Basın Konseyi Abdi İpekçi’yi öldürülmesinin 47. yılında andı: Yolundan yürümeye kararlıyız

Basın Konseyi, 47 yıl önce suikaste uğrayan gazeteci Abdi İpekçi’yi andı.Konsey tarafından yapılan açıklamada, “Basın tarihinin bu en sarsıcı cinayeti derin kırılmalar yarattıysa da, zaman aşımına uğrayan dosyanın, karanlık ilişkilerin ve suçlardaki cezasızlık anlayışının elbet barışa, hakikate, emeğin yüceliğine; gazeteciliğe yaşatılan baskı, yıldırma, tutuklama çabalarına ve haberin engellenmesine mutlaka yenileceği inancımızı ve direncimizi koruyoruz” ifadeleri kullanıldı.
Abdi İpekçi, objektif haberciliği esas alan İpekçi, haberde iki tarafın da görüşünün alınması ilkesine önem vermesiyle bilinirdi. Öldürüldüğü gün, 1 Şubat 1979’da Ankara’da dönemin Başbakanı Bülent Ecevit ile görüşen İpekçi, İstanbul’a döndükten sonra Milliyet gazetesine uğradı. Akşam saatlerinde gazetenin sahibi Ercüment Karacan’ın evinde yemeğe katılmak üzere eşi Sibel İpekçi‘yi de almak için gittiği Maçka’daki evinin önünde suikasta uğradı. Direksiyon başındayken açılan ateş sonucu göğsünden vurulan İpekçi, kaldırıldığı Şişli Etfal Hastanesi’nde 50 yaşında hayatını kaybetti.
İpekçi’yi ölümünün 47. yılında anan Basın Konseyi, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“Yolundan yürümeye kararlıyız. 47 yıl önce, karanlık bir Şubat akşamı, tetikçinin namlusundan çıkan kurşunlarla aramızdan koparılan, Türk basınının barış ve demokrasi savunucusu gazeteci Abdi İpekçi’yi özlemle ve saygıyla anıyoruz. Hakikatin, adaletin ve meslek ilkelerinin peşinde koşarken karanlık güçlerin hedefi olan Abdi İpekçi’nin kalemi, kahpe kurşunlarla parçalandı.
O gün 21 yaşında olan tetikçi ile azmettiricileri ne var ki bugün hâlâ aramızda dolaşıyor. 12 Eylül darbesi öncesinde yaşanan bu suikastın dosyası tozlu raflara kaldırılmış olsa da biz gazeteciler, tıpkı Abdi İpekçi’lerin yolunda, bağımsız, özgür ve evrensel meslek ilkelerini koruyarak, Atatürk Türkiye’sinin yılmaz savunucuları olarak gazetecilik görevine halk için sahip çıkacağız.
Basın tarihinin bu en sarsıcı cinayeti derin kırılmalar yarattıysa da, zaman aşımına uğrayan dosyanın, karanlık ilişkilerin ve suçlardaki cezasızlık anlayışının elbet barışa, hakikate, emeğin yüceliğine; gazeteciliğe yaşatılan baskı, yıldırma, tutuklama çabalarına ve haberin engellenmesine mutlaka yenileceği inancımızı ve direncimizi koruyoruz.
Uğur Mumcu’nun anlatımıyla yineleyelim:
“Abdi İpekçi niçin öldü? Diye sormayın. Yarınlar için. Yarınların özgürce yaşanması için öldü.” Yılmadan ve cesurca çalışan Abdi İpekçi de böyle isterdi çünkü.”