enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
45,9574
EURO
53,3982
ALTIN
6.574,28
BIST
13.947,34
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
29°C
İstanbul
29°C
Parçalı Bulutlu
Perşembe Parçalı Bulutlu
30°C
Cuma Az Bulutlu
28°C
Cumartesi Az Bulutlu
28°C
Pazar Açık
27°C

Esad rüzgârı ardına aldı: Arap kucaklaşması yakın mı?

Esad rüzgârı ardına aldı: Arap kucaklaşması yakın mı?

Esad rüzgârı ardına aldı: Arap kucaklaşması yakın mı?
05.04.2023 08:36
34
A+
A-

Fehim Taştekin
Gazeteci-Yazar

Arap dünyasında Suriye idaresine karşı ‘kemik kırma’ siyaseti terk ediliyor.
Şam’la köprüleri kurma fikri giderek olgunlaşıyor. Suudi Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan’ın 18 Şubat’ta Münih Güvenlik Konferansı’nda Suriye’yi tecrit etmenin sonuç getirmediğini söylemesi Riyad’ın yaklaşımındaki en çok önemli kırılmaydı. 6 Şubat’ta Türkiye ve Suriye’yi yıkan zelzele sonrası insani yardım diplomasisi Şam’la köprüleri yeniden kurma gayretlerine ivme kazandırdı. Ortamı yumuşatan son gelişme 10 Mart’ta Çin’in arabuluculuğunda Suudi Arabistan ile İran’ın ilişkileri olağanlaştırmak üzere el sıkışmasıydı. Şimdi sıra Suriye’nin 2012’de Katar’ın dönem başkanlığında muhaliflere verilen Arap Birliği’ndeki koltuğunun iade edilmesine geldi. Herkes Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın 19 Mayıs’ta Riyad’da yapılacak Arap Birliği zirvesine davet edilip edilmeyeceği sorusunun cevabını bekliyor. Reuters’ın yanı sıra El Arabi Arapça kaynaklar Suudi Arabistan’ın Esad’ı davet edeceğini yazıyor. Resmen teyit edilmese de Ferhan’ın önümüzdeki haftalarda Şam’a giderek daveti ileteceği öne sürülüyor. Suriye’yi paryalaştıran siyasete uzaklıklı durmuş olan Cezayir kendi dönem başkanlığında Suriye’yi Arap kalbine döndürme dileğini yerine getirememişti. Katar’ın vetosu, Suudilerin isteksizliği ve ABD’den gelen ihtarlar ortak Arap tavrının şekillenmesini önlemişti. Reuters, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan’ın Şam’a giderek davetiyeyi elden vereceğini iddia etti  

Bölgesel dinamikler değişirken düşmanlık geriliyor
Rüzgârın tarafı yavaş yavaş değişiyor. Yerin yumuşatılmasında düşman çizgilerde yer alan İsrail, İran ve Suriye ile ilişkileri olağanlaştıran Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) öncü atılımları tesirli oldu. Yeni yol bölgede büyük ekonomik projeler ve paydaşlıklar için siyasi tansiyonların geriye atılması gerektiğini fısıldıyor. Özellikle Suudi Arabistan’ın Vizyonu 2030 çerçevesindeki yatırımlar için barışçıl bir ortama ihtiyacı var. Bunun için hem İran’la hasımlıkları geriletmeyi hem de büyük güç rekabetine hapsolmuş iştirak münasebetlerini çeşitlendirmeyi elzem görüyor. Bu minvalde Riyad’ın Ukrayna savaşı nedeniyle ABD’nin beklediği gibi Rusya’yı köşeye sıkıştıracak bir paydaşlık sergilememesi ve Çin’le stratejik bağlantılara yönelmesi anlaşılır bir durum. Donald Trump döneminde Arapların İsrail’le barıştırmaya dönük Abraham Anlaşmaları’nı ilerletmek için düşman özne olarak İran’ın belirlenmesi Körfez ülkelerinin güvenliğini daha kırılgan hale getirdi. Ve Amerikan koruması umdukları gibi çıkmadı. ABD’nin azami baskı stratejisi İran’ın Irak, Suriye, Lübnan ve Filistin çizgisindeki tesirini geriletmediği Suudi askeri operasyonları Yemen’de Tahran takviyeli Husiler karşısında çıkmaza girdi. Vekalet savaşı Lübnan’da da sonuç vermedi. Bir tarafta İran-Suriye diğer tarafta Suud-Fransa-ABD ekseninin kapıştığı Lübnan’da siyaset tıkandı, ekonomi felç oldu. Ülke aylardır yeni cumhurbaşkanını belirleyemiyor.

ABD’nin kırmızı çizgilerine ne oldu?
Bölgede şekillenen yeni jeopolitik ve stratejik denklem ABD’nin ortakları üzerindeki bağlayıcı gücünü zayıflatıyor. Çin’in arabuluculuğunda İran-Suud mutabakatına hazırlıksız yakalanan Biden yönetimi, Tahran’ın taahhütlerine bağlı kalmayacağı kanaatiyle ihtarlarda bulunuyor. fakat bu yakınlaşmanın bölgede Irak, Suriye ve Lübnan’daki istikrarlara de yansımaları kaçınılmaz gözüküyor. Özellikle Suriye’nin etrafındaki tecridi yaran yeni Arap tavrına karşı ABD’nin caydırıcı bir pozisyon alıp almayacağı merak ediliyor. Eski CIA Yöneticisi John McLaughlin, eski Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey ve eski CENTCOM Komutanı Anthony Zinni gibi tesirli isimler Biden’a olağanlaşmaya karşı harekete geçme daveti yapıyor. ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Barbara Leaf 15-25 Mart arasında Ürdün, Mısır, Libya, Tunus ve Lübnan’ı kapsayan bölge tipinden sonra “Normalleşmeyi desteklemiyoruz” dedi. Leaf 28 Mart’da Suriye idaresiyle temaslı 6 kişiyi daha yaptırım listesine aldıklarını hatırlatıp bu tedbirlerin idarenin tavrına ışık tutuğunu söyledi. Ancak El Ahbar gazetesine göre Leaf, 24 Mart’ta Lübnanlılarla görüşmesinde Şam’la olağanlaşma eğilimlerinin önünde bariyer olarak durmayacağı izlenimi verdi. Leaf’in sözlerinden hareketle Amerikan esnekliği iki şeye bağlanıyor: – Suriye ile normalleşmede bütüncül bir Arap tavrının olması yani fire verilmemesi. – Bu olağanlaşmanın karşılıksız olmaması. Yani Şam’ın tavrında değişikliğin temin edilmesi. Yani Amerikan yönetimi tecrit ve yaptırım siyasetiyle elde edilemeyen sonuca şayet Suriye’nin Arap kalbine dönmesi sayesinde ulaşılacaksa bu yolun denenmesine ses çıkarmayabilir. Ya da OPEC+’nın Rusya’yı şad eden üretimi artırmama kararında olduğu gibi Amerikan yönetimi ortakları nezdinde yeni bir bozgun yaşamamak için bariyer konumunda durmayabilir. Kuşkusuz bunlar son derece optimist çıkarımlar. Müzakere mevzuları çetin ama… Suudi Arabistan’ın boş bir sayfaya imza atacağı düşünülmüyor. Yemen bataklığından çıkmak birincil saik olsa da İran’ın Suriye’deki askeri-milis varlığı Riyad açısından sorun olmaya devam ediyor. Şubatta Körfez medyası Suudilerin Esad’la el sıkışmak için müzakere ettiği başlıkları şöyle sıralamıştı: – BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı çerçevesinde siyasi tahlil için muhalefetle müzakerelere girilmesi. – Anayasada değişiklik yapılması. – Siyasi tutukluların bırakılması. – İran’la artık stratejik mutabakatların imzalanmaması. – İran irtibatlı güçlerin bölgeden çıkartılması. – Ürdün hudutlarında güvenliğin artırılması. – Körfez’i hedef alan captagon kaçakçılığına karşı tedbir alınması. Sınır denetimlerinin artırılması ve gerekirse Arap güçlerinin Suriye’de konuşlanması. – Uluslararası nezaret altında mültecilerin döndürülmesi ve dönenlere baskı yapılmaması. Ferhan 8 Mart’ta artan temasların Suriye’nin Arap Birliği’ne dönüşünün yolunu açabileceğini açıkladı. ama bu müzakerelerin nereye vardığı şimdi bilinmiyor. Çok net olan şey şu ki Suriye’nin Araplarla olağanlaşmayı uluslararası meşruiyetin tesisi ve yeniden inşa için önemsese de dereyi geçerken İran müttefiklerine sırt çevirmesi beklenmiyor. Bunlara benzeyenkoşullar Şam’la teması düşünen pek çok tarafın gündeminde bulunabilir. Şu Anda birtakım ülkeler şartların kısa vadede gerçekleşmeyeceği gerçeğinden hareketle beklentileri esnek taahhütlere bağlayıp yol almayı deneyebilir. Ürdün Kralı Abdullah Arap Birliği, ABD ve Rusya ile paylaştığı “adıma karşı adım” yaklaşımıyla Şam’la olağanlaştırmayı öneren ilk başkandı. Diplomatik ve ekonomik kanallarla Şam’ın tavrını etkilemenin mümkün olacağı kanaati güçleniyor. ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Barbara Leaf, “Normalleşmeyi desteklemiyoruz” dedi  

Riyad’ın adımlarına bakan Kahire
Şam’la yeni sayfa konuşulurken üzerinde durulması gereken ülkelerin başında Suudi Arabistan’dan sonra Mısır geliyor. Kahire, Müslüman Kardeşler sayfasının kapatıldığı 2013 darbesinden sonra Şam’a karşı tavrını değiştirdi. Suriye Ulusal Güvenlik Ofis Başkanı Tümgeneral Ali Memlük, 2016 ve 2018’de Kahire’yi ziyaret etti.

Mısır İstihbarat Şefi Abbas Kamil de 2020’de Şam’da temaslarda bulundu. Mısır 2018’de çatışmaya son veren Suriyeli kümelerin siyasi tahlil gayretlerine ev sahipliği yaptı. ama Devlet Başkanı Abdulfettah el Sisi, Körfez’deki finansörlerin tercihlerini gözeterek daha ileri adım atamadı. Dış ilgilerin tarafı açısından Mısır’ın 2013’ten bu yana Körfez ülkelerinden aldığı 92 milyar dolarlık dayanağın hatırı büyük. Suudi Arabistan yeni projelerde tıkanan Mısır’a kesenin ağzını yeniden açmış, 2021 ve 2022’de Merkez Bankası’na toplam 5 milyar dolar aktarmış ve 10 milyar dolarlık yatırım mutabakatlarına imza atmıştı. Suudi cephesindeki yumuşamaya paralel olarak Dışişleri Bakanı Samih Şükri 1 Nisan’da Suriyeli mevkidaşı Faysal Mikdad’ı Kahire’de ağırladı. Taraflar iletişim kanallarını çeşitli seviyelerde ağırlaştırma konusunda anlaştı. Nisanda mümkün liderler buluşması için taban hazırlandığı öne sürüldü. Depremden sonra Sisi, Esad’ı aramış ve Lazkiye limanına yardım indirmişti. Kahire’nin resmi tavrı şu şekilde: BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı çerçevesinde kapsamlı bir siyasi tahlil olursa Suriye’ye dış müdahaleler biter, ülkenin toprak bütünlüğü ve egemenliği korunur, her türlü terörizm ortadan kalkar ve mültecilerin dönüşü mümkün olur. Riyad ve Kahire’den gelen sinyaller birbiriyle ilişkili. Esad’a resmi davetin konuşulduğu sırada Sisi sürpriz bir şekilde Cidde’ye gidip Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile görüştü. Bu, Sisi’nin Suudi Arabistan’a 9 yılda 15’inci ziyareti. Resmi açıklamaya göre görüşmede ekonomik işbirliğinin yanı sıra bölgesel sıkıntılar konuşuldu. Eski Mısır Dışişleri Bakanı Muhammed el Urabi, Riyad’daki Arap Birliği zirvesine atfen “Suriye bir sonraki kademede Araplarla kucaklaşabilir.

Mısır bunun için önemeli bir rol oynuyor” diyor. Mısır, Ürdün ve Irak arasında gelişen üçlü iştirakin bölgesel bir dinamizm kazanması için Suriye’nin çembere girmesi değer arz ediyor. Bunabir çemberin doğal olarak İran’ın tesirini azaltacağı düşünülüyor. Ayrıyeten İran’ın Riyad’dan sonda 40 yıldır ilgilerin maslahatgüzargâh düzeyinde sürdüğü Kahire ile de yeni sayfa açma gayreti sonuç verirse çapraz bağlantıların gelişmesi kolaylaşabilir. Irak Başbakanı Muhammed Şiya el Sudani, Tahran ile Kahire arasında arabulucu olmak istiyor. Pekin devreye girinceye dek Tahran-Riyad görüşmeleri Bağdat’ta gerçekleşmişti. Tahran, İran’ın artan tesirine 2004’te “Şii hilali kuruluyor” savıyla dikkat çekmiş olan Ürdün’le de benzeyenbir süreci başlatmayı umuyor. Körfez’in dayanağından faydalanan Tunus Devlet Başkanı Kays Said de 3 Ekim’deki kabine toplantısında 2012’de ilgilerin kesildiği Şam’a büyükelçi atanması için talimat verdi. Depremden sonra Umman’a ilk, BAE’ye ikinci ziyaretini gerçekleştiren Esad 3 Nisan’da Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun ile de bir telefon görüşmesi yaptı. Tebbun, Cezayir’in Suriye’ ile ikili ilişkileri güçlendirme kararlılığını dile getirdi. Özetle birbirini etkileyen birden fazla olağanlaşma süreçleri yaşanıyor. Suriye ile olağanlaşmanın ülkenin yeniden inşasına yönelik ekonomik işbirliği ve dayanışmaya dönüşmesi çok önemli ölçüde ABD ve AB’nin yaptırımlarda ne kadar ısrar edeceğine bağlı. BAE’nin Şam’daki elçiliğini yeniden devreye soktuğu 2018’den bu yana Suriye’ye takviyesi ‘insani yardım’ kapsamında kaldı. Kuşkusuz Suriye, Arap Birliği’ne dönebilirse şartlar daha da değişmiş olacak. Tekrar de süreç temkinli bir iyimserliği gerektiriyor.

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.