Türkiye Personel Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Gezi aksiyonlarıyla ilgili …

Türkiye Personel Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Gezi aksiyonlarıyla ilgili “Camilerimiz yakıldı. Bu kendini bilmezler tarafından işgal edildi” sözlerine “Tam 468 tane cuma geçmiş hala açıklanan bir şey yok. Olağanda ne olur? Bir palavra ortaya çıktığında yalancı utanır. Bunlar o denli değil. Bunlar daha büyük palavra söyleyerek o palavranın üzerini örtmeye çalışıyorlar…Hangi cami yakıldı? Bu kadar açık bu kadar aleni bir palavra söylenebilir mi” diye tepki gösterdi.
Türkiye Emekçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Baş, özetle şunları söyledi:
“Halka karşı işlenmiş tüm hataların hesabı sorulacaktır”
Geride kalan haftayı tek cümle özetlesek Recep Tayyip Erdoğan’ın halka hakaretleriyle ve palavralarıyla geçen bir hafta diyebiliriz. Bizim tahminen burada söylerken bile utanacağımız sıfatlar kullanarak Gezi ’ye katılan yurttaşlarımıza küfredilmiştir. Sarayında oturup yurttaşlara hakaret eden artık sırf siyaseten değil ahlaken de ölmekte olan zat bildiğiniz üzere Gezi’ye katılan tüm yurttaşlarımıza hepimizin gözünün içine bakarak alenen küfretmiştir.
Gerçekten söyleyecek çok şey var.fakat memleket böylesine rezil, böylesine utanç verici bir anlayışla tarihi boyunca hiç karşılaşmadı. O yüzden ona söyleyecek hiçbir şeyimiz yok. Seyahatte yan yana durduğumuz daha eşit daha özgür bir memleket düşünü birlikte kurduğumuz bu memleketin cefakâr beşerlerine seslenmek istiyorum. Umudunuzu yitirmeyin. İnadınızdan vazgeçmeyin.
Bizleri sefalete, açlığa, geleceksizliğe, bir kirayı dahi ödeyemeyecek, bir konser dahi dinleyemeyecek, bir geleceği dayatanlara, açıkçası kopkoyu bir karanlık dışında hiçbir şey vadetmeyen ve bizi buna mahkûm etmek isteyenler kesinlikle kaybedecektir. O gün adalet önünde halka edilen küfürlerin halka karşı işlenmiş tüm cürümlerin hesabı sorulacaktır.
“Senden evvelkiler benzeri tarihin karanlık sayfalarında yerini alacaksın”
Bu zat, Türkiye Personel Partililerin Meclis’ten silinip süpürülmesini talimat olarak vermiş. Bak buna söyleyecek bir çift lafımız var Tayyip Erdoğan. Senden önce de o hayalleri kuranlar çok oldu. Şu Anda hiçbirisi yok. ama bu memleketin onurlu insanları bu memleketin devrimcileri, sosyalistleri, komünistleri hala burada. Sen senden evvelkiler gibi tarihin karanlık sayfalarında yerini alacaksın.
“Bir palavra ortaya çıktığında yalancı utanır; bunlar o denli değil”
Bu ülkenin Cumhurbaşkanı canlı yayın kameraları önünde diyor ki ‘Camilerimiz yakıldı kendini bilmezler tarafından işgal edildi.’ Bu mescitlerin işgal edildiği orada içki içildiği palavrası artık hepiniz biliyorsunuz gençlerin alay konusuna döndü.
Gelecek cuma açıklayacaktı, şu anda buraya gelirken tekrar hesap ettim; tam 468 tane cuma geçmiş hala açıklanan bir şey yok. Olağanda ne olur? Bir palavra ortaya çıktığında yalancı utanır. Bunlar o denli değil. Bunlar daha büyük palavra söyleyerek o palavranın üzerini örtmeye çalışıyorlar…Hangi cami yakıldı? Bu kadar açık bu kadar aleni bir palavra söylenebilir mi?
“Meclis dünyanın en demokratik olmayan işleyişine sahip mi?”
Geçen hafta bir palavra furyası daha başladı. TİP milletvekilleri Boğaz Köprüsü’nde polise saldırmış. Palavra. Düpedüz palavra. Önce şu notu düşelim. Biz bu ülkede hükümran olan siyaset anlayışının tümüyle dışındayız. Biz ne yaparsak onu söyleriz. Yaptığımızı söylediğimizi sonuna kadar arkasında dururuz. Bunu savunuruz…Biz de insanız biz de yanılgı yapabiliriz. Yanılgı yaptığımızda da çıkar halkımızdan özür dileriz…Ama asla halkımıza palavra söylemeyiz.
Doğru nedir? Evet biz köprüye pankart astık. Zira, bizim milletvekilliğinden anladığımız şudur: Halkımız bize bir görev verdi. Dedi ki ‘bizim, işçilerin, fakir halkın haklarını savunun. İşçilerin, fakir halkın sesini duyurun.’ Şu Meclis dünyanın en demokratik olmayan işleyişine sahip mi? Meclis’te konuşmak için mücadele eden bir partiyiz biz. Susturulmak isteniyoruz. Esasen medya tümüyle abluka altına alınmış. Dört yıldır parlamentodayız.
“Tek adamın hizmetçisi gören bir vazifelinin saldırısına uğradık”
Bir tane milletvekilimizin bir tane açıklaması devlet televizyonunda bile çıkmıyor. Bütün kanallar, gazeteler, televizyonlar kapatılmış. Yetmiyor. Binde bir, bir televizyon kanalı imkân bulup çıkabilirsek orada bir söz ediyoruz. Ettiğimiz söz üzerinden utanmadan kanala para cezası veriyorlar. Orada sesimizi kapatmaya çalışıyorlar.Açık konuşalım, sosyal medyada büyük bir efor sarf eden dostlarımız, genç arkadaşlarımız olmasa Türkiye Personel Partisi’nin sesi insanlara ulaşamayacak…Biz sözümüzün gerisindeyiz.
Dedik ki ‘her tarafı engelleseniz dumanla haberleşir, halkın sesini tekrar yükseltiriz.’… İşte tam da bu yüzden, halkın sesi susturulamasın diye ve üstelik Gezi’nin intikamını almak için uyduruk münasebetlerle arkadaşlarımız mahpusa atılmışken halkın sesini duyuracak tesirli bir ses çıkartma metodu olarak Boğaz Köprüsü’ne pankart astık. İşin doğrusu bu. Pekala ne oldu? Biz pankartımızı astıktan sonra devletin polis üniformasını giymesine karşın kendisini kanuna, halka bağlı değil de tek adamın hizmetçisi gören bir vazifelinin saldırısına uğradık.
“Bütün soğukkanlılığımızla bu provokasyonu boşa çıkarttık”
Bizim maksadımız ne, pankart asacağız sesimizi duyuracağız. İşte biz esasen pankartı asmışız, sesimizi duyurmuşuz. Biz aklımızı mı kaybettik istediğimizi yaptıktan sonra bir de gelen polise saldıracağız. Bu türlü aptalca bir iddia olabilir mi? Bu kadar saçma sapan bir şey söylenebilir mi? Nedir mesele? Belli ki orada özel görevlendirilmiş, sıkıntıyı bir provokasyona çevirmek isteyen bir tane rütbeli provokasyon çıkartıyor. Biz de bütün soğukkanlılığımızla bu provokasyonu boşa çıkarttık.”
Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin ‘biz enflasyonla birlikte büyümeyi tercih ettik. Yoksa enflasyonu düşürebilirdik çok sert önlemler alarak. O zaman üretim dururdu. Bu sistemden dar gelirliler hariç üretici firmalar ihracatçılar kar ediyor, çark dönüyor’ sözlerini anımsatan Baş, şöyle devam etti:
“Bay Nebati biz o çarkı kırarız. O çarka çomak sokarız”
Yani ülkenin yüzde 99’u hariç. AKP iktidara geldiğinde fiyatların milli gelir içindeki hissesi yüzde 52’ydi. Şu anda fiyatların hissesi yüzde 27,5’ a düştü. Resmen AKP, personelin, işçinin, hekimin, mühendisin, öğretmenin cebinden alıyor, işverenlerin, yandaşların cebine sokuyor…Bay Nebati biz o çarkı kırarız. O çarka çomak sokarız…Sadece enflasyon artışı yetmez, fiyatlara enflasyon artı büyüme oranında zam yapılmalıdır. Minimum ücret çabucak, hiç vakit kaybetmeksizin en az yüzde 50 artırılmalı, her üç ayda bir artan enflasyon ve büyüme oranı ile güncellenmelidir. TÜİK’in hemen bağımsızlaştırılması gerekiyor.
Hepimizin en temel ihtiyacı olan elektrik, su, internet, doğalgaz bu hizmetlere erişim ve kullanım artık parasız mümkün olmuyor. Bu haklar, birileri para kazansın diye alınıp satılabilir mala dönüştürülmüş durumda. Bu durum ahlak dışıdır. Bu durum sosyal adaleti kökten reddetmektir.
“Gelecek öngörüsü olmayan kanun yapmakta bu iktidarın üzerine bir iktidar tanımıyoruz”