“Biz şiddeti protesto ederken polisten şiddet görüyoruz.” Bir sağlık çalışanı, sağlıkta şiddeti protesto için İstanbul’da düzenlenen eyleme …

“Biz şiddeti protesto ederken polisten şiddet görüyoruz.”
Bir sağlık çalışanı, sağlıkta şiddeti protesto için İstanbul’da düzenlenen eyleme polis müdahalesine bu sözlerle tepki gösteriyor.
Türk Tabipleri Birliği başta olmak üzere meslek örgütleri ve sendikalar, Çarşamba günü Konya’da hekim Ekrem Karakaya’nın çalıştığı hastanede uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürülmesini protesto etmek için iki günlük grev kararı aldı.
Örgütler grev kapsamında Türkiye’nin farklı yerlerinde olduğu gibi İstanbul’da da bir yürüyüş düzenlemek istedi.
Çapa’daki İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi önünde bir araya gelen ve Çemberlitaş’taki Kent Sağlık Müdürlüğü’ne yürümek isteyen sağlıkçılara polis valilik kararını münasebet göstererek mani oldu.
Polisin kalkanlarla sağlıkçıları ittirdiği ve biber gazı kullandığı müdahalede kötüleşip yere düşen bir polis memuruna aksiyoncu sağlık çalışanları yardımcı oldu.
‘Sizin annelerinize, babalarınıza biz bakıyoruz’
Sağlıkçılar arbede sırasında, “Size hastanede biz bakıyoruz”, “Sizin annelerinize, babalarınıza biz bakıyoruz”, “Biz düşman mıyız?”, “Biz kime hizmet ediyoruz, siz kime hizmet ediyorsunuz?” sözleriyle polislere yer yer tepki gösterdi.
Bu sırada “Sağlıkçıya değil katillere barikat” sloganları atıldı.
Sağlıkçıların yürümekte ısrar etmek üzerine, polisin müdahaleleri sürdü.
Bununla birlikte, bölünen gruplar yer yer ara sokakları ve kaldırımları kullanarak Fındıkzade’de yeniden bir araya gelerek Çemberlitaş’a yürüdü.
Alkış ve kornalarla destek
Eylemde konuştuğumuz, kimileri isimlerinin yazılmasını istemeyen tabipler, sağlıkta şiddetin sağlık sistemindeki büyük problemlerin bir modülü olduğunu savundu.
Hekimler, bu husus ile ilgili yasal düzenlemelerin değerine de dikkat çekti.
Doktor Figen Küçüksezer, daha önce yapılan sağlıkta şiddeti tedbire gayeli yasanın kadük çıktığını belirtti ve münasebetiyle ölümlerin sürdüğünü söyledi.
Yeni yasal düzenlemeler gerektiğinin altını çizen Küçüksezer, “Sağlık Bakanlığı’nın tedbir alması için daha kaç kişinin ölmesi gerekiyor?” diye sordu.
‘Biz gitmek istemiyoruz’
Genç bir tabip olan Tahsin Çınar ise genç doktorların yurt dışına göç etmek istemesine değinirken bunun yalnızca ekonomik nedenlerle ilgili olmadığını söyledi:
“Bu artan şiddet iklimi ve birçok hak gaspı nedeniyle genç hekimler, Türkiye’deki bütün genç ögeler aynıi bu ülkede bir gelecek göremez hale geldiler. 2022’nin ilk altı ayında 1.100 doktor TTB’ye müracaatta bulundu. Bu bir rekor. Geçen yılın toplamından daha fazla olan müracaat bu yıl yalnızca ilk altı ayda gerçekleşti. Bunun nedeni yalnızca ekonomik sebepler değil. Bizler misyonumuzu yapmak istiyoruz. Bizler yaşatmaya çalışırken şiddete, hak gaspına uğramak istemiyoruz, insanca yaşamak istiyoruz.
“Haklarımızı aramak için buradayız yoksa toplum doktorsuz kalacak, sıhhatsiz kalacak. Biz gitmek istemiyoruz. Ya bu tertibi değiştireceğiz ya bu sistemi değiştireceğiz.”
‘Sağlıkçılarla halk karşı karşıya getirildi’
Bir asistan tabip ise sağlıkçılarla halkın karşı karşıya getirildiğini öne sürdü:
“Sağlıkçılarla halk resmen karşı karşıya getirildi. Halk sağlık hizmetine ulaşamayınca ilk gayesi hekimler oldu. Halbuki hedef alınması gereken Sağlık Bakanlığı, haklarını oradan talep etmeleri gerekiyor.
“Bir yandan da çalışma koşullarımız önemli manada kötü. AVM’lerde bile silah denetimi yapılırken hastanelere insanlar istediklerii girebiliyorlar.”
‘Hastanelerdeki şiddet ortamı giderilmeli, randevu sayıları azalmalı’
Bu tabip şiddetin önlenmesinin bütünlüklü bir sistem problemiyle ilgili olduğunu savundu:
“Hastanelerdeki şiddet ortamının giderilmesi gerekiyor. Bunun yolu cezai uygulamaları ağırlaştırmak değil, randevu sayılarının azaltılması gerekiyor. Bir hastaya yaklaşık 20-25 dakika vakit ayırmamız gerekiyor. Amcam burada, ben o iki dakika ayırıp kapı dışarı edersem o bana elbette öfke duyacak.fakat bana yarım saat ayırtılabilirse, ben onunla hakkıyla ilgilenebilirsem bu şiddet olayları da azalacaktır.
“Hastanelerde materyal, ekipman yetersizliği var. Biz yeri geliyor hastaya diyoruz ki, ‘Şu malzemeyi dışarıdan al, gel ameliyatını yapalım’. O denli olunca hasta şöyle düşünüyor, ‘Doktor bir yerle anlaşmış’, halbuki gereç yok, ben ameliyatı yapabilmem için gerece ihtiyaç duyuyorum. Bunun gibi milyonlarca sorun var.özel hastaneleri varlıklı etmek dışında Sağlık Bakanı’nın bir uğraşı yok şu anda.”
‘Almanya’ya gideceğim’
Hekim, artık gördüklerinden sonra Almanya’ya yerleşmeye karar verdiğini söyledi:
“Biz poliklinik yaparken can güvenliğimizi düşünerek yapıyoruz. Benim üç yaşında bir oğlum var. Almanya’ya gitmeyi düşünüyorum şu anda. 35 yaşıma geldim. 35 yaşımda bana bunu düşündürttüğü için bu ülkeye teşekkür ediyorum.
‘Bakan istifa’ sloganları
Eylemin sonunda, İstanbul Sağlık Müdürlüğü önünde yapılan basın açıklamasında, sık sık “Bakan istifa” sloganları atıldı.
Konuşmalarda hem İstanbul Valisi’ne hem de Sağlık Bakanlığı’na tepki gösterilirken sağlıkta şiddetle ilgili yeni bir yasa talebi de dile getirildi.
Oruç, “Dün bir meslektaşımız katledildi. Bu münferit bir olay değildir. Sağlık sisteminin geldiği noktanın sonucudur” dedi.
Perşembe günü İstanbul’daki farklı hastanelerin önlerinde de eylemler yapıldı.
Taksim İlk Yardım Hastanesi, İstanbul Üniversitesi – Cerrahpaşa, Başakşehir Çam ve Sakura İl Hastanesi, Zeynep Kamil Bayan ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, eylem yapılan hasteneler arasında yer alıyor.
Sağlık meslek örgütleri ve sendikalar, grevlerinin yarın da süreceğini açıkladı.
Örgütler, eylemleri sürecinde acil hastalar, diyaliz hastaları, acil ve riskli hamileler, çocuk aciller, kanser hastaları, ağır bakım hastalarının bakımının aksamayacağını, ağır bakım ve yatan hastaların tıbbi zarar görmemeleri için özel çaba gösterileceğini belirtiyor.