Sigorta primleri artık ödemekte zorluk çektiğimiz bir düzeye geldi. Ödediğim bu kadar prime karşın, sağlık harcamalarımın neredeyse yüzde 80’ini kendim ödemek zorunda kalıyorum. Benim karşıma da o iki söz çıkıyor: Ret ya da ödemeyi erteleme…

Dört gündür önümde bir CSI evrakı duruyor. Daha doğrusu bir “olay yeri inceleme raporundan” iki kelime… İngilizce “Deny” ve “Delay” kelimeleri… Amerika Birleşik Devletleri’nin önde gelen sağlık sigortası şirketi “UnitedHealthcare’in” CEO’sunun öldürüldüğü yerde inceleme yapan olay yeri inceleme uzmanlarının bulduğu iki söz bu. Olay yerinde bulunan mermi kovanlarından birinin üzerinde bu iki söz yazıyormuş. Türkçesi şöyle: “İnkâr et” ve “Ertele…” Ülkenin en büyük sağlık sigorta şirketinin en doruğundaki yöneticiyi öldüren katilin, attığı mermilerden birinin üzerinde bu yazıyormuş. Bu, merminin üzerinde yazan bir yazı mı… Yoksa katil mi yazdı bilmiyorum.
ABD’nin önde gelen sağlık sigorta şirketinin CEO’su Thompson silahlı akında öldürüldü
Katil mermi kovanın üzerine neden bu iki kelimeyi yazdı?
İki gündür şunu düşünüyorum. Ne manaya geliyor bu iki kelime… Katil yazdıysa neden yazdı? Raporda bu bahiste bir bilgi yoktu. Ama iki gündür dünya medyasında ve sosyal medyasında yaptığım gezintiler bana şunu söylüyor. Bu cinayette kullanılan merminin üzerinde yazan iki söz, herkes tarafından şöyle algılandı: Sağlıktan sorumlu, hükümetlere, şirketlere, insanlara ve siyasetçilere önemli bir mesaj… Sadece iktidardakilere değil, muhalefetteki siyasetçilere de… Ne demek istediğimi dana açık anlatayım.
Bir acil servis hemşiresinin düşündürücü TikTok paylaşımı
Öldürülen CEO’nun ismi Brian Thompson… Bir cinayet kurbanı… Ama cinayetten sonra yapılan sosyal medya paylaşımlarına bakıyorum… Soğukkanlılıkla işlenmiş bir cinayetin kurbanı ama nedense sosyal medya paylaşımlarında ona hiç sempati yok. Mesela bir acil servis hastabakıcısı TikTok üzerinden şunu yazmış: “Acil servislerde sosyal sigorta tarafından sarfiyatları karşılanmayan onca insanların çektiği acıları ve badireleri gördüğüm için ne yazık ki öldürülen bu bireye sempati duyamıyorum.” Biraz değil, bayağı acımasız bir paylaşım…
Mermi kovanının üzerindeki iki kelimeyi Amerikalılar çok iyi biliyor
New York Times gazetesi “Bu iki söz milyonlarca Amerikalıya hiç yabancı değil…” diyor. Çünkü özel sağlık meseleleri olduğunda sigorta şirketlerinin yaptığı iki şeyi ifade ediyor bu iki kelime… Ya “demeyi reddetmek” Ya da “geciktirmek…” Çünkü hastanelere işi düşen milyonlarca Amerikalı sigorta şirketlerinin bu iki sözüyle karşılaşıyor.
Mermi kovanına bu iki kelimeyi yazan adam “halk kahramanı” mı?
Polis 4 gündür, yüzünün açık fotoğrafını bulduğu bu adamı arıyor. Görenlerden yardım istiyor. Dün akşam bu profile benzer Luigi Mangione isimli biri gözaltına alındı. Konuşursa bu soruların karşılığını alacağız. Lakin cinayet motifi ne olursa olsun, Amerikan halkı bunu sigorta sistemine karşı bir sembol haline getirdi. New York Times bu olayın ismini açık açık koydu: “Halkın bir kısmı bu adamı bir halk kahramanı olarak görüyor…” Çok tehlikeli ve acımasız bir eğilim değil mi… Öyle ama ne yazık ki insanlarda bu türlü bir his var artık.
Mermi kovanının üzerindeki ihtar Türkiye için de geçerli değil mi?
Dört gündür dilimin ucuna gelen soruyu burada soracağım. Mermi kovanının üzerindeki bu iki sözde yalnızca Amerikan yöneticilerine mi? Dünyadaki bütün ülkelerin yöneticilerine de önemli bir mesaj yok mu burada? Bütün dünyada sağlık ve sigorta sistemleri insanlarda giderek bu hislere yol açıyor.
Evet çok iyi hastanelerimiz, hekimlerimiz var ama…
Şuna inanan insanlardanım. Türkiye’de çok iyi hastanelerimiz, kliniklerimiz de var. Kalitesi ve teknolojisi yüksek hastanelerimiz, uzmanlaşmış özel kuruluşlarımız var.
Bana göre hekimlerimiz, teknik çalışanımız, hastabakıcı düzeyimiz kusursuz. Ama bu sağlık sistemi giderek insanlar için ulaşılamaz ya da yanlış ulaşılabilen bir noktaya doğru gidiyor. Özellikle sağlık sigorta sistemimiz çok kritik bir noktala geldi.
1977 yılından beri sigorta primi ödüyorum ama
Sağlık sigorta sisteminden şikâyetçi olanlardan biri de benim. Devlet ve özel bölümde 1977 yılından beri çalışıyorum ve aralıksız sigorta primi ödüyorum… Ama geldiğim noktada milyonlarca insan aynıi ben de çok mustaribim.
Bir defa sigorta primleri artık ödemekte zorluk çektiğimiz bir düzeye geldi. İkincisi; ödediğim bu kadar prime karşın, sağlık harcamalarımın neredeyse yüzde 80’ini kendim ödemek zorunda kalıyorum. Çünkü benim karşıma da o iki söz çıkıyor: Ret ya da ödemeyi erteleme… Sağlık sigorta şirketlerini yöneten insanlar bilmeliler ki, artık toplumun en antipatik insanları ve şirketleri haline geliyorlar.
Hastaneler AVM’ye dönüşüp klinikler merdiven altına inince
Ama en az onun kadar büyük bir ikinci sorun var… Hastanelerin giderek mükemmeliyet ve uzmanlaşma merkezleri olmaktan çıkıp, hekimlere oda kiralayan AVM işletmelerine dönmesi de giderek tamiri çok ağır meseleler çıkarmaya başladı. Birçok hastane, uzmanlaşmak yerine, ikisi üçü bir araya gelmiş tabiplere oda kiralayarak AVM’leşiyor.
Merdiven altı lazer esnafı ve AVM biçimi göz dükkânları
Netice? Göz ameliyatlarında riski ortadan kaldıran bu teknolojiler tabi ki daha pahalı. Bir de şu tehlike var.
Eski teknoloji ile ameliyatların merdiven altı odalarda, apartman katı kliniklerde yapılması… Yani önümüzdeki yıllarda yeni bir “Yenidoğan” felaketi çıkabilir önümüze… Sağlık bakanlığının, bu türlü bir felaketi göz alanında yaşamamamız için lazer esnafı üzerindeki denetimi arttırmasında fayda var. Sigorta şirketlerine de benzer şeyi söylüyorum. Onların da bu “Deny” and “Delay” siyasetini gözden geçirmelerinde fayda var. Göz ameliyatlarında stratejilerini önemli ve uzman kuruluşlara yönlendirecek şekilde yaparlarsa… Bence hem şirketlerinin imajlarına hem kendi itibarlarına en büyük faydayı sağlamış olurlar. New York’taki mermi kovanından gelen iki sözlük mesajı ben işte bu türlü yorumladım.