enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
46,0408
EURO
53,0791
ALTIN
6.409,16
BIST
13.694,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
27°C
İstanbul
27°C
Açık
Pazar Parçalı Bulutlu
28°C
Pazartesi Açık
26°C
Salı Açık
26°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
26°C

Davutoğlu: Erdoğan, Soylu kamburundan ve Bahçeli vesayetinden kendisini kurtarmalı

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, gündeme ilişkin yaptığı açıklamada, “Erdoğan, Soylu kamburundan ve Bahçeli vesayetinden kendisini …

Davutoğlu: Erdoğan, Soylu kamburundan ve Bahçeli vesayetinden kendisini kurtarmalı
25.11.2022 19:43
25
A+
A-

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, gündeme ilişkin yaptığı açıklamada, “Erdoğan, Soylu kamburundan ve Bahçeli vesayetinden kendisini kurtarmalı” dedi. 

Davutoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle;

“İslam dünyasında da içler acısı bir tablo söz konusu. Kendi halkına karşı kimyasal silah kullanan, kurdukları yolsuzluk çarklarıyla serveti kendi ellerinde tutarken halkını yoksulluğa mahkum eden, ülkenin dar kaynaklarını istismar ederek elde ettikleri milyar dolarlık servetleri Batı bankalarına aktaran, özgürlük ve adalet ölçülerinde dünyanın en berbat karnelerine sahip olan liderler; güçlerini kaybettikleri anda hesap vermekten korktukları için her yolu mübah görerek iktidarlarını sürdürme eforu içindeler. Daha da berbatı dini ve milli sloganları hoyratça kullanarak, iktidarlarını yasallaştırmakta hiçbir beis görmüyorlar. Böylesi kritik bir eşikte, özelde Sayın Erdoğan’ın genelde Türkiye’nin hoş bir örneklik teşkil etmesi tarihte derin bir iz bırakabilir ve ülkemizi insanlığa öncü edecek bir pozisyona getirebilirdi. Fakat son yaşananlar maalesef bu amaçtan çok uzakta olduğumuzu hepimize gösteriyor. 

“Taksim’deki hain terör saldırısı sonrasında devlet adabına uymayan bu ilgi daha açık bir şekilde ortaya çıkmış durumda”

Devlet adamlığı ve liderlik, 3 ana güven ögesine oturur. Birincisi, devlet sistemi içindeki siyasi seçkin ve bürokrasi ile kurulan güven bağı. İkincisi, halk ile kurulan güven bağlantısı. Üçüncüsü ise uluslararası alanda muhattaplarla kurulan güven bağlantısı. Bugün bu üç alanda da Türkiye’de önemli bir güven buhranı yaşanmaktadır. Son devirde Cumhurbaşkanı ile İçişleri Bakanı arasındaki ilişkiler ast üst olmaktan çoktan çıktı. Taksim’deki hain terör saldırısı sonrasında devlet adabına uymayan bu alaka daha açık bir şekilde ortaya çıkmış durumda. Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı’nı istiskal edercesine direkt validen bilgi aldığını söylüyor. İçişleri Bakanı, Cumhurbaşkanı 2 gün sonra Amerikan Lideri’yle görüşeceğini bile bile terör saldırısının faili olarak Amerika’yı göstererek Cumhurbaşkanı’nın görüşmedeki diplomasi alanını daraltıyor.

Bugün İçişleri Bakanı Soylu’nun görev alanının başladığı ve bittiği yerde kime karşı sorumlu olduğu da meçhuldür. Soylu daha önce damat Bakan Berat Albayrak’ın heveslendiği fiili başbakan pozisyonu kazanma peşinde. Terör taarruzuyla ilgili nitekim bir dış irtibat söylediği söz edilen ise devlet geleneğine sahip ve demokratik hukuk işleyişine uygun bir idarenin işleyiş biçimi açıktır. Ne mi bu işleyiş biçimi? İçişleri Bakanı’nın elinde bu türlü bir dış irtibat ve odak bilgisi varsa, yapacağı iş belirlidir bizim idaremizde; bu bilgiyi kamuoyu ile paylaşmadan önce Dışişleri Bakanı ve MİT ile birlikte değerlendirip, Cumhurbaşkanı’na arz eder. Cumhurbaşkanı; İçişleri Bakanı, Dışişleri Bakanı, MİT Başkanı ve ilgili devlet vazifelilerinin katılacağı bir güvenlik toplantısı talimatı verir. Cumhurbaşkanı; değerlendirmeleri dinledikten sonra İçişleri Bakanı, Dışişleri Bakanı, MİT Lideri’ne gerekli talimatları verir. O anda İçişleri Bakanı’nın dış irtibat konusundaki görevi biter; içeride kamu sistemini sağlamak üzere vazifesinin başına döner. Dışişleri Bakanı ve MİT Başkanı aldıkları talimatlarla harekete geçer. 

Peki devlet şuuruna ve geleneğine sahip bir idarenin atması gereken bu adımlar atıldı mı? Hayır. İçişleri Bakanı önce kendisini MİT Başkanı yerine koyup, dış istihbarat ile de yetkili görerek terörün gerisindeki dış odaklarla ilgili bir iddiayı sokakta kamuoyu ile paylaştı. Sonra Dışişleri Bakanı sorumluluğunu de üstlenip kendisi Dışişleri Bakanıymış ABD’yi itham etti ve nihayet Cumhurbaşkanı rolünü de çalıp taziyelerini kabul etmeyeceğini cümle aleme duyurdu. Pekala Dışişleri Bakanı’nın attığı bir adım oldu mu? Hayır. Daha da ötesi Cumhurbaşkanı’nın bu iddiaları teyit eden bir açıklaması yahut yaptığı üst seviye bir güvenlik değerlendirme toplantısı oldu mu? Hayır. Cumhurbaşkanı herhangi kapsamlı bir açıklama yapmadan ABD Başkanı Biden ile görüşmek üzere Bali’ye hareket etti. 

“Sanki Türkiye Cumhuriyeti Devleti 2 farklı hiyerarşi ile yönetiliyor”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.