Taban’dan barış daveti: Meclis barışçıl tahlilin yolunu açabilir

Demokrasi İçin Birlik Platformu, yeni yıl bildirisi yayımladı. 2023’te dünyada ve Türkiye’de yaşanan savaş ve çatışmalar için “barış” daveti yapıldı
12 askerin şehit olmasına değinilen ve “sırf rant, yağma, sermaye, tarikat, mafya tertibi sürsün diye, Kürt probleminde çözümsüzlüğe dayanan iktidar yerel seçim yatırımı olarak ülkeyi kana boyayarak ayakta kalsın diye öleceğiz.” sözleri kullanılan bildiride barışçıl tahlil yolunu lakin Meclis’in açabileceğine işaret edildi
Açıklamada; İsrail’in Gazze’ye “vahşi saldırıları” yüzünden binlerce vefat ve müthiş yıkımların olmasına karşın İsrail ile ticaretin de sürdüğüne dikkat çekildi.
Demokrasi İçin Birlik Platformu’nun yayımladığı yeni yıl bildirisi şu şekilde:
“Yeni yıla savaşla, vefatla giriyoruz. Gazze’de İsrail’in üniversal insancıl hukuku yerle bir ederek, bütün büyük emperyalist ülkeler tarafından açıktan desteklenen yırtıcı saldırısı binlerce mevt ve fecî yıkımlarla sürerken ticaret de sürüyor. Gemicikler gidip geliyor. Saray rejimi, şahsen İsrail’in bölgedeki varlığının güvencesiyken kaldırımlara ne kadar Starbucks kahvesi dökülürse dökülsün aksi mümkün değil.
Filistin’de kıyım sürerken ülkemiz de resmi makamlarca sayıları 12 olarak açıklanan askerlerin acı vefat haberiyle sarsıldı. Her zaman muhalefeti terör telaffuzuyla ardına dizen iktidar bu sefer aradığını bulamadı. Açıkça iktidarın asker vefatlarını siyasi emelleri için kullanmasına karşı tavır alan, ortak bildiriye imza atmayan Cumhuriyet Halk Partisi linçlere, iktidarın akınlarına maruz kaldı.
Ne zaman savaşta güçlü çocuğu öldü ki?
Ölenler fakir çocukları. Herkesin söylediği bu. Meğer sıvasız meskenlerde oturanlar için ucuz emek, ucuz asker olmak zenginlerin, egemenlerin savaşlarında yahut onların fabrikalarında, maden ocaklarında, beton karıştırma makinelerinde ölmek hayat deneyiminin ta kendisi. Herkes biliyordu varlıklı çocuklarının, yandaşların, iktidardakilerin çocuklarının ellerine kına yakılıp emperyalistlerin, ülkeyi soyup soğana çevirenlerin çıkarları için mevte yollanmayacağını. Tıpkı, Somali Cumhurbaşkanın oğlunun bir işçiyi öldürme özgürlüğüyle donanmış olduğunu bildiğii.
En başta vatan toprağını parsel parsel satanlar, memleketin ne ormanını, ne ırmağını, ne geyiğini bırakanlar, elin çöpünü satın alıp toprakları zehirleyenler, mafya babalarına vatandaşlık verenler çıkıp bağırdılar: Onlar vatan için öldüler, diye. ama kimsenin aklına BARIŞTAN söz etmek gelmedi.
Ezici çoğunluk, cebinden aç kalma değerine ödediği vergilerin savaş tüccarlarının cebine neden gittiğini sorgulamadı.
Kimse demedi ki, neden savaşa harcanan para okulda açlıktan bayılan çocuklar için kullanılmıyor? Ülkenin gelirleri bombaya, mermiye harcanırken taban ücret neden sefalet fiyatı olmak zorunda?
“Terörle mücadelenin” nasıl daha iyi yapılabileceğini tartışanların aklına, iktidarın hasta tutsakları birer birer öldürerek ve tecritle derinleştirdiği Kürt sıkıntısında çözümsüzlük siyasetiyle, istediği benzeri eğip büktüğü terörle mücadele kanunlarıyla bu ülkenin bütün yurttaşlarını rehin aldığı gelmedi.
Niye yas tutuyoruz da barış yapmıyoruz demedi kimse.
Kimse Özak Dokuma, Agrobay çalışanlarının coplanıp gazlanmasıyla savaşın ve çözümsüzlüğün beslediği zam, zulüm, işkence nizamının irtibatını kurmadı
Ölmek ve öldürmek zorunda değiliz, barış mümkün
Bu ülkeye, bu dünyaya, bu gezegene barış lazım. Yoksa değerli madenler için, petrol, doğal gaz için, yeni egemenlik alanları için ölmeye devam edeceğiz.
Sırf rant, yağma, sermaye, tarikat, mafya tertibi sürsün diye, Kürt probleminde çözümsüzlüğe dayanan iktidar yerel seçim yatırımı olarak ülkeyi kana boyayarak ayakta kalsın diye öleceğiz. Neredeyse elli yıla varan savaş, eşit yurttaşlık, anadilinde hayat, yerel demokrasi dünyanın bir çok ülkesinde yıllardır hayata geçirilmiş kozmik hakların tanınmasıyla bitebilir. Meclis barışçıl tahlilin yolunu açabilir.
Yedi yıl önce kurulduğundan beri barış için mücadele eden Demokrasi İçin Birlik olarak diyoruz ki, Filistin’de ölen binlerce çocuk için, ülkemizin elli yıldır verdiği on binlerce kayıp için, insanlık cürümleri işlenen değil, insanların bir ortada barış ve refah içinde yaşadıkları bir ülke için yurttaşlar olarak, demokrasi güçleri olarak ayağa kalkalım.
BARIŞ sözünü lisanımızdan söküp almalarına izin vermeyelim! Lakin o zaman insanca ve barış içinde yaşayabilmeyi umut edebileceğimiz, mücadele edebileceğimiz bir yeni yıldan söz edebiliriz.
Demokrasi İçin Birlik”