“Sonuçların yıkıcılığı ve tartısı zelzele öncesi ihmal, sarsıntı sonrası beceriksizliktir”

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, TBMM Genel Kurulu’nda; “Deprem öncesi ihmaller, sonrası beceriksizlik, izansızlık ve özensizlikten ötürü can kaybı sayımız zelzelenin vurduğundan fazla olmuştur. Yani sarsıntının şiddet ve büyüklüğünden çok öncesi ihmal sonrası beceriksizlikten ötürü daha çok insanımız canını kaybetti. İlk gün Türk Silahlı Kuvvetleri, madenciler oraya yetiştirilebilseydi bugün ölmüş en az 10 bin kişi hayatta olacaktı. Bunun bir bedeli olmamalı mı?” dedi.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, bugün TBMM Genel Kurulu’nda konuştu. Zelzele öncesi ve sonrası gelişmeleri değerlendiren Altay, şunları söyledi:
“Sonuçların yıkıcılığı ve yükü zelzele öncesi ihmal, zelzele sonrası maalesef beceriksizliktir”
“Bir ay bir gün önce Türkiye, 85 milyon büyük bir acıyla sarsıldı. Malum zelzelesi yaşadık. Elbet kimse bunu istemez, elbet ne yönetenler ne muhalefet bu türlü bir şey olsun istemez. ama yönetenlerin sorumluluk noktasında işi Allah’a havale etmelerini de anlamak mümkün değil. Sonuçların yıkıcılığı ve tartısı sarsıntının şiddet ve büyüklüğünden değildir. Sonuçların yıkıcılığı ve yükü zelzele öncesi ihmal, sarsıntı sonrası maalesef beceriksizliktir. Bunu bir siyasi polemik olsun, buradan bir şey üretelim diye söyleyen namerttir. Bu türlü hususlarda Cumhuriyet Halk Partisi çoğu zaman devletiyle güç ve iş birliği hatta iktidarla güç ve iş birliği yapma konusunda samimi olmuştur.
Sayın cumhurbaşkanının da kabul ettiğii bizim bilhassa ilk iki günle ilgili vatandaşlardan bize gelen, benim şahsen ikinci günde oraya gittiğimde yaşadıklarımızdan, gördüklerimizden kaynaklı feryadımızdır. Bizim feryadımız vatandaşın sesiydi. ama cumhurbaşkanı bize hakaretamiz laflar ederek bizim gördüğümüz gerçekleri kamuoyuyla paylaşmamızı yadırgadı. Sonra devletin valisi gitti vatandaşlara, ‘İlk üç gün gelemedik, özür diliyoruz’ dedi. Sayın Cumhurbaşkanı çıktı, ‘İlk günlerde gereğini yapamadık’ dedi, ‘helallik’ istedi. Demek ki neymiş muhalefetin sesine ilk baştan kulak vermek lazımmış.
“Üçüncü gün devlet kendini gösterebildi”
Biz söyleyince bize hakaret ettin sonra Adıyaman’da niçin bizim söylediğimizi tekrar ettin? Bu doğru değil. ‘Vinç vardı operatör yoktu’ dedik. ‘Çadır vardı kurulamadı’ dedik. ‘Erzak vardı depoda çürüdü’ dedik. ‘Battaniye vardıherkes üşüdü’ dedik. Bunların hepsi doğru. Bağlandığımız televizyonlara oradaki çadır feryadını söylerken, aradan belli bir süre geçti Kızılay çadır satışına geçti. Kızılay deyince akla üç şey gelir; kan stoku, çadır stoku, erzak stoku. AFAD’ın da yoktu. Üçüncü gün devlet kendini gösterebildi. ‘Devlet hiç yoktu’ demiyorum.
Sayın Cumhurbaşkanında altını çizdiğiCumhuriyet Halk Partisi’nin ilk gün söylediği gerçek maalesef bir vebal. Her vebalin bir bedeli var. Ben demedim ki Erdoğan istifa etsinkomşumuz Yunanistan’da tren kazası oldu Ulaştırma Bakanı istifa etti. AFAD çadır kurmada yetersiz kalmış, geç kalmış sonra Kızılay çadır satmış. O adamın orada oturması abesle iştigaldir. AFAD yöneticileri benzer şekilde; ben orada 9 günümü geçirdim AFAD, Kızılay, belediyeler, gönüllüler dahil ilk günden bugüne kadar can siperhane çalışanlardan Allah razı olsun. Herkes sorumluluğunu yaptı. Sorumluluğunu yapmayanlar Kızılay ve AFAD başta olmak üzere, ilgili bakanlar olmak üzere bu yöneticiler.
“Bunun bir bedeli olmamalı mı?”
50 bini aşkın insan ölmüş, bir valinizde, ‘ölü sayısı bu açıklananın 3 katı’ dedi. Gerçekleri gizlememek lazım. Sarsıntı öncesi ihmaller sonrası beceriksizlik, izansızlık ve özensizlikten ötürü can kaybı sayımız zelzelenin vurduğundan fazla olmuştur. Yani zelzelenin şiddet ve büyüklüğünden fazla öncesi ihmal sonrası beceriksizlikten ötürü daha çok insanımız canını kaybetti. İlk gün Türk Silahlı Kuvvetleri, madenciler oraya yetiştirilebilseydi bugün ölmüş en az 10 bin kişi hayatta olacaktı. Bunun bir bedeli olmamalı mı?” (ANKA)