Bizim bir tek başöğretmenimiz var, o da Mustafa Kemal Atatürk’tür.

“Öğrencilerini iktidarın sırtını sıvazladığı tarikatların elinden almaya ihtiyacı vardır”

Oysa öğretmenin yeni unvanlara değil, insanlık onuruna yaraşır bir fiyatla çalışmaya, liyakatsizce atanan yöneticilerin mobbinglerinden ve keyfi soruşturmalarından kurtulmaya, Anayasal bir hak olan teminatlı istihdama erişmeye, kıdeme göre artış almaya, öğrencilerini iktidarın sırtını sıvazladığı tarikatların elinden almaya ihtiyacı vardır. Üstelik kanunun dayattığı ezbere dayalı imtihana, ‘Yeterlilik sınavı’ isminin verilmesi de öğretmene üstten bakışın bir göstergesidir. ‘Öğretmenler imtihandan korkuyor’ yahut ‘Korkmayın, imtihan kolay olacak’ gibi rencide edici telaffuzlarda bulunan yöneticiler, eğitime dair ağızlarını açmak için ne kadar yetersiz olduklarını bir sefer daha göstermiştir.”

Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’e de seslenen Eğitim-İş Sendikası Başkanı Kadem Özbay, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Emeğini sömürdüğünüz öğretmenlerin, yoksulluk hududunun altında birlikte mahkûm ettiğiniz öğretmenlerin yüreğiyle, vicdanıyla, gözünüze bakıyoruz”

Sahi, sayın bakan, sizin yeterliliğiniz nedir? Hangi yeterlilikle, hangi liyakatla, eğitimci olmadığınız halde Milli Eğitim Bakanlığı koltuğunda oturuyorsunuz? Kendi sürücünüzü müdürlük koltuğuna atarken, eğitimden anlamayan bireyleri bakanlığa doldururken hangi liyakatı esas almıştınız? 20 yıldır şaibesiz tek bir imtihan yapamayan, kelamda imtihan yapacak kurumlar mı bizim yeterliliğimizi ölçecek? Biz size karşılık verelim. Asıl sizin yeterliliğiniz yok. Sizin yeterliliğiniz sıfır. derhal o koltuğu boşaltın. Bugün aldığı maaşla kirasını ödeyemeyen öğretmenlerin, bir milyona yaklaşan, atama bekleyen öğretmen arkadaşlarımızın her yıl devletin gücünü kullanarak taban fiyatın altında fiyatlı öğretmen olarak emeğini sömürdüğünüz öğretmenlerin, yoksulluk sonunun altında birlikte mahkûm ettiğiniz öğretmenlerin yüreğiyle, vicdanıyla, gözünüze bakıyoruz. Koltukları derhal terk edin, diyoruz.

“Bu kölelik kanununu kabul etmeyeceğini göstereceğiz”

Bunların ne okullardan ne öğretmenden ne dünyadan haberi var.fakat ant olsun ki anlatacağız, öğreteceğiz, ders vermeye devam edeceğiz. Onları, öğretmenin iradesinden, saygınlığına bağlılığından, üretimden gelen gücünden haberdar edeceğiz. Başöğretmen olduğu hâlde, sınıfta öğretmenin önüne geçmeyecek kadar bu mesleği yücelten Atatürk’ün kurduğu bu ülkede, onun eğitim neferlerinin, bu kölelik kanununu kabul etmeyeceğini göstereceğiz. Eğitimci olarak ilk günden beri hakaret niteliğindeki bu meslek kanununa karşı itirazı örgütleyen yegâne güç olduk. Kimsenin de kuşkusu olmasın ki bu meslek kanunu geri çekilmedikçe yahut eğitimcilerin talepleri doğrultusunda yeniden düzenlenmedikçe, hareketlerimize son vermeyeceğiz.” (ANKA)

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.