Ankara Enstitüsü ve İstanbul Siyasetler Merkezi, ülkedeki devlet, güvenlik, yargı gibi kurumlara inancı ve vatandaşın dertlerini araştıran …

Ankara Enstitüsü ve İstanbul Siyasetler Merkezi, ülkedeki devlet, güvenlik, yargı gibi kurumlara inancı ve vatandaşın dertlerini araştıran “Türkiye’de Demokrasi, Güvenlik ve Devlet Algısı” isminde bir çalışma hazırladı. Araştırmaya göre, mahkemeye düşerse haksızlığa uğrayacağını düşünenlerin oranı yüzde 67 oldu, “Yargıya güvenmiyorum” diyenlerin oranı da yüzde 50’yi aştı. İştirakçilerin Türkiye demokrasisine 0 ile 10 arasında bir puan vermeleri istendiğinde Türkiye ortalfakatsı 4,4 çıktı.
İktidar koalisyonuna yakın duran kimlik grupları Türkiye’nin demokratik işleyişinden epey mutluyken, muhalefet koalisyonuna yakın duran kimliklerin Türkiye demokrasisine yönelik algıları epey düşüktür. Başka bir deyişle kendisini iktidarın bir kesimi olarak gören toplumsal kesitler, Türkiye demokrasisinin kalitesinden mutluyken, kendisini iktidarın modülü görmeyen toplumsal bölümlerde memnuniyet duygusu hayli düşüktür.
İştirakçilere idareye ilişkin kanaatleri sorulduğunda seçimler konusunda önemli bir uzlaşma görülmekte ve iştirakçilerin yüzde 72,5’i “Türkiye’nin problemlerini lakin seçimle iş başına gelmiş bir hükümetin çözebileceği”ni söylemektedir. Buna paralel bir şekilde, iştirakçilerin yüzde 78’i “Türkiye’deki meseleleri lakin bir askeri rejim çözebilir” önermesine katılmfakatktadır
İştirakçilerin yalnızca yüzde 45,7’si “Batı ülkelerindeki demokratik kuralların Türkiye’ye uygun olduğu”nu düşünmektedir. İştirakçilerin azımsanmayacak bir kısmı (%39) “Batı ülkelerindeki tüm demokratik kurallar, Türkiye’de de uygulanmalıdır” önermesine katılmfakatktadır. “Devletin güvenliğinin haklardan önce geldiğini” söyleyen iştirakçilerin oranı yüzde 40,9’dur.
İştirakçilerin yüzde 21,2’si “Türkiye’nin problemlerini çözmek için kanun ve kuralların dışına çıkılabileceği”ni belirtmiştir. İştirakçilerin yüzde 38,4’ü “güçlü bir önderin iş başında olmasının demokrasiden daha önemli olduğu”nu söylemiştir. Bu araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri yaşla demokratik tavır arasındaki ilişkidir. Yaş kümelerine göre demokratik tavırların nasıl değiştiğine bakıldığında gençlerin demokrasi karşıtı tavırları daha çok sahipleniyor oldukları görülmektedir. Seçimle gelmiş hükümetlere güven gençler arasında çok daha düşüktür.
Genç iştirakçiler Türkiye’nin meselelerini çözmek için kuralların ve kanunun dışına çıkılabilmesine daha fazla onay vermekte
Genç iştirakçiler Türkiye’nin meselelerini çözmek için kuralların ve kanunun dışına çıkılabilmesine daha fazla onay vermektedir. Hatta Türkiye’nin meselelerini askeri bir rejimin çözebileceği konusunda en yüksek oran yeniden en genç nüfus ortasındadır. Demokratik işleyişe yönelik tavır ve algıların siyasi parti kimliğine göre nasıl değiştiğine bakıldığında, Türkiye’de demokrasiye dair temel kutuplaşmanın siyasi parti kimliği üzerinden yaşandığı görülmektedir. Üstte verilen bütün önermelerde, Cumhur İttifakının iki ana partisi olan AKP ve MHP seçmenleri devletin güvenliğine en fazla vurgu yapan, başkanın kıymetine en fazla işaret eden, gerekirse meseleleri çözmek için kuralların dışına çıkılabileceğini en yüksek oranda söyleyen kümedir.
Yüzde 50’den fazlası Türkiye’nin en önemli sorunu “ekonomi” dedi
İştirakçilerin yüzde 50,4’ü Türkiye’nin en önemli meselesinin iktisat olduğunu ifade ederken, yüzde 12,2 ile adaleti ikinci sorun olarak görmektedir. Terör, temel sorun sıralfakatsında geriye doğru gitmiş ve yalnızca yüzde 5,8 tarafından önemli bir sorun olarak ifade edilmiştir.
Türkiye’nin bölünmesinden dehşet duyduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 58
İştirakçilerin yüzde 67,5’i mahkemeye düşerse haksızlığa uğrayacağını düşünmekte, yüzde 60,7’si Türkiye’de demokrasinin ortadan kalkmasından korktuğunu ifade etmektedir. Türkiye’nin bölünmesinden endişe duyduğunu söyleyenlerin oranı ise yüzde 58,3’tür
İştirakçilerin yüzde 55,5’i özgürlüğünün kısıtlanacağından korkuyor
İştirakçilerin yüzde 55,5’i özgürlüğünün kısıtlanacağından, iştirakçilerin yüzde 44,6’sı polise gittiğinde haksızlığa uğrayacağından korkmaktadır. Bulgular, toplumun demokrasinin geleceğiyle ilgili ve devlet kurumlarıyla ilişkisinde önemli tasalar taşıdığını ortaya koymaktadır. Türkiye’nin en önemli sorunu sorusuna verilen yanıtlarda adaletin ikinci en önemli sorun olarak görülüşünü teyit eder şekilde, iştirakçiler arasında en yüksek seviyede paylaşılan telaş mahkemelerle ilgilidir. Türkiye’de demokrasinin ortadan kaldırılmasına yönelik kaygının yüksekliği (%61) muhalefet açısından AKP iktidarına yönelik endişeyi, AKP seçmeni açısından da seçilmişlerin darbe vs gibi farklı yollarla indirilebileceğine dair dehşetten kaynaklanıyor olabilir. Bir diğer deyişle farklı nedenlerle de olsa Türkiye seçmenleri demokrasinin yitimine dair bir endişe duymaktadır. Türkiye’nin bölünmesinden duyulan dehşetin yüksekliği (%58), Türkiye’de hala önemli bir bölünme korkusunun varlığını sürdürdüğünü göstermektedir. Bu bulgu, beka siyasetinin hala iş yapabileceğini göstermektedir. Türkiye’nin hem dış güçler hem dış bağlantılı içerdeki güçler tarafından bölünebileceğine dair tasa ortadan kalkmamıştır. Toplumun yarıdan fazlası (%52) “Türkiye’ye yönelik önemli bir güvenlik tehdidinin var olduğunu” düşünmektedir. Velhasıl Türkiye’de kurum ve kuralların işlemediğine dair yaygın bir kanı sözü edilendur ve bu durum demokratik meşruiyetin yitimiyle yakından alakalıdır.
İştirakçilerin yarısı, devletin doğru bilgiler vermediğini düşünüyor
Araştırma, Türkiye’de hem devlete hem de kurumlara güven oranlarının ortalfakat olarak çok düşük olduğunu göstermiştir. İştirakçilerin yarısı, devletin doğru bilgiler vermediğini (%50) ve ekseriyetle aldığı kararların doğru olmadığını (%50) düşünmektedir. Devletin aldığı kararlara ve verdiği bilgilere güven iştirakçilerin parti tercihlerinden direkt etkilenmektedir. İktidar blokunu oluşturan AKP ve MHP seçmeni, her iki başlıkta da devlete yüksek oranlarda güven duyarken, muhalefet partilerinin seçmeni hayli düşük bir güven oranına sahip görünmektedir. Kurumlara Güven Türkiye’de en sağlam olan kurumların ordu ve polis olduğu görülmektedir. İştirakçilerin yüzde 70,2’si orduya, yüzde 61,3’ü ise polise güvendiklerini söylemiştir. Buradaki en önemli datalardan biri, cumhurbaşkanlığı makamının artık siyasi bir makam olarak algılanmaya başlamış olmasıdır. Cumhurbaşkanlığı ve TBMM neredeyse aynı oranlarda (%42) itimada sahip görünmektedir.
Toplum artık Cumhurbaşkanını da Cumhurbaşkanlığı makamını da siyasi bir makam olarak görüyor
Araştırmaya göre, toplum artık Cumhurbaşkanını da Cumhurbaşkanlığı makamını da siyasi bir makam olarak görmekte, o nedenle de güven, partizan eğilimlerden çok etkilenmektedir. İştirakçiler, Cumhurbaşkanlığına benzer şekilde, Diyanet İşleri Başkanlığını da objektif bir kuruluş olarak görmek yerine siyasi bir kuruluş olarak değerlendirmektedir. Türkiye’de en az emniyetli bulunan kurumlardan birisi ise yargıdır. Bu bulgu Türkiye’de önemli bir adalet krizi yaşandığını ve adalete olan inancın her kümede çok önemli bir biçimde düşmüş olduğunu göstermektedir.