enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
45,5176
EURO
52,9944
ALTIN
6.644,89
BIST
14.367,60
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
24°C
İstanbul
24°C
Parçalı Bulutlu
Pazar Hafif Yağmurlu
22°C
Pazartesi Az Bulutlu
20°C
Salı Parçalı Bulutlu
24°C
Çarşamba Az Bulutlu
22°C

Ertuğrul Özkök: Tarihimizin en tehlikeli 5 palavrası nerede söylendi, sokakta mı yoksa?

Ertuğrul Özkök, eşinin ismine gönderme yapan “Tansu’ya Mektuplar” başlığı altında yazdığı ve “newsletter” olarak paylaştığı yazılarında bugün …

Ertuğrul Özkök: Tarihimizin en tehlikeli 5 palavrası nerede söylendi, sokakta mı yoksa?
07.10.2022 14:48
16
A+
A-

Ertuğrul Özkök, eşinin ismine gönderme yapan “Tansu’ya Mektuplar” başlığı altında yazdığı ve “newsletter” olarak paylaştığı yazılarında bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde “Dezenformasyonla Mücadele Yasası”nın görüşülüğünü hatırlatarak, “Bazılarımız sokak röportajlarından da şikâyetçi. Onları da ekleyin yasaklar listesine diyor.  Arkadaş; son 50 yılımızda, halk arasına en büyük nifakları kimler sokmuştur; en tehlikeli, en kin ve nefret yaratıcı palavralar nerede söylenmiştir, kimler söylemiştir, sokakta vatandaş mı söylemiştir?” diye sordu. 

Özkök’ün ” Tarihimizin en tehlikeli 5 palavrası nerede söylendi, sokakta mı yoksa?” başlıklı yazısı şöyle: 

Tarihimizin en tehlikeli 5 palavrası nerede söylendi, sokakta mı yoksa?

Son günlerde sık sık düşünüyorum.

Yaşadığım şu 75 yıllık hayatta şahit olduğum en nifak sokucu, en tehlikeli 5 palavra neydi?

Hafızam şöyle 5 maddelik bir çetele tutmuş:

Açık ara ilk 5’e giren yalanlar

(*) 1 numara 65 yıl önce: Atatürk’ün evi yakıldı

Tarihimizin, sonuçları açısından en tehlikeli yalanıydı. Sonucu, kolektif tarihimize utanç olarak geçen “6-7 Eylül olaylarıydı.’  Mübadeleden kalan, her şeye karşın Türkiye’yi anavatan seçmiş  az sayıda Rum vatandaşımızın meskenleri, işyerleri yakıldı, Türkiye’yi terketmek zorunda kaldılar.

(*) 2 numara yakın tarih: Ergenekoncu subaylar darbe için silahları gömdüler

Tarihin en büyük Terör Örgütü palavraları devrini yaşadık. Bir değil, on değil bin palavra dönemi. Kendi gömdükleri silahları, kendileri ihbar ettiler, sonra gidip kameraların önünde, kendileri kazdılar, kendi elleriyle koydukları için kendi elleriyle koymuş benzeri buldular.

Türk ordusunun yüzlerce onurlu subayı mahpuslara atıldı, Silivri’de yargılandı, müebbetlere mahkûm edildi. Kimileri gururuna yediremedi, intihar etti. Şu Anda bu vatanın mütevazı halk mezarlıklarında başuçlarında iki Türk bayrağı ile yatıyorlar. 

Bu büyük palavrasının mucitleri ise ya mahpusta, ya uzak bir ülkede kaçak…

(*) 3 numara daha yakın tarih: Seyahatçiler ellerinde içkiyle mescide girdiler

Amaç Gezi’ye atılan insanları karalamaktı. Kutuplaşmış bir toplumda kendisi de vebali de çok büyük bir felakete yol açabilirdi. Şahsen caminin  imamı ‘Yok bu türlü bir şey’ dedi. Eşi kanser, kendisi böbrek yetmezliği tedavisi gören imamı sürdüler. Palavra devam etti. Hâlâ ediyor.

(*) 4 numara benzer yakın tarih: Seyahatçiler Kabataş’ta başörtülü kızın üzerine işediler

Öyle bir yalandı ki, en küçük detayları bile güya teamüden hazırlanmıştı. Ürperticiydi. Deri elbiseli, üstü çıplak Gezi göstericileri, çocuk otomobilindeki bebeği ile kırmızı ışıkta bekleyen başörtülü bayana saldırmış, hatta üstüne işemişti. “Video manzarası var” dediler. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük polis araştırması yapıldı. 600 emniyet ve savcılık çalışanı aylarca bir kanıt aradı.  O semtteki bütün güvenlik kameraları, o gün orada bulunan, telefonu oradan sinyal veren bütün insanların cep telefonları, konuşmaları incelendi. Sorguya çekildi. Tek delil bulunamadı. Zira hayali ve  uydurma bir olaydı apaçık bir iftiraydı. Yalnızca Gezi’ye katılan insanları karalamak için uydurulmuş bir yalandı.

Sonunda devlet bile palavra olduğunu kabul etti.

(*) 5 numara en yakın tarih, daha dün: Mescitler yakıldı

Önce, tek parti devrine girildi. ‘Camileri ahır yaptılar” iftirasıyla başladı. Nifak hedefine ulaşamayınca bu sefer bir adım ileri gidildi ve günümüze gelindi.  ‘Camiler yakıldı’ dendi. Hem de yakın vakitte söylendi. Ne yakılan bir cami vardı, ne de ona yakın bir olay. Allah’tan Diyanet İşleri bile yalanladı.

İkinci beş çetelesine diğer palavraları da ekleyebilirsiniz

Bunlara öteki palavraları da ekleyebilirsiniz.

Mesela…

“Mehmet Ali Birand ve Cengiz Çandar PKK’dan para aldı yalanı…”

Hani şu Andıç olayı

Ne yazık ki benim de kullanıldığım büyük devlet yalanı…

Hiç çekinmeyin onu da ekleyin…

Zaten kendi ellerimle kendi alnımdaki çeteleye yazdım, ölünceye kadar silmeyeceğim dedim…

Ama çeteleyi yaparken öteki palavraları da unutmayın ha… 

Ama yeniden çekinmeyin diğerlerini da ekleyin…

Mesela “Bizden önce buzdolabı yoktu…” cümlesi…

Mesela “Seçme hakkını 25’e biz indirdik” cümlesi…

Mesela “Kurtuluş Savaşı’nda tek mermi atılmadı” zırvası…

Mesela şu son 20-30 yılda dinlediğimiz daha birçok yalan…

Beyaz palavra mı diyorsunuz, aman beyazı karıştırmayın.

Sokak röportajları yasaklansın tamam ama siz de bir çetele yapın

Şimdi TBMM’de sosyal medya kanunu görüşülüyor..

Bazılarımız sokak röportajlarından da şikâyetçi. Onları da ekleyin yasaklar listesine diyor.

Bir noktada haklılar.

Şu troller aleminde, isteyen, isteyene, istediğine küfür ettirebiliyor ve yayınlıyor. Al bu mahallenin trolünü, vur öteki mahalleninkine..

Yasaklansın da, bu yasaklama sorunun kökündeki bir sıkıntıyı halledecek, kökündeki asıl kaynağı kurutabilecek mi…

Hani diyorlar ya kin, nefret, nifak

(*) Diyorlar ya;  sosyal medya ve sokak röportajları, “Halkın arasına nifak sokuyor…”
(*) Diyorlar ya; “Kin ve nefret aşılıyor…”
(*) Diyorlar ya; “Düşmanlık yaratıyorlar…”
(*) Ben de diyorum ki… Yapın siz de bu türlü küçük bir, ‘Yakın tarihimizin en büyük yalanları” listesini… Sonra koyalım bu listeyi önümüze, ortamızda konuşalım…

Arkadaş bu ülkede en büyük nifakı kimler, nerede saçıyor?

Arkadaş;

(*) Son 50 yılımızda, halk arasına en büyük nifakları kimler sokmuştur; en tehlikeli, en kin ve nefret yaratıcı palavralar nerede söylenmiştir, kimler söylemiştir?

(*) Üstte saydığımız ‘Tarihin en büyük 5 Türk yalanını’ sokakta vatandaş mı söylemiştir?

Yoksa siyasi partilerin haftalık grup toplantılarında, miting meydanlarında, artık günlük, saatlik, anlık hale gelmiş taraftar televizyon röportajlarında, merkez medyanın, yandaş medyanın, gazetelerin manşetlerinde, televizyonların “Konuşan kafa” programlarında, haber bültenlerinde saatlerce verilen siyasi demeçlerde, açılışlarda, merasimlerde halka mı söylenmiştir?

O mikrofonlar tutan el kimindir, sokak röportajcısının mı?

Arkadaş; kimdir o siyasetçilerin karşısına oturup mikrofonu tutanlar…

Sokak röportajcıları mı…

Yoksa ekmeğini bu işten kazanan profesyonel gazeteciler, televizyoncular, konuşan başlar mı ?

(*) Kimlerdir bu asıl tehlikeli palavraları söyleyen, bu nefreti saçan, bu nifak tohumlarını ekenler, evet kimlerdir onlar?

Tek kişilik medyalar, sokak röportajcıları mı, ona konuşan vatandaş  mı?

Yoksa?

Burada duruyorum…

Piyaniste ateş etmeyin. Ben yalnızca soruyorum…

Cevabını bulduysanız, sakın ola bana söylemeyin.

İçinizden verin…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.