enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
44,8573
EURO
52,8184
ALTIN
6.966,26
BIST
14.587,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
15°C
İstanbul
15°C
Çok Bulutlu
Pazar Az Bulutlu
17°C
Pazartesi Açık
18°C
Salı Çok Bulutlu
18°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
13°C

Bir Aktivistin Gözünden: Eğitime erişimi olmayan, yoksullukla, cinsel istismarla karşı karşıya olan kız çocuklarının sessiz çığlıklarını duyuyor musunuz?

*Gülseren Onanç 11 Ekim son on yıldır Dünya Kız Çocukları Günü olarak kutlanıyor. 2012’de Birleşmiş Milletler üye ülkeleri kız çocukların …

Bir Aktivistin Gözünden: Eğitime erişimi olmayan, yoksullukla, cinsel istismarla karşı karşıya olan kız çocuklarının sessiz çığlıklarını duyuyor musunuz?
15.10.2022 13:45
24
A+
A-

*Gülseren Onanç

11 Ekim son on yıldır Dünya Kız Çocukları Günü olarak kutlanıyor. 2012’de Birleşmiş Milletler üye ülkeleri kız çocukların desteklenmesi, güçlendirilmesi ve insan haklarından tam ve tesirli bir şekilde yararlanmalarını sağlamayı hedefleyerek 11 Ekim’i Dünya Kız Çocukları Günü ilan etti. Ama durum son yıllarda kız çocukları için pek iç açıcı değil. Datalar dünyada ve Türkiye’de kız çocuklarının eğitimden koptuklarını, çocuk işçiliğe itildiklerini ve erken ya evliliğe zorlandıklarını ortaya koyuyor.

Türkiye’de 1,5 milyondan fazla kız çocuğu eğitimden uzak, 866 bin kız çocuğu okulda değil

Çağdaş Hayatı Destekleme Derneği (ÇYDD) Genel Başkanı Prof. Dr. Ayşe Yüksel, 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü vesilesiyle kız çocuklarının eğitimde yaşadığı ayrımcılığa dikkat çekerek yetkililere, “866 bin kız çocuğu neden okulda değil” diye sordu. Yüksel, “eğitim kademesi yükseldikçe kız çocuklarının eğitime erişimi azalıyor. İlkokulda 195 bin, ortaokulda 298 bin, lisede 373 bin kız çocuğu okula gidemiyor. Okuldan uzakta olan kız çocuğu sayısı toplamda 866 bini buluyor. Açık öğretimde okuyan kız çocuklarımızı bu sayıya eklediğimizdeyse 1,5 milyondan fazla kız çocuğu eğitimden uzak bırakılıyorBu tablo, kabul edilemez!” diyor.

4 milyona yakın mülteci ve sığınmacıya ev sahipliği yapan Türkiye’de mültecilerin dörtte biri üreme çağındaki bayanlar ve kız çocuklarından oluşuyor. UNFPA raporuna göre  her 2 bayan ve kız çocuğundan biri çok pahalı olduğu için hijyenik regl ürünlerine ulaşamıyor. 

Dünyada okula çağında olan 130 milyon kız çocuğu okula gidemiyor

Dünyada 130 milyon kız çocuğu okula gitmiyor. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği pandemiden önce de yaygın bir adaletsiz iken, pandeminin olumsuz tesirleriyle birlikte bu adaletsizlik katlanarak büyüdü. Pandeminin akabinde, 11 milyon kız çocuğunun daha okula dönemeyebileceği tahmin ediliyor.

Kız çocuklarına inanalım ve önündeki manileri kaldıralım”

UNICEF Türkiye Temsilcisi Regina De Dominicis “Dünyamızda ergen yaşta 600 milyon kız çocuğu yaşıyor ve onlar, tarihte bugüne kadar görülen en büyük bayan liderler jenerasyonunu oluşturacaklar. Lakin bir kaideyle: Onları doğru fırsatlarla buluşturur ve doğru hünerlerle donatırsak. Kız çocuklarının ilerlemesi ve kendi topluluklarına katkıda bulunabilmesi için, bu Kız Çocukları Günü’nde de hükümetleri, paydaşlarımızı, toplulukları ve aileleri kız çocuklarına inanmaya ve onların önündeki manileri kaldırmak için birlik olmaya davet ediyoruz” dedi.

Kızlara annelik rolü, dünyayı kurtarma görevi yüklemeden kendi yollarını seçme özgürlüğü vermeliyiz

Cinsiyet eşitliği, sürdürülebilir kalkınma, üreme hakları ve çocuk personelliği alanında çalışmalar gerçekleştiren İlayda Eskitaşçıoğlu kız çocuklarının potansiyeline inanmamız, onları geleceğe hazırlamamız gerektiğini lakin onlara annelik rolü, dünyayı kurtarma sorumluluğunu omuzlarına yüklemeden, kendi kararlarını verebilmelerini, kendi yollarını çizebilmelerini sağlamamız gerektiğini vurguluyor.

Yeni iktidarda insan hakları ve eşitlik siyasetlerini ele alan bir bakanlık olacak mı?

Geçen hafta 11 Ekim Kız Çocukları Günü’nde Birleşmiş Milletler hükümetlerden kız çocuklarının önündeki pürüzleri kaldırmalarını beklerken, Türkiye’de eril siyasetin bayan gündemi “baş örtüsü”ne odaklanmıştı.

Akademisyen Serpil Sancar seçimlere adım adım yaklaşırken Altılı Masa’ya soruyor: “seçimlerde iktidar değişirse, yeni iktidarda insan hakları ve eşitlik politikalarını kamu aklı içinde yeniden ele alacak bir bakanlık yahut bir uzman kurum/kuruluş olacak mı?”

Son on yılda Sivil Toplum’un ve Siyasetin tesiri azaldı

Serpil Sancar’ın dillendirdiği, Türkiye’de bayan hakları, insan hakları savunucusu olan bağımsız sivil toplum örgütlerinin yeni bir yönetim anlayışı vaat eden muhalefetten beklentileri var. Beklentiler şimdi karşılanmış değil. Fakat sivil toplumun ne kadar faal olabildiğine ve sivil toplum ile siyaset arasındaki irtibatı de yakından incelemek gerekli.

Akademisyen Fuat Keyman “Son 10 yıldır dünyada ve Türkiye’de, sivil toplumun zayıflama ve etkisizleşme dönemi yaşanıyor. Eğer tercihimiz daha demokratik, adil, eşit, vicdanlı ve iyi yönetilen bir Türkiye ve dünya ise, siyasi partilerin, önderlerin, siyasi alanın gereklifakat kâfi olmayacağını biliyoruz. Sivil toplumun, aktörleriyle, telaffuzuyla, etkinlikleriyle ve yol göstermeleriyle oynayacağı çok önemli roller ve vereceği katkılar var. Ancak kendisinden beklentiler artarken son periyotta hem etki, hem söylem, hem de varlık olarak sivil toplumun zayıfladığını ve etkisizleştiğini görüyoruz” diyor.

Siyaset ve sivil toplum birbirinden uzaklaştı

YADA vakfının yaptığı araştırmaya göre hem siyaset hem de sivil toplumun alanı daraldı. Siyaset ve sivil toplum birbirinden uzaklaştı. Sivil toplum, siyasetten niyet ve ifade özgürlüğünün sağlanmasını talep ederken, siyaset sivil toplumu yalnızca talep eden taraf olarak görüyor.

Eğitime erişimi olmayan, yoksulluk, cinsel istismar, çocuk yaşta evlilik ile karşı karşıya olan kız çocuklarının sessiz çığlıklarını duyuyor musunuz? SES’i duyulamayan kız çocuklarının SES’i olma sorumluluğumuz var. En temel haklarına erişmeleri için daha aktif sivil toplum örgütlenmelerini yapmalı ve siyaset ile sağlıklı iletişim kurmalıyız.


Bu yazı, SES Eşitlik, Adalet, Bayan Platformu’ndan alınmıştır. 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.