enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
45,9727
EURO
53,4893
ALTIN
6.609,13
BIST
13.965,65
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
30°C
İstanbul
30°C
Parçalı Bulutlu
Cuma Az Bulutlu
28°C
Cumartesi Az Bulutlu
28°C
Pazar Açık
27°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
26°C

Afganistan’da kıtlık: ‘Uyuyabilsin diye aç çocuğuma sakinleştirici hap verdim’

Bazı Afgan ebeveynler, açlık çeken çocuklarını sakinleştirmek için onlara sakinleştirici ilaç veriyor. Kimileri ise kızlarını ve organlarını …

Afganistan’da kıtlık: ‘Uyuyabilsin diye aç çocuğuma sakinleştirici hap verdim’
24.11.2022 14:33
21
A+
A-

Bazı Afgan ebeveynler, açlık çeken çocuklarını sakinleştirmek için onlara sakinleştirici ilaç veriyor. Kimileri ise kızlarını ve organlarını satışa çıkararak hayatta kalmaya çalışıyor. Taliban idaresinde ikinci kışına giren ülkede halk, kıtlıktan bir adım uzakta.

Abdulvahap, “Çocuklar ağlayıp duruyor ve uyumuyorlar. Hiç yiyeceğimiz yok” diyor ve ekliyor:  

“Bunun için eczaneye gidip ilaç alıp çocuklarımıza uykuları gelsin diye bu tabletleri veriyoruz.”

Ülkenin üçüncü büyük kenti Herat’ın derhal dışında, savaş ve doğal afetler nedeniyle konutlarından ayrılmak zorunda kalan, yılmış insanlarla dolu bir yerde yaşıyor Abdulvahap. Bu yerleşimdeki meskenler, on yıllar içinde binlerce küçük kerpiç konutun üretimiyle oluşmuş.

Abdul, etrafımızda toplanan yaklaşık bir düzine erkekten oluşan kümenin arasında…

“Kaçınız çocuklarınıza sakinleştirici ilaç verdiniz” diye soruyoruz, “Birçoğumuz, hepimiz” diye yanıtlıyorlar.

Gulam Hazrat tuniğinin cebini yokluyor ve bir tablet şeridi çıkarıyor. Bunlar alprazolam tabletleri. Telaş bozukluklarını tedavi etmek için reçete edilen sakinleştiriciler.

Doktorlar, buna aynı ilaçların kâfi beslenmeyen küçük çocuklarda karaciğer hasarına, kronik yorgunluk, uyku ve davranış bozuklukları bir dizi diğer sıkıntıya neden olabileceğine dikkat çekiyor.

Yerel bir eczanede, bu ilaçların beş tabletini 10 Afgana (yaklaşık 10 ABD senti) ya da bir modül ekmek fiyatına satın alınabildiğini görüyoruz.

Tanıştığımız birçok aile, aralarında birkaç kesim ekmek paylaşarak günleri geçiriyor.

Yerleşimdeki bir kadın, bize, sabahları kuru ekmek yediklerini, akşam ise nemlendirmek için ekmeği suya batırdıklarını söyledi.

Birleşmiş Milletler’e göre Afganistan’da yaşanan “insani bir felaket”.

Herat’ın dışındaki bölgelerdeki erkeklerin çoğu günlük fiyatlı emekçi olarak çalışıyor.

Onların hayatları yıllardır zor.

Ancak Taliban geçen yıl Ağustos ayında yönetimi devraldığında ve ülkeye akan yabancı fonlar donduruldu. Bu da insanları birçok gün işsiz bırakan bir ekonomik çöküşü tetikledi.

Nadiren iş buldukları günlerde, yaklaşık 100 Afgan ya da 1 doların biraz üzerinde ücret kazanıyorlar.

Gittiğimiz her yerde, ailelerini açlıktan kurtarmak için çok zor adımlar atmaya zorlanan insanlar gördük.

Ammar (gerçek ismi değil) üç ay önce böbreğini vermek için ameliyat olduğunu söyledi ve bize 22 santimetrelik yara izini gösterdi. Dikiş izleri hâlâ bir miktar pembeydi. Karnı boyunca bedeninin ön tarafından geriye doğru yarım daire şeklinde uzanıyordu.

Hayatının şimdi baharında, 20’li yaşlarındaydı. Müdafaa maksatlı kimliğini ismini değiştirdiğimiz Ammar anlatıyor:

“Çıkış yoktu. Yerel bir hastanede böbrek satılabildiğini duymuştum. Oraya gittim ve onlara bunu yapmak istediğimi söyledim. Birkaç hafta sonra bir telefon aldım ve hastaneye gelmemi istediler.

“Bazı testler yaptılar, sonra kendimden geçiren bir şey enjekte ettiler. Korktumbaşka seçeneğim yoktu.”

Ammar’a bunun için yaklaşık 3 bin 100 dolar ödeme yapıldı. Bu paranın çoğu, ailesine yiyecek almak için daha önce borç aldığı paranın geri ödemesine gitti.

Ammar böbreğini satmasına rağmen durumlarının düzelmediğini anlatıyor:

“Bir gece yersek sonraki akşam yemiyoruz. Böbreğimi sattıktan sonra kendimi yarım bir insan gibi hissediyorum. Umutsuzum. Hayat bu türlü devam ederse ölebilirim aynıi hissediyorum.”

Para için organ satışı, Afganistan’da duyulmamış bir şey değil. Buna olaylar, Taliban ülke idaresini ele geçirmeden önce de oluyordu. ama bugün, bu kadar acı verici bir tercih yapmalarına rağmen, insanlar hala hayatlarını garanti altına almaktan çok uzak oluyorlar.

Çıplak, soğuk bir evde, 7 ay önce böbreğini sattığını söyleyen genç bir anneyle tanıştık. Onlar da bir koyun sürüsü satın aldıktan sonra borç aldıkları parayı ödemek zorundaydı.  Hayvanlar birkaç yıl önce bir selde öldüler ve geçim kaynaklarını kaybettiler.

Ammar’ın böbreği için aldığı 2 bin 700 dolar, kimseye yetmiyor. Ammar, “Şimdi 2 yaşındaki kızımı satmaya zorlanıyoruz. Borç aldığımız bireyler her gün bize, “Borcunu ödeyemeyeceksen kızını ver diyerek taciz ediyorlar” diyor.

Kızlarını satan insanların öykülerini daha önce de çok duyduk.

Nizameddin, “5 yaşındaki kızımı 100 bin Afganiye (yaklaşık 1000 sterlin) sattım” diyor. Bu bir böbrekten çok daha az bir miktar. 

Anlatırken dudaklarını ısırıyor ve gözleri doluyor.

Buradaki insanların hayatlarının merkezinde olan haysiyet duygusu, kıtlık nedeniyle her gün zarar görüyor.

Buradaki toplum önderlerinden biri olan Abdul Gafar, “İslami maddelere aykırı olduğunu ve çocuklarımızın hayatlarını tehlikeye attığımızı biliyoruz, lakin öteki dermanımız yok” dedi.

Bir konutlarında 18 aylık erkek kardeşi Şemshullah ile oynarken komik hızlar yapan 4 yaşındaki Nazya ile tanışıyoruz.

Çocukların babası Hazretullah, “Yiyecek alacak paramız yok, bu yüzden yerel mescitte kızımı satmak istediğimizi herkese duyurdum” diye anlatıyor.

Nazya, güneydeki Kandahar eyaletinden bir ailenin çocuğuyla evlendirilmek üzere satıldı. 14 yaşına bastığında o eve gönderilecek. Babası şu ana kadar onun için iki ödeme aldı.

Hazretullah, “Paranın birçoklarını yiyecek almak için, bir kısmını da küçük oğluma ilaç almak için kullandım. Ona bir bak; çok az beslenmiş durumda” derken oğlu Şemsullah’ın şişmiş karnını bize göstermek için gömleğini yukarı çekiyor.

Yetersiz beslenme oranlarındaki büyük artış ve olaylar, kıtlığın Afganistan’da küçük çocuklardaki tesirli olmaya başladığını kanıtlıyor.

Sınır Tanımayan Tabipler (MSF), ülke genelinde yetersiz beslenme tedavi merkezlerine hasta kabul oranlarının bu yıl, geçen yıla göre yüzde 47 arttığını açıkldı.

MSF’nin Herat’taki beslenme azlığı tedavi merkezi, sırf Herat’ta değil, iki komşu eyalet dahil en iyi donanımlı tesis pozisyonunda. Bu iki bölgede de oranlar bir evvelki yıla göre yüzde 55 arttı.

Geçen yıldan bu yana, kabul etmek zorunda kaldıkları hasta çocuk sayısıyla başa çıkmak için yatak sayısını artırdılar. 

Ancak buna karşın, tesis neredeyse her an büsbütün dolu durumda. Merkeze getirilen çocuklar, giderek artan şekilde birden fazla hastalık içinde tedavi görmek zorunda kalıyor.

Omid yetersiz besleniyor ve fıtık ve sepsis hastası. 14 aylıkyalnızca dört kilo tartısında.

Doktorlar bize, o yaştaki olağan bir bebeğin en az 6,6 kg tartısında olması gerektiğini söylüyor. Annesi Amna, oğlu çok fazla kusmaya başladığında, borç para ile hastaneye gelebildi.

“Durum, Afganistan’a yönelik uluslararası yaptırımların ve Afganistan’a ait varlıklarının dondurulmasının bir sonucudur” diyor Mutawakil ve ekliyor: 

“Hükümetimiz kaç kişinin ihtiyaç sahibi olduğunu belirlemeye çalışıyor. Birçoğu yardım alabileceklerini düşündükleri için durumları hakkında palavra söylüyor”

Durumun ne kadar kötü olduğuna dair çok fazla delil gördüğümüzü söylememize karşın duruşunda ısrar etmeyi sürdürüyor.

Ancak bunun yakında olması pek muhtemel değil.

Bölge halkı bize Taliban hükümeti ve uluslararası toplum tarafından terk edilmiş hissettiklerini söylediler.

Açlık yavaş ve sessiz bir katil, tesirleri çoğu zaman süratle görülmüyor.

Dünyanın dikkatinden uzakta, Afganistan’daki insani krizin boyutu hiçbir zaman gerçek manada gün ışığına çıkmayabilir. Zira kimse buradaki insanları hesaba katmıyor, dikkate almıyor.

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.