DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, TBMM tatile girmeden süreçle ilgili çerçeve yasanın Meclis’e getirilmesi konusunda temasların sürdüğünü, yasanın kapsamı konusunda yeni istişarelerde bulunulduğunu belirterek, kucaklayıcı ve kapsayıcı bir yasa olması …

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, TBMM tatile girmeden süreçle ilgili çerçeve yasanın Meclis’e getirilmesi konusunda temasların sürdüğünü, yasanın kapsamı konusunda yeni istişarelerde bulunulduğunu belirterek, kucaklayıcı ve kapsayıcı bir yasa olması konusunda görüşlerini ilettiklerini söyledi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un siyasi partilerle görüşme yapacağını ancak henüz netleşmiş bir takvim olmadığını söyleyen Doğan, “Numan Bey sanırım bu turu taslağa vakıf bir şekilde yapacak” dedi. İmralı Heyeti’nin gelecek hafta Abdullah Öcalan ile görüşmesinin beklendiğini ifade eden Doğan, bu ziyaretin “çok kritik bir aşama, kritik bir görüşme olacağını” vurguladı.
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel, Antalya Milletvekili Saruhan Oluç ve STK komisyonu üyesi Sultan Özcan, bir grup gazeteciyle bir araya gelerek, süreçle ilgili gelinen aşamaya ilişkin bilgilendirme yaptı ve soruları yanıtladı.
Gökçer Tahincioğlu yazdı | AKP ve Bahçeli görüşmeleri İmralı ile görüşme kapısını açtı ancak “çerçeve yasa” belirsizliği sürüyor: Dönüş nasıl olacak, güvencesiz dönüş mümkün mü?
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, süreçle ilgili bir süredir spekülatif haberler ve bilgi kirliliği olduğunu belirtti. Süreçle ilgili tartışmaların yüzeysel olduğunu ve önemli tartışmaların bu nedenle gölgede kaldığını söyleyen Doğan, “Türkiye’nin hep yeni bir dile ihtiyacı olduğundan bahsederiz. Burada biraz yalnız kalıyoruz. O yeni dili ve terminolojisini oluşturmak biraz cesaret istiyor” diye konuştu.
Gündemle ilgili tartışmalara ve gelişmelere değinen Ayşegül Doğan şunları söyledi:
“Yasal çerçeveyle ilgili bir mutabakata varıldı mı herkes bunu merak ediyor, hangi konularla ilgili bir mutabakat. Mutabakat demek yerine şunu söylemeyi tercih ederim, konu hassas, her kelime belli kırılganlıklar yaratabiliyor taraflar açısından. Meclis çalışmalarına ara vermeden bu yasla çerçevenin Meclis’e gelmesine ilişkin bir ortak fikir birliği var, DEM Parti ve AKP’li yetkililer arasında yapılan görüşmelerde. Biz birkaç hafta önce zaten yaklaşık olarak zamanlamaya dair bir fikir birliği içinde olduğumuzun bilgisini sizinle paylaşmıştık. Ancak burada kritik bir konu vardı, zamanlamanın dışında, kapsamının ne olacağına ilişkin de bir tartışma vardı. Peki o tartışma konusunda önceki günden bu güne ne değişti? Bu konuda karşılıklı yeni bir istişarede bulunuldu. Kapsama dair bizim hangi noktalara ilişkin; kategorik olmaması, ayrım yapmaması, kucaklayıcı bir yasal düzenleme olması, kapsayıcı olması, kategorizasyonlar içinde suçlu-suçsuz, suça bulaşmış bulaşmamış, lider veya lider değil gibi ayrım olmaması konusunda görüşlerimizi ilettik ve bir istişarede bulunuldu.”
Ayşegül Doğan, PKK lideri Öcalan ile 24 Mayıs’tan bu yana görüşme olmadığına işaret ederek, 23 Temmuz Perşembe günü bir görüşme beklendiğini ancak bu tarihin net olmadığını vurguladı. Bu görüşememe halinin sıkıntı yarattığını ve bir durağanlığa yol açtığını söyleyen Doğan, silahsızlanma çağrısını yapan, örgütün lideri olan Abdullah Öcalan’ın yasal çerçeve ile ilgili görüş ve önerilerinin önem taşıdığını, bu nedenle onunla görüşme trafiğinin artırılmasını istediklerini vurguladı.
İmralı Heyeti’nin AKP’li yetkililerle görüşmeleri ve dün MHP liderini ziyareti ile son dönemdeki diğer temaslarının süreçle ilgili düşük tempoyu artırmaya dönük olduğunu anlatan Doğan, “Genel anlamda görüşmeler nasıl geçti diye sorulursa, pozitif mi negatif mi diye değerlendirmek gerekirse olumlu geçti deriz. Görüşebiliyor halinin önemli olduğunu biliyoruz, diyalog kurmanın, bunlar üzerinde istişare edebilmenin önemli olduğunu düşünüyoruz” dedi.
Çerçeve yasa taslağı konusunda Ayşegül Doğan, “İmralı Heyeti ile yazılı bir taslak paylaşılmadı. Bu yazılı taslağın da önümüzdeki günlerde bu istişareden sonra paylaşılmasını bekliyoruz. Olması gereken bu. Eğer Meclis tatile girmeden Meclis’in gündemine gelecekse konsensüs oluşması için, mutabakatın oluşması için zaten bunun başta Öcalan olmak üzere DEM Parti ve diğer siyasi partilerle paylaşılması gerekiyor. Bizim yaklaşımımız tüm siyasi partilerin konsensüsüyle çıkması” şeklinde konuştu.
Taslağın İmralı ziyaretinden önce mi paylaşılmasını istedikleri sorusu üzerine Doğan, “Bizim şu anda öncelikli olarak hedeflediğimiz, bir an önce bu taslağa ilişkin bir konsensüs sağlanması, İmralı’ya gidilmesi, Öcalan ile görüşülmesi” dedi.
Ayşegül Doğan, dün MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin İmralı Heyeti ile görüşmesinde Meclis tatile girmeden bu yasanın çıkması yönünde karşılılıklı fikir birliği oluştuğunu, Bahçeli’nin bu konuda kararlılığını ifade ettiğini aktardı.
Ayşegül Doğan, 20 Eylül’de Ankara Arena Spor Salonu’nda kongre yapacaklarını, şu anda çalışmaların devam ettiğini belirterek, “Amacımız demokratik Cumhuriyet perspektifiyle bir yeni yapılanma sürecinin başlangıcına dönüştürmek kongremizi ve bunun en güçlü başlangıç halinde gerçekleştirmek istiyoruz” dedi.
Soru üzerine Ayşegül Doğan, “İmralı Heyeti’nin adaya giderken yanında teklif metnini götürüp götürmeyeceği” sorusuna, kendileriyle paylaşılan bir metin olmadığını yineleyerek, “Teklif metni çantada olsa da olmasa da bu görüşme gerçekleştirilebilirse çok kritik bir aşamada çok kritik bir görüşme olacağı kesin. Taslağa ilişkin Öcalan ile bir istişarede bulunuldu mu bulunulmadı mı taslak Öcalan’ın önerilerini kapsıyor mu kapsamıyor mu birinci elden Öcalan’a yöneltip ondan almak istiyoruz” şeklinde konuştu.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un gelecek hafta siyasi partileri ziyaret edeceği belirtilerek, zamanının sorulması üzerine Doğan, partilerine bir resmi bildirim yapılmadığını ancak böyle bir duyumu kendilerinin de aldığını söyledi. “Ziyaret takvimini paylaşmamış” diyen Ayşegül Doğan, “Numan Bey sanırım bu turu taslağa vakıf bir şekilde yapacak” dedi.
Tayip Temel: Bir yasal düzenleme silsilesi başlamalı
DEM Parti heyetine, kendi beklentilerinin dışında bir çerçeve yasa gelip gelmeyeceği; sahada silah bırakmayla ilgili hangi aşamada olunduğu; AKP, MHP ve devletin yasal düzenlemeler konusunda aynı noktada durup durmadığı, AKP’nin beklenen düzenlemelerle ilgili “ters köşe” yapması halinde tavırlarının ne olacağı, Abdullah Öcalan’a statü konusunda nasıl bir gelişme olacağı, yasa teklifinin ortak verilip verilmeyeceği konularında sorular yöneltildi.
DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel, “silah bırakma AK Parti’nin sahada yeterince ilerleme olmadığı” yönündeki eleştirilere ilişkin yaptığı değerlendirmede, “kendini fesheden PKK yönetiminin temsilcileri ile devlet adına bu süreçte görüşme yapması gerekenlerin oluşturduğu mekanizmanın düzenli olarak bu sorunları risk oranlarına göre değerlendirip tedbir aldığını” vurguladı.
Temel, “Herkesin bildiği ama kimsenin ısrarla ifade etmek istemediği birşey bu. Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin de katkısı, ev sahipliği de var.
Bu tartışmalarda aslolan şey süreçteki pratik problemleri gidermeye dönüktür. Bu mekanizma örneğin yasayı tartışmıyor. Yasaya dair beklentiler ifade ediliyor ama yasanın ilan edilen muhatabı Öcalan’dır. ‘Birinci hat boşaltıldı, diğerleri boşaltılmadı’ denilen konu şu propagandaya dayanıyor: ‘Silah bırakılsın teyit edelim, yasa öyle çıksın’ gibi yanlış ve teknik olarak mümkün olmayan bir önermenin alt zemini hazırlanıyor.
İran’da çatışma, savaş var. Irak’ta herkes dronla saldırılar yapıyor, Erbil ile Süleymaniye’ye kadar. 30 kişilik PKK grubu silahını bıraktı ve onlar bir daha silahı ellemedi ama onlar silahlı güçlerin yanındalar. PKK silahlıdır, silahı bırakmış değil yani. PKK silahı bırakma iradesini, kongre fesih kararını ve sembolik olarak da bunun adımını attığını ilan etti. Dolayısıyla yasa bekliyor. Teknik olarak şöyle bir şey denilebilir mi: ‘Silahlar bırakılsın, biz yasa çıkaracağız.’ Kime bırakacak, nereye bırakacak hangi güvenli alanda bunu gerçekleştirecek, kızıl kıyametin koptuğu coğrafyada. Dolayısıyla o mesele öyle dedikleri gibi değil.
PKK; belki birkaç hususta tartışma sürüyor, o da Öcalan ile yeterli iletişimin sağlanmamasıyla ilgili ama diğer yerlerin tümünde riskli alanda PKK riskleri ortadan kaldırmaya dönük mevzi değiştirdi. Raporlar bu yönde.”
“Türkiye’de bu sorunu çözmeye dair büyük bir kararlılık ve iradenin hala istenilen düzeyde oluşmadığını” söyleyen Temel, sözlerine şöyle devam etti:
“Bu irade Öcalan’da tamdır, Devlet Bahçeli’de bu niyet tamdır. İktidarda Cumhurbaşkanı yol verme ve bu çerçevede görüşmelerin, müzakerelerin sürmesine dair kararlılık var ama mekanizmalar buna göre oluşmadı, basın dili buna göre oluşturulmadı. Hala öcüleştirilen bir Öcalan. Mesela ortak yaşamı savunan tek aktördür şu anda. Türk-Kürt barışından bahseden, aktör olmasına rağmen hala Öcalan’ın geçmişteki imajına sürekli göndermeler yapan bir basın dili var. Bu yüzden sorun yaratacak düzenlemeler onu kapsamamalı propagandası yapılıyor.
Devlet şuna karar vermiş mi bundan emin değiliz: Geçmişteki acılara hepimizin saygı duyarak, geleceği kurtarmak için barış ve kardeşlik hukukuna Kürtlerle ilgili karar vermiş mi vermemiş mi, bu konuda biz iktidardan herhangi bir söz duymadık iktidar tarafından. Çatışmayı önleme gibi bir iyi niyet var evet. Devletin Kürtlere yönelik bilinen kodları hala değişmemiş, dolayısıyla medyanın diline de yansımıyor.”
“Bahçeli’nin, geldiği gelenek son derece milliyetçi, tutucu, muhafazakar olmasına rağmen, olması gerekenleri konuşmalarında dile getirdiğini” kaydeden Temel, Çünkü Bahçeli’nin derdi, biz öyle anlıyoruz, geçmişe takılmadan geleceği kurtarma derdi gibi yansıyor. Son birkaç grup toplantısında bu konuda konuşmamış olması hala söylediği pratik adımların ertelenmiş ve atılmamış olmasına dair bir tutumdur diye düşünüyoruz” dedi.
Saruhan Oluç: Ters köşe hareketlerin olmayacağını umut ediyoruz
Hakkı Saruhan Oluç da soru üzerine şöyle konuştu:
“’Ters köşe yaparlar mı’ diye soruldu, şunu şöyleyeyim her şey olabilir hayatta. Bu sürecin karşılıklı güven artırarak devam etmesini istiyorsak en azından karşıdaki arkadaşlarımızın da öyle istediğini varsayalım. Ters köşe hareketlerin olmayacağını umut ediyoruz.
Bütün bu yasayı niye tartışıyoruz. Ortak raporun 6. bölümüne göre açık bir şekilde bu yasa kendini feshetmiş olan, elinden silahı bırakanları kaplayacak bir yasadır. Sadece silahları nasıl bırakacakları meselesi değil, toplumsal, siyasi, kültürel yaşama nasıl dahil olacaklar. Kendini feshetmiş örgütün üyelerinin bundan sonraki hayatlarını nasıl sürdüreceklerine dair olan bir konu. Zaten bu olmadığı için silahlarını bırakan 30 kişi bizimle gelemedi. Bu yasa olsaydı geleceklerdir. Bu meseleyi teknik bir mesele olarak görmemek lazım, siyasal bir mesele. Demokratik entegrasyon dediğimiz meseleyi içeren özel bir yasadır bu.”
Taslağın kapsamına ilişkin beklentilerini Oluç şöyle ifade etti:
“Biz kendi önerilerimizi anlattık, Öcalan’ın önerilerini biliyorlar, dinlediler. Aslında bilinmeyen birşey yok, aslında herkes her şeyi biliyor. Devlet de biliyor, iktidar da biliyor. Buradaki mesele bir siyasi kararlılık gösterme meselesi. Siyasi kararlılık gösterilirse bu bilinenler doğrultusunda bir mutabakat sağlanır, bir siyasi cesaret yoksa ‘şunlar böyle mi der, toplumun şu kesimi bize karşı mı durur’ diye mülahazalarla düşünülerek tutuk davranılırsa ihtiyaca cevap veren bir yasa çıkmamış olur. Herkes herkesin önerisini çok net olarak biliyor, bilinmeyen bir şey yok.”
Hakkı Saruhan Oluç, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ gibi cezaevinde olanların durumuna ilişkin AİHM ve AYM kararlarının uygulanmasının önünde bir engel olmadığı, bunu sürekli vurguladıklarını ve dile getirmeye de devam edeceklerini söyledi. “Bunun bir pazarlık konusu olmadığını, kararların uygulanması gerektiğini” vurgulayan Oluç, AİHM kararını hatırlatarak, bir yılı aşkındır usule aykırı bir şekilde kararın beklediğini ancak istinaf mahkemesinin kılını kıpırdatmadığını belirtti.
“Anayasanın ilk dört maddesinin tartışılması gündemimizde yok”
Anayasa ile ilgili bir soru üzerine Hakkı Saruhan Oluç, “Anayasanın ilk dört maddesinin tartışılması bizim gündemimizde yok DEM Parti olarak. Onun dışında anayasanın her yerinin tartışılmasına açığız ve hazırız” ifadesini kullandı.
Ayşegül Doğan: Bugüne kadar ya af ya da pişmanlık dayatıldı
Soru üzerine DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan da çatışma çözümlerine ilişkin dünyadan örnekler vererek, bütün çatışma çözümlerinin aslında siyasi meseleler olduğunu söyledi.
Ayşegül Doğan, “Eğer bu mesele af kapsamlı yasal düzenlemelerle çözülebilseydi bugüne kadar çözülürdü, çözülmedi. Eğer bu mesele pişmanlık içeren yasal düzenlemelerle çözülebilseydi 1985’ten bu yana sanıyorum 10’u aşkın etkin pişmanlık yasası adıyla ya da kapsamıyla yapıldı, 100 başvuru yok. Bunlar afaki rakamlar değil. Demek ki ne af ne pişmanlık. Yine demek ki ne teslimiyet ne de taviz. Bu iki denklemden vazgeçmek gerekiyor. Bugüne kadar ya af dayatıldı ya da pişmanlık dayatıldı. Ya işte devlet taviz verecek ya da örgüt taviz verecek ya teslim olacak. İkisine de gerek yok. Devlet, devlet olma ciddiyetiyle yaklaştığı zaman bu sorun çözülür zaten. Devlet olma ciddiyetinin altını biz DEM Parti olarak şöyle dolduruyoruz: Yurttaş olma hakkının tanınması.”
Süreç yayıldıkça riskin arttığını, Orta Doğu’daki gelişmelerin süreci olumsuz etkileyebileceğini ve bundan endişe duyduklarını dile getiren Ayşegül Doğan, “O yüzden biz telaş değil ama bir takvimi olsun istiyoruz” şeklinde konuştu.
DEM Parti Sözcüsü Doğan, Abdullah Öcalan ile en son 24 Mayıs’ta görüşüldüğünü hatırlatarak, “Biz gidip Öcalan ile doğrudan heyetimizin, geçen 50 gün boyunca taslağa ilişkin bir istişarede bulunuldu mu bulunulmadı mı. Öcalan’ın önerileri bu taslağa işlenmedi mi, taslak Öcalan’ın önerilerini kapsıyor mu kapsamıyor mu birinci ağızdan almak istiyoruz” dedi.
Anadil konusunda da Doğan, “Bu saatten sonra yapılması gereken dillerden korkmak değil, dillerin özgürce konuşulabileceği bir zemini oluşturmak. Türkiye’de milyonlarca insan Kürtçe konuşuyor. Bu dil nasıl özgürce konuşulacak bunları tartışacağız, konuşacağız” dedi.
“Büyük oranda uzlaşılmış, tek taraflı yaklaşım içermeyen, Öcalan’ın da önerilerinin alındığı, oldu bittiye getirilmemiş bir yasal çerçeve” beklediklerini vurgulayan Doğan, “Aksi zaten bu süreci kapsayacak, bu süreç için hazırlanmış bir yasal çerçeve olmaz, geçmişin tekrarı olur. O da kadük bir yasa olur” diye konuştu.
“Bize ağırlaştırılmış müebbetler kapsam dışı kalacak diye bir şey ifade edilmedi”
Çerçeve yasada yer alacak başlıklar ve içerek konusunda iktidar partilerinin içerik konusunda aynı noktada durup durmadığı konusundaki soru üzerine Doğan, kendilerine bunların somut olarak ifade edilmediğini kaydetti. Doğan şunları söyledi:
“Ağırlaştırılmış müebbetler kapsam dışı kalacak diye bize böyle bir şey ifade edilmedi. ‘Bazı örgüt kadrosu kapsam dışı kalabilir mi’ diye sordunuz; böyle bir istişare de yok. ‘Eve dönüş, Türkiye’ye dönüş kapsamında mı?’ Türkiye’ye dönüş hakkı güvenceye alınmak kaydıyla diğer tüm başlıklar müzakereye açık. Ancak eve dönüş dediğimiz tabii ki Türkiye’ye gelebilmek, silahların yakıldığı gün grubun açıkladığı gibi Türkiye’ye dönüp düşünce ve ifade özgürlüğünden yararlanmak isteyen bir grup. Yani hukuken nasıl dönecek, siyasal hayata katılmak isterse nasıl katılacak, sosyal hayata katılımı nasıl sağlanacak? Daha işimiz çok. Yasal çerçeve geldi ve çıktı ya sonra? Bazı kurullara da ihtiyaç olacak, etkin şekilde çalışabilecek kurullara, hak örgütlerine, bir sürü desteğe ihtiyaç duyacağımız sürecin içine gireceğiz.”
“AK Parti-MHP-devlet aynı yerde duruyor mu” sorusuna Doğan, “Bu bir devlet projesi deniyor, bundan geri adım atılmayacak deniyor” karşılığını verdi.
Soru üzerine TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un siyasi partileri ziyaret ettikten sonra çerçeve yasa ile ilgili taslağa son şeklini vereceği yönünde bilgilerinin olduğunu söyleyen Doğan, “Basit bir şekilde bir araya gelmeye bakar bu, yeter ki uzlaşıyla yapılmasına karar verilsin” diye konuştu.
( ANKA )