21 Mayıs 2026… Bu tarihi bir kenara yazdım… O gün önüme üç ayrı olay geldi. İktidar kanadının düzenlediği en büyük gençlik festivali önceki gün Atatürk Havaalanı sahasında başladı. Bir tesadüf, Bilal Erdoğan’ın başkanlığını yaptığı Etnos Kültür …

21 Mayıs 2026…
Bu tarihi bir kenara yazdım…
O gün önüme üç ayrı olay geldi.
İktidar kanadının düzenlediği en büyük gençlik festivali önceki gün Atatürk Havaalanı sahasında başladı.
Bir tesadüf, Bilal Erdoğan’ın başkanlığını yaptığı Etnos Kültür Festivali’nin başladığı gün önüme Türkiye’de gençlikle ilgili yapılmış son araştırmanın sonuçları da geldi.
MAK Danışmanlık ve Araştırma şirketinin “2026 Gençlik Araştırması”nın sonuçları bu…
Akşam saatlerinde de “mutlak butlan” kararı geldi…
Korku faktörü araştırmaları etkileyecek noktaya geldi
Sık sık yazıyorum.
Siyasi olmayan konulardaki araştırmalara daha fazla önem veriyorum.
Çünkü araştırmacıların son zamanlarda daha sık söylediği bir şey var.
Korku faktörü seçim araştırmalarının sonuçlarını etkileyecek bir noktaya geldi.
Kararsızların bu kadar yüksek olmasının bir nedeninin bu olduğunu söyleyen de var.
Bazı araştırmacılar bu nedenle seçimlerde AKP’nin alacağı oy, anketlerde görülenin altında çıkarsa şaşırmayacaklarını söylüyor.
Erdoğan döneminde doğup büyümüş 16 milyon gencin portresi
Anket önceki günkü festivalin başlamasından 15 gün önce, 6-15 Mayıs 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilmiş.
18-29 yaş arasındaki 8 bin genç üzerinde uygulanmış.
Bu yaş grubu 16 milyon genci kapsıyor.
Nüfusun yüzde 20’sini oluşturuyor.
Bir anlamda AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından sonra geçen 24 yıl içinde doğmuş bir nesil diyebilirsiniz.
Erdoğan’dan başka başbakan veya Cumhurbaşkanı tanımadılar.
Yani İslami hassasiyeti ağır bir partinin “endoktrinasyon” süresince doğup büyümüş bir nesil bu…
Bir anlamda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “dindar nesil projesi”nin çocukları…
24 yıllık iktidar sonunda dindar nesil ne durumda?
Peki bu 24 yıl içinde rejim bütün bu endoktrinasyonla nasıl bir gençlik yarattı?
Bu 24 yıl sonunda kendini “dindar” olarak tanımlayan genç nüfus o kesimin yüzde kaçıdır?
İşte bu araştırmada o sorunun çok çarpıcı bir cevabı, şu soruya verilen cevapta kendini açıkça gösteriyor:
“Dindarım” diyen genç sayısı 2 milyon
SORU: “Kendinizi en çok ne olarak tanımlıyorsunuz?”
(*) YÜZDE 29 : “Birden fazla kimlik”
(*) YÜZDE 27.5: “Atatürkçü”
(*) YÜZDE 15.8: “Milliyetçi-Ülkücü”
(*) YÜZDE 12.2: “Dindar”
(*) YÜZDE 7.8: “Kürt milliyetçisi”
(*) YÜZDE 3.4: “Liberal”
(*) YÜZDE 2.4: “Sosyalist/Komünist”
(*) YÜZDE 1.3: “Kararsız/cevap yok”
Demek ki Ali Erbaş’ın verdiği 1 milyon rakamı doğruymuş
Bu sonuçların bize anlattığı sosyolojik gerçek şu:
(*) BİR: 24 yıllık dini endoktrinasyon sonunda kendine “Dindarım” diyen genç oranı yüzde 12’de kalmış.
Yani 16 milyon gençten sadece 2 milyonu…
Eski Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, “Cuma namazına giden genç sayısı 1 milyon” demişti.
“Dindarım” diyenlerin yarısı kız olduğuna göre, demek ki Ali Erbaş’ın verdiği rakam doğruymuş.
Bu hesapla “Dindarım” diyenlerin bir bölümü de cuma namazına gitmiyor
Ama bir farkla…
Cuma namazına gidenler sadece “Dindarım” diyenler değil.
“Birden fazla kimliğim” var diyenler arasında da dindar sayılabilecek gençler vardır elbette…
Ama dini “birincil kimlikleri” olarak hissetmiyorlar.
Atatürkçü ve milliyetçiyim diyenler arasında da cuma namazına gidenler olduğuna göre şunu da söyleyebiliriz.
Demek ki “Dindarım” diyenlerin bile neredeyse yarısı cuma namazına gitmiyor.
Öyleyse bu 100 bin caminin cuma ve bayram namazları dışındaki cemaati kaç kişi…
Bugüne kadar kimse bunun araştırmasını yapmaya cesaret edemedi.
4.5 milyon genç “Atatürkçüyüm” diyor
Öyleyse “Dindar nesil” dışında kalan gençliğin durumu ne?
Bu durumda 18-29 yaş arasındaki 16 milyon gencin kendini nasıl tarif ettiğine göre bir tablo çıkarırsak:
(*) 4.6 milyon genç “Birden fazla kimliğim var” diyor.
(*) 4.5 milyon genç “Atatürkçüyüm” diyor
(*) 2 milyon genç.”Dindarım” diyor
(*) 1.3 milyon genç “Kürt milliyetçisiyim” diyor
(*) 550 bin genç “Liberalim” diyor
(*) 390 bin genç “Sosyalistim/Komünistim” diyor.
Yüzde 89: “Arkadaşımın dini, mezhebi, siyasi görüşü farklıymış fark etmez ”
Bir önemli soru da şu:
SORU: “Arkadaş tercihinizde arkadaşınızın farklı bir din ve mezhepten ya da siyasi görüşten olması tercihinizde önemli midir?”
Gençlerin yüzde 88.7 gibi ezici bir çoğunluğu “Hiç önemli değil” cevabını veriyor.
“Önemlidir” diye yüzde 5…”
Gençler nasıl bir hayat tarzı istiyor: Modern mi, geleneksel mi?
Araştırmada 18-29 yaş arasındaki gençlerin kendilerinin nasıl bir hayat tarzına sahip olmak istediklerini de gösteriyor.
SORU: Kendinizi modern/geleneksel düzlemde nasıl tanımlıyorsunuz?
(*) YÜZDE 47.7: “Duruma göre değişir”
(*) YÜZDE 23.2: “Modern”
(*) YÜZDE 16.3: “ Gelenekçi”
Geriye kalan da kararsız veya cevap vermek istemeyenler.
Bu sonuç ta şunu gösteriyor.
Modern bir hayat tarzı isteyenlerin oranı, geleneksel hayat tarzı isteyenlerden 7 puan fazla.
Gençlerin yüzde 82’si sürekli veya zaman zaman umutsuzluk çöküşü yaşıyor
Gençlerin yüzde 50.3’ü mutsuz olduğunu söylüyor.
Yüzde 23.5’u “Ne mutlu ne mutsuz sayılırım” diyor.
“Mutluyum” diyenlerin oranı ise yüzde 26.
Yüzde 82’si “Sürekli veya zaman zaman umutsuzluk çöküntüsü yaşıyorum” diyor.
Ülkeyi yönetseler gençlerin çözmek istedikleri ilk 5 sorun
SORU: “Bu ülkeyi yönetiyor olsanız öncelikle çözeceğiniz sorun ne olurdu?
Sıralama şöyle:
İşsizlik/istihdam
Hayat pahalılığı
Adalet
Dış politika
Eğitim
“Ülkede özgürlük var” diyen genç oranı yüzde 29
SORU: “Ülkemizde kendinizi özgürce ifade edebildiğiniz şartlar olduğunu düşünüyor musunuz?
(*) YÜZDE 43.8 Kesinlike olmadığını düşünüyorum
(*) YÜZDE 29.3: Kısmen olduğunu düşünüyorum
(*) YÜZDE 15.2: Kesinlikle olduğunu düşünüyorum.
En vahim sonuç: Bir ülke kabul etse kesinlikle Türkiye’yi terkederim
Geliyorum en üzücü duruma…
SORU: Size kalıcı olarak bir başka ülke vatandaşlığı verilse Türkiyeyi terkedip o ülkeye yerleşmeyi düşünür müsün?
(*) YÜZDE 64 “Evet, terk eder giderim”
(*) YÜZDE 14. “Hayır ülkemde kalırım”
(*) YÜZDE 22 “Kararsızım” veya cevap yok
Düşünebiliyor musunuz, 18-29 yaş arasındaki 16 milyon gençten 10 milyonu, “Bir ülke kabul ederse Türkiye’yi terk ederim” diyor.
Yüzde 97’si demokrasinin bulunduğu bir Batı ülkesini istiyor
Bir ilginç gösterge de şu:
SORU: (“Türkiye’yi terk eder giderim” diyenlere soruldu) “Hangi ülkeye gitmek istersin?
(*) YÜZDE 43. “Avrupa ülkelerine”
(*) YÜZDE 39.8. “ ABD/Kanada
(*) YÜZDE 14.8. “ İskandinav ülkelerine”
Yani yüzde 97’si “Demokrasinin bulunduğu” bir “Batı” ülkesine yerleşmek istiyor.
Bir İslam ülkesine gitmek isteyenler yüzde 0.4
Peki bu “Erdoğan nesli”nin yüzde kaçı mesela, Bilal Erdoğan’ın “Medeniyet nöbetini devralabilir” dediği bir İslam ülkesinde gidip yerleşmek istiyor?
Yüzde 0.4
Türki cumhuriyetlere?
Yüzde 0.4.
Ya “Batı değerleri çökerken, onlarınki yükseliyor” denilen Çin ve Rusya gibi ülkeler?
İkisi toplam yüzde 0.9
Bu sonuç da Türkiye’deki 16 milyon genç insanın nerede ve nasıl bir hayat tarzı yaşamak istediklerinin de bir işareti…
Yüzde 75 “İşe girmek için torpil ve kayırma var” diyor
Ve son bir gerçek…
SORU: “Size göre Türkiye’de işe girebilmek için liyakat ve fırsat eşitliği mi, yoksa kayırmacılık ve torpil mi daha etkili…”
Buyrun toplumumuzun en ağır gerçcği.
(*) YÜZDE 74.7: “Kayırmacılık ve torpil…”
Ya “Liyakat ve fırsat eşitliği diyenler?
Yüzde 13.2…
Evet, 24 yıllık “dindar nesil” projesinin sonunda gençliğimizin bilançosu bu…
24 yıllık iktidardan geriye başarı hikâyesi diye ne kaldı?
21 Mayıs 2026…
Aynı gün üç olay yaşadık…
Sabah Bilal Erdoğan’ın “Etnos Kültür Festivali” başladı.
Aynı saatlerde önüme bu gençlik araştırması raporu geldi.
Akşam saatlerinde ise “mutlak butlan” kararı çıktı.
Bence AKP kurmaylarının seçime giderken, 21 Mayıs gününü önlerine koyup üç beş kere okumalarında yarar olacak…
Çünkü bu günün bize anlattığı hikâye çok açık:
24 yıllık İslami iktidarın “diyanet” ve “eğitim” politikaları iflas etmiş.
Ekonomi deseniz, 2000’lerin başında üç partili parlamenter hükümetin 3 yılda hallettiği enflasyon sorununu güçlendirilmiş Cumhurbaşkanlığı Hhükümeti rejimi 7 yıldır çözemiyor.
Öyleyse…
24 yıllık iktidardan “başarı hikâyesi” diye geriye ne kaldı…
Etnos Festivali’nin başladığı gün çıkan “butlan” kararı mı…